Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

tarafından
346
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Liberalizm Nedir?
Özetlemek gerekirse bireyi temele alan ideoloji ya da politika felsefesi anlayışı liberalizm olarak geçer.

Bireyi temele alan ideoloji ya da politika felsefesi anlayışı liberalizm olarak geçer. Hakikaten de liberal fikir kişinin yüksek önemiyle ilgili bir inancı ifade eder. Başka bir deyişle, bireycilik liberalizmin ontolojik aslı olup kişinin kendisi de moral, politik, tutumsal ve kültürel varoluşun temelini meydana getirir. Toplumsal ve politik çözümleme ile değerlemenin amaçları açısından hakkaten mühim olanın fert ya da şahıs bulunduğunu korumak için çaba sarfeden liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar naturel ve lüzumlu bir şey olması imkansız. Bununla beraber, bu ilgi ikincil olup esas kıymetli olan fert ve kişinin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır. Liberalizm açısından cemiyet ne kadar mühim olursa olsun, fert hem toplumdan daha gerçektir hem de ondan ilkin gelir. Bu öncelik normal olarak metafiziksel olmasıyla birlikte, moral ve politik bir önceliktir. Liberalizmde değerlerin de kendisine bağlı olduğu fert, ahlaklılığın ve hakikatin mihenk taşı olmak durumundadır. Bu yüzden, liberalizm tek tek her kişinin eşit ve en yüksek değere haiz bulunduğunu kabul eder. Liberalizm insan doğasıyla ilgili olarak son aşama iyimser bir görüşe haizdir. Burada onun çıkış noktası, insanların doğuştan getirmiş olduğu hiçbir fikir olmadığını; çevrenin, yetişme koşulları ve deneyimin insanı bir tüm olarak şekillendirdiğini öne devam eden İngiliz düşünürü Locke’tur.

Klasik liberaller açısından bu durum her tür elitizmin, iktidarın bazı hanedanlarda olmasını temin eden politik hiyerarşilerin reddedilmesiyle sonuçlanır; yeni liberaller içinse o, her kişinin, gerçek bir eğitim hakkına ve gelişme açısından uygun fırsatlara haiz olma hakkını ifade eder. Kurucu düşünürü Locke olan klasik liberalizmde fert, bir çok vakit kendi içine kapalı, “kendi öznelliği içine hapsolmuş” ve ötekilerden büyük seviyede yalıtılmış yalnız bir varlık olarak anlaşılır. Bu açıdan bakıldığında, kişinin naturel bir hak olarak bedenine haiz olduğu, bedenin sınırlarının kişinin sınırlarını oluşturduğu söylenebilir. Bu görüş, pek oldukça durumda kişinin bedeninin ve onun bilumum kapasitelerinin sahibi olması ve dolayısıyla, topluma karşı hiçbir borcu olmaması anlamında “mülkiyetçi fert” teorisiyle ilişkilendirilir. Burada, kişinin ürettiği mallar, bedenle ilgili iyelik haklarının bir uzantısı olarak değerlendirilir. Liberalizmde doğallıkla, bireysel arzu ve çıkarların egemen olması gerektiği düşünülürken akıl kişinin amaçlarına erişebilmesinin yegâne aracı olarak değerlendirilir. Her kişinin naturel olarak kendi arzu ve çıkarlarının peşinden gittiğini, onun tanı m gereği kendi çıkar ve ilgilerinin biricik yargıcı bulunduğunu korumak için çaba sarfeden liberalizme bakılırsa, kurumlar fertleri yargılayamaz. Bireyler yalnızca kendilerinden görevli tutulabileceklerinden ve bireysel iyi biricik iyi olduğundan, kolektif ya da toplumsal bir mesuliyet olması imkansız.  Kişinin en yüksek kıymet deposu olması sebebiyle, onu sınırlayabilecek bir moral ya da politik öğreti olamayacağını öne devam eden liberalizm açısından kişinin amacı, onun kendisini gerçekleştirmesinde yatar.

Liberalizmin Özellikleri Nedir?

Liberalizm açısından, bireysellik dediğimiz şey de daha gelişmiş ve yetkin bir yaşam doğrultusunda yaşanmış olan bir gelişme sürecinden başka bir şey değildir. Bu yüzden, bazen kişinin kişisel gelişiminin karşılıklı bir dayanışmayı gerektirdiği söylense de, kişinin kendisini başkaları, en azından cemiyet adında olan kurgusal bir yapım ya da kendilik için feda etme benzer biçimde bir amacı olması imkansız. Kişinin kendi yaşamı, bekası ve gelişimi tek kıymet ölçütü olup buradan liberal etiğin temelinin egoizm yada egoizmin rafine edilmiş versiyonu olarak “en yüksek sayıda insanoğlunun en büyük mutluluğunu” temele alan yararcılık olduğu sonucu çıkar. Rasyonel bir yaşam, kişinin kendisini gerçekleştirdiği, kendi çıkarlarına bakılırsa yaşamış olduğu bir yaşam olduğuna bakılırsa, bu şekilde bir yaşam ihtimalini en yüksek düzeye çıkaran düzenleme biçimi özgür pazar ve dolayısıyla, kapitalizmdir.  Demek ki liberalizmle kapitalizm ve ayrıca demokrasi içinde yakın bir ilişki olup bilhassa klasik liberalizm, işlevi bir tek ulusal düzeni ve kişisel güvenliği sağlamakla sınırı olan minik ya da minimal devlete vurgu yapar. Liberaller, dolayısıyla ödüllerin bireysel beceri ve oldukça emek harcama esasına bakılırsa dağıtıldığı liyakat esaslı bir toplumu hedeflerler. Oysa yeni ya da çağıl liberalizm devlete karşı daha pozitif yönde bir tavır takınır. Toplumsal yada refah liberalizmi olarak da geçen yeni çağıl liberalizmin temelini oluşturan bu yaklaşıma bakılırsa, devlet müdahalesi yardımıyla bireyler, varlıklarını tehdit eden toplumsal kötülüklerden korunur. Klasik liberalizmden çağıl liberalizme geçişle beraber, bir tek devlet tasavvuru değil, özgürlük anlayışı da değişmiş olur.

Liberalizmin Temsilcileri Kimlerdir?

Klasik liberalizmde özgürlük bireye getirilecek dış kısıtlamaların olmaması anlamında negatif özgürlüktür. Oysa yeni liberalizmde özgürlük ile bireysel gelişim içinde bağ kurulurken o pozitif bir özgürlük olarak anlaşılır. Fakat her ikisinde de devletin tüm yurttaşlar için hoşgörü ve vicdan özgürlüğünü temin eden politikalar sürdürerek özgürlüğü güvence altına alması esastır. Gene liberalizm, her iki şekliyle de devletin bireylerin kendi yaşam planlarını oluşturdukları alanın haricinde kalması icap ettiğini ifade eder. “Liberal yansızlık ilkesi” olarak geçen bu ilkeye bakılırsa, devlet hususi alana karışmamalı ve cemiyet içinde mevcud çeşitli dinî, kültürel ve etnik gruplara karşı yansız davranmalıdır. Liberalizmin en mühim temsilcileri içinde Locke, Mill, Thomas Hill Green, Isaiah Berlin ve Rawls bulunur.