Paradigma Nedir?

tarafından
1
Paradigma Nedir?

Paradigma Nedir? Düşüncesi ile paradigma, bilim adamlarının yetiştiği ortam, düşünce biçimi, bilimsel başarı, gelenekler ve değerler, kuramlar, model ve stratejiler, metafizik kuramlar, herkesçe kabul edilen öğretiler, zamanında dünya görüşü gibi anlamlar ile kullanılmaktadır. Yunanca paradeigmata sözcüğünden türemiş olan paradigma sözcüğü yapı anlamına gelmektedir. Bu açıdan baktığımızda paradigmatik kelimesi bir model veya örnek iş görür anlamlarında kullanılmaktadır. Paradigma Nedir? sorusunun cevabı için konuyu biraz daha açalım.

Paradigmanın yaygınlaşabilmesi için çağının tanınmış ünlü düşünürleri veya bilim adamları tarafından kullanılmaya başlaması gerekmektedir. Yeni bir paradigmanın doğması ve revizyona uğrayabilmesi var olan sorunları çözememesi gerekmektedir. Bu başarısızlıkla birlikte artık eski paradigma taraftar bulamaz ve yeni paradigmalar ortaya çıkar. Buradan da anlaşılacağı üzere paradigmalar başarısızlığa her uğradığında yerini başka bir paradigmaya bırakırlar. Burada bilime hâkim olma ve sürekli gelişim, değişim olmasının asıl sebebi de bu paradigmaların değişimine hazır halde bulunmayı sağlamaktır. Dolayısıyla bu anlayış ile birlikte insanın ufku, bakış açısı ve bilgisi bilimsel anlayışın değişimin kaçınılmaz olduğunu ortaya koyacaktır.

Thoms Kuhn’un Paradigma Tanımlaması

Yunanca anlamı örnek veya örnek olabilen anlamına gelir. Kökten türetilen paradigma sözcüğü, Türkçeye çerçeve kavram olarak çevrilebilmektedir. Filozof Thoms Khun tarafından ortaya çıkmış, birçok alanda kullandıktan sonra yaygınlaşmıştır. Khun, bilimsel devrimlerin yapısı eserinde paradigma kelimesini farklı alanlarda kullanmıştır.

Bilim tarihinin her döneminde farklı paradigma düşünceleri olmuştur. Her bir araştırma anlayışı bir süre devam etmiş ve daha sonra cevaplayamayacağı sorular artınca da bu sorulara cevap verebilecek başka bir paradigma ile varlığını sürdürmüştür. Bilimsel paradigma çeşitlerine ve örneklerine bakalım.

Pozitivist Paradigma Nedir?

Bilimsel paradigmalardan biri olan pozitivist, kendinden en çok söz ettiren paradigma olmuştur. Bu yönteme göre insanı, doğa bilimleri ile düzenli ve şaşmaz araçlar, stratejiler ile anlamaya çalışır. Döneminin bilimsel araştırmasında hâkim konumuna gelen bu paradigma, toplumsal var olanlarının doğal var olandan herhangi bir farkının olmadığını, bu yüzden doğa bilimlerinden kullanılan açıklama yönteminin bu alanlarda da uygulanabileceğini ileri sürer. Pozitivist bilimsel araştırma sistemi doğa kanunlarının net ve kesin sistematiğinden yaralanarak tasarlanan deney, tahmin ve gözlem gibi yöntemleri kullanarak metafiziğin tüm temel dinamiklerine saldırmıştır. Böylece sadece doğa bilimlerinde yer alan tümevarım, bu paradigma ile sosyal bilimlerin öz alanına da girmiştir.

Post – Pozitivist Paradigma Nedir?

Pozitivist paradigma başarıları ve sorulara verdiği cevapların çokluğu sayesinde uzun yıllar var olmuştur. Ancak 20. yüzyıla girildiğinde pozitivizme yapılan sert söylemler ile birlikte pozitivist düşüncenin açıklayamadığı soru çokluğu sebebiyle yerini yeni bir anlayışa bırakmak zorunda kaldı. Böylece yeni bir paradigmaya ortaya çıkmanın zemini hazırlanmış oldu. Post-pozitivist ise kendisinden önce var olan pozitivist düşüncesinin daha ılıman şekli olarak karşımıza çıkar. Pozitivizmde araştırma ile araştırmacılar arasında ayrımlar vardı ve bu ayrımlar kesin çizgiliydi. Post-pozitivizm ise bu anlayışı değiştirip araştırmacı ve araştırmalar arasında etkileşim olmasını sağlamıştır. Böylece sosyal bilimlerin sorunlu alanları düzeltilmiş oldu. Burada geçerlilik, güvenlik veya tarafsızlık gibi kavramlar ortaya çıktı. Bu durum ile birlikte araştırmacı ve konu arasında iç içe olma imkânı sağlamış oldu.

Eleştirel Paradigma Nedir?

Eleştirel paradigma önemli bir bilimsel araştırma paradigmasıdır. Bu anlayışa göre iletişim araçlarının yayınlaşması ile birlikte bu araçlar insan hareketlerine etkisini araştırmak için çalışmalar yapmıştır. Böylece yeni dönemde ortaya çıkan kitle iletişim araçlarının incelenmesi ve sorgulanması sağlanmıştır. Bu eleştirel yaklaşım sayesinde diğer paradigmaların yetersiz kaldığı kitle iletişim araçlarının insana etkisine cevap vermiş ve araştırmaları yapmasını sağlamıştır.