Nominalizm nedir?

tarafından
1
Nominalizm nedir?

Nominalizm nedir? tanımını yapacak olursak, genellikle sadece adcılık olarak bilinmektedir. Var olan bütünsel kavramları gerçek dışı sayıp onların sadece birer ad olduğunu başka bir şey ifade etmediğini göstermeye çalışan bir öğretidir. Adcılık olarak nitelendirilen Nominalizm öğretisine göre genel bilgiler basit bir sesten başka bir şey değildir. Bunlar düşünce biçimlerinde kendilerince yakıştırdıkları birer ses bütünüdür. Kavramların adlardan ayrı ayrı birer gerçek varlıkları yoktur. Bu tanımlama ise Nominalizm Nedir? açıklamaya yetmekle birlikte örneklerle kavrayalım.

Mesela sandalye sadece bir addır. Bu ad dışında da başka hiçbir anlam ifade etmez. Gerçekliği ise bu addan başka şey değildir.

Bu düşünce şu mantık ile çalışmaktadır; eğer atalarımız sandalyeye, sandalye değilde televizyon demiş olsalardı biz şu an sandalyeye sandalye değil televizyon demiş olacaktık. Oysa atalarımız sandalye’ ye televizyon demediği için sandalye dediği için bizde sandalyeye sandalye demekteyiz. O halde bu adlar sadece kendi zihnimizde bu nesneye yakıştırdığımız birer addan başka bir şey değildir.

Adcılık Yani Nominalizm Nasıl Ortaya Çıktı?

11 yüzyılın sonlarına doğru papaz Roscelinus’ un geliştirmiş olduğu bir felsefi düşüncedir. Bu öğreti, zamanında kiliseyi ve kilisenin işleyiş biçimini etkilemiştir. Burada bu düşünceye göre var olan tüm soyut varlıklar sadece birer addır. Başka bir şey değildir. Bu düşünce aslında soyut kavramlardan olan Tanrı’ nın sadece birer ad olduğunu ve bu addan başka bir şey olmadığını varsaymaya başlamıştır. Tabi ki bu düşünce biçimi sayesinde de Tanrının varlık ve yokluğuna girmeden sadece bir ad olduğunu söylemesi kilisenin yapısında değişikliğe sebebiyet vermiştir. Bu düşünce yüzünden dinlerin temel yapıları sarsılmıştır. Böylece Tanrı gibi kavramlar gerçekliğin dışına çıkmış oldu.

Genel kavramlar gerçek sayılmazken dinin de gerçek sayılmayacağı yargısı ortaya çıkmıştır. Bir süre sonra bu düşünce Orta Çağ dönemimde dinin tüm temelini sarsması sebebiyle kilise tarafından dinsel sapkınlık düşüncesi olarak nitelemesine yol almıştır.

Tabi ki bu düşünce Orta Çağ’da büyük tartışmalara sebebiyet vermiş ve gerçekçiler öğretisini savunan kişilerle aralarında tartışmalar başlamıştır. Bu tartışmalar Tümeller tartışması olarak geçmektedir.

Nominalizm Temsilcileri ve Savunucuları

Bir papazın ortaya attığı ve çıkardığı bu düşünce sistemi daha sonra birçok filozof tarafından kabul edildi. Ancak kabul eden filozoflar olduğu kadar bu düşüncenin eksik yanlarının olduğunu dile getiren filozoflar da olmuştur. Böylece Orta Çağ da hararetli düşünceler tartışması başlamış oldu. Bu düşünce biçimi dinsel yapıları ve düşünceleri yerle bir edip sadece addan ibaret olduğunu savunmaya gitmiştir. Burada önemli bir hususun altını çizmek istiyorum. Tanrının varlığı veya yokluğu tartışma konusu olmamıştır. Sadece adının bir anlam ifade etmediğini sadece bir addan oluştuğunu savunmaktadırlar.

Stoacılar ve Epikurosçular adcılık düşüncesini savunanlardandır. Antishenes ve Platon ise gerçek genel ideleri savunmuştur. Antishenes ise bu düşünce biçimi için şöyle demiştir. Atı iyi görüyorum; ancak atlıkı göremiyorum. Sözü ile öğretinin durumunu anlatmıştır. 14 yüzyıla gelindiğinde Aristotelesçiler bu öğretiyi yeninden gün yüzüne çıkardı ve onu daha doğru biçimde yorumlaır. Din ve dünya işleri yani somut veya soyut kavramları birbirinden ayırarak düzenlemişlerdir. Böylece adcılık 18 yüzyıla kadar kabul edilmiş olup duyumcular tarafından da kabul edilmiştir.

Görüldüğü üzere adcılık ilk ortaya çıktığında somut ve soyut kavramları ayırmadan tüm adlar için aynı düşünce biçimini kullanmış olması tepkilere sebebiyet vermiştir. Oysa somut olaylar için gerçek anlamda doğru kabul edilebilirken soyut kavramlara gelindiğinde ise zaten soyut olan bir şeyleri soyut yokluk ile yok saymak mantık ilkelerine aykırı idi. Tabi ki zaman içerisinde daha ehli kişilerce bu düşünce sağlam temellere oturtuldu.