Kene

Keneler tropik ve subtropik iklim özelliklerine sahip bölgelerde yaygın olarak yaşayan canlılardır. Yaşamak için kan emerek beslenmek zorundadır. Kan emmek için konak seçimi yapmazlar. Memeli, sürüngen kanatlı hayvanlar ve ya insanlardan kan emebilirler. Ayrıca, kan emdikleri canlılar arasında viral, riketsiyal, bakteriyel ve protozoan hastalık etkenlerini taşıma ve bulaştırma yolu ile birçok hastalığın çıkış ve yayılışında rol oynarlar. Türkiye’nin subtropik iklim kuşağında yer alıyor olması, coğrafik yapısı gibi özellikler nedeni ile birçok kene türünün üreme ve gelişmesi için çok uygun bir ortam oluşturmaktadır. Ülkemizde yaygın olarak bulunduğu bildirilen kene türleri aşağıda verilmiştir.

Yumuşak kenelerden: Argas persicus, A. reflexus, Ornithodorus lohorensis’in yaygın oldukları bildirilmiştir. Bunların yanında A. vespertilionis, Ornithodorus coniceps, O. tholozani ve Otobius megnini türlerinin daha az yaygın oldukları ancak ülkemizde var oldukları bilinmektedir. 

Sert kenelerden ülkemizde yaygın olan türler ise; I. ricinus, H. anatolicum anatolicum, H. a. excavatum, H. detritum, H. marginatum, H. aegyptium,  Rhipicephalus bursa, R. sanguineus, R. turanicus, Haemopyhsalis punctata, H. parva, H. sulcata, H. numidiana, H. inermis, Dermacentor marginatus, D. nivens, Boophilus annulatus, olarak bildirilmiştir.  I. hexoganus, H. dromedari, A. variegatum, H. concinna, B. kohlsi türleri ise ülkemizde varlıkları bildirilmiş yaygınlıkları az olan türlerdir (Kaya, 2008).

Keneler pire yada bite benzemezler fakat örümcek ve akarlar gibi eklem bacaklılar sınıfına aittir. En kolay görülen özelliği ayaklarıdır. Ayaklar 3 yada 4 çift olabilir. Keneler genel kan emicilerdir ve hayata kalabilmeleri için bir konakçıya ihtiyaç duyarlar. Beslenmek için  kancalarını konakçının üzerine batırarak yapışır. Keneler sadece omurgalı (hayvan ve insan) hayvanların kanları ile beslenir. Keneler konakçısının üzerine atlayamazlar. Fakat sadece fiziksel temas ile taşınma olur. Keneler genellikle uzun otlarda bulunur. Kenelerin kafalarında delme ve emme organları bulunmaktadır. Kenenin ilk iki bacağında duyu organları bulunur. Bu bacaklarla kurbanlarına tutunurlar. Solunumlarını son iki bacaklarla yaparlar. Üreme organları alt karın bölgesinde bulunur. Kenelerin normal büyüme döngüleri 4 esas basamaktan oluşur. Bunlar yumurta, larva, nimf (tam gelişmemiş kene) ve ergin dir. Keneler her bir yaşam basamağı için bir konakçıya gereksinim duyarlar.


İki önemli kene ailesi vardır. Bunlar Ixodidae (sert keneler-) ve Argasidae (yumuşak keneler)’dir. Sert kenelerin (Ixodiae-) dış kabuklarını ve kafarlarını ağızlarını dıştan görmek mümkündür. Erkek kenenin bütün vücudu bir tür koruyucu madde ile kaplıdır. Dişilerde bu koruyucu alan küçük bir kısımdır. Dişi kenelerin karınları fazla miktarda kan emmeleri nedeni ile normal boyutlarında çok fazla şişerler. Erkek kene asla dişinin ulaştığı kadar iriliğe ulaşamaz. Sert keneler konakçısının vücuduna yapıştıktan sonra 10 gün kalır. Bu sürede kendi vücut ağırlığının 200 katı kan emebilir (Anonim, 2008a).

Kenenin Bulaştırdığı Hastalıklar

Bir kene ısırığı çok tehlikeli hastalıklara neden olabilir. Bu virüsler çok çeşitli olup kişiden kişiye değişiklik gösterir.  Avrupa’da en yaygın olarak görülen Lyme-Borreliose ve FSME virüsleridir. Kenenin bulaştırdığı virüsler bazı belirgin semptomlar gösterir: 

Lyme-Borreliose: Ateş ve baş ağrısı, beyin zarı iltihabı ve kalp problemleri

FSME: Ateş; baş ve eklem ağrısı, bazen de menenjit.

Tularemia: Ateş ve baş ağrısı, çok tehlikeli olabilir.


Mittelmeer- Fleckfieber (Akdeniz Ateşi) : Çok yüksek ateş ve tipik alerjik reaksiyon.Ehrlichiosis: Ateş; baş, sırt ve adale ağrıları.Kırım-Kongo kanamalı ateşi: Keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli bir mikrobiyal etken tarafından neden olunan ateş, cilt içi veya diğer alanlarda kanama ile bulgular ile seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur. Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür. Bu süre en fazla 9 gün olabilir. Nairovirüs 10 nm boyunda bir virüstür. Yapısında RNA, heliksel kapsidi ve zarflı virüs vardır. Kanda 40°C derecede 10 gün yaşayabilirler. Ultraviyole ışınlar ile hızla inaktivite olabilirler (Anonim, 2008a).  Hastalığın belli başlı belirtileri : Ateş, kırgınlık, baş ağrısı, yüz ve göğüste kırmızı döküntüler, gözlerde kızarıklık, gövde kol ve bacaklarda morarıklık, burun kanaması, dışkı ve idrarda kan görülmesidir. Ölümler karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezliğinden olmaktadır.

1. Kırım Kongo Ateşi hastalığına sebep olan virüsü taşıyan kene ORNITHOPHILE HYALOMMA dişi kenesidir. 30 çeşit türü vardır.

2. Çiftlik hayvanlarında bulunur. Koyun, keçi, sığır, deve…

3. Hayvanlarda bu keneler ölümlere yol açmaz ancak keneli hayvanların kanından, etinden, sütünden bu virüsü insanların alma riski vardır.

4. Hasta kişinin (insan) kanından, dışkısından, vücut sıvılarından, idrardan diğer kişilere virüs yayılabilir.

5. Tedavi olarak kullanılan tek bir ilaç olan N.Ribavirin (Bu ilaç araştırma aşamasındadır)

Kırım Kongo Ateşi kene hastalığı ile ilgili birkaç çarpıcı örnek:

6. 12. yüzyılda Tacikistan’da aşırı kanamalı hastalık olarak 1100 kişi keneden ölmüş

7. 1940’lı yıllarda özellikle Kırım yarımadasında çiftçiler ve askerler arasında yaygın olarak ortaya çıkmıştır.

Keneler her bölgede ve her insanda değişik hastalıklar yayabilirler. Avrupa’da kene ısırığından sonra ortaya çıkan hastalıkların başlıcaları FSME ve Borreliose hastalıklarıdır. Ancak bu demek değildir ki bu hastalıklar sadece Avrupa’da görülür. Aynı şekilde Kırım Kongo hastalığına Avrupa’da ve Balkanlar’da da rastlanmaktadır.

Bilinmelidir ki; keneler diğer hayvanların üzerinde tüm dünyayı gezebilmektedirler. Şu anda bilim adamları halen kene ısırıklarının niçin değişik hastalıklara neden olduklarını bilememektedirler. Sonuç olarak şu söylenilebilinir ki; keneler dünyanın her yerinde tehlikeli virüsleri insana veya hayvana aktarmakta sonu ölüme kadar gidebilen kalıcı hastalıklara neden olmaktadırlar.

0-6 yaş çocuklarında ise kene tarafından aktarılan virüsler çok az etkili olabilmektedir. Almanya Stuttgart’ta bilim adamları tarafından yapılan son araştırmada tütünden elde edilen,  kene ısırığının etkisini azaltacak aşı üzerinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Her kene hastalığının değişik tedavi metotları mevcuttur.

Yumuşak kenelerde (Argasidae) vücut şekli oval ve kafa ve ağız vücut altında gizlidir. Yumuşak keneler genellikle kuşlara ve kemirgenlere yapışırlar. Bu keneler insanlara da yapışabilir. Yumuşak keneler yarık ve çatlaklar, kemirgen hayvanlar yada çukurlarda  yaşar. Sadece beslenmek için ortaya çıkarlar. Yumuşak keneler HİV dahil sıtma ve artan vücut ısısı şeklinde hastalıklara neden olurlar.Kene ısırılma riski herkes için vardır

Kene vücuda ulaşır ulaşmaz deri yüzeyinde ısırmak için en iyi alanı arar. Kene kan dolaşımının yoğun olduğu bir yerden yavaşça azıcık ısırır. Kene burada yaklaşık 10 gün süreyle yapışık kalır. Tabi ki erken dönemde fark edilip uzman kişilerce oradan uzaklaştırılmazsa. İnsan kenenin ısırdığını his etmez.  Çünkü; kene salyası içinde olan bir tür uyuşturucu salgılar.

Kimler Risk Altındadır?

Hastalık genellikle meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıksa da herkes risk altındadır. Ancak;

• Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar

• Ziraat Mühendisleri (Zooteknisiler)

• Veteriner hekimler ve diğer yardımcı sağlık personeli

• Kasaplar

• Mezbaha çalışanları

• Sağlık personeli özellikle risk gurubudur.

• Kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar da risk altındadır (Anonim, 2008c).

Keneler ile bulaşık Olan Bölgelere Girmekten Kaçının. Keneler ile bulaşık bir bölgede bulunmanız halinde, uzun boylu bitkilere değmekten kaçının, pantolonunuzun paçasını çorap içine koyarak geçin. Sonrasında vücutta kene kontrolü yapın.

Vücutta Kene Kontrol Yerleri

Genelde vücudun sıcak yerlerini seçerler. Keneler vücutta aşağıda belirlenen yerlere yapışabilir.

Bunun için;

• Koltuk altı

• Ense ve Kulak içi ve çevresi

• Göbek deliğinin içi

• Eklem yerleri (Dizlerin arkası)

• Saç ve kıllı bölgelerin içi ve çevresi

• Karın, genital bölge ve bacak arası

• Bel çevresi ve vücudun tamamını kontrol edin!!!!Kenenin Vücuttan Uzaklaştırılması

Kenenin vücuttan en kısa sürede tamamen (hiçbir parçası kalmadan)  uzaklaştırılması son derece önemlidir. Kene çıkarılırken çok dikkatli olunmalıdır. Aşırı sıkıştırmak yoluyla ezilmesi hastalık bulaştırma riskini artırır. Çeşitli metotlarla (yağla, cımbızla, elle, iple…) çıkarılmaya çalışılırken stres ve baskı altında bulunan kene, hızla salgıladığı sıvı ile çok tehlikeli bakteri ve virüsler aktarmaktadır. Geçirilen her bir dakika hastalığı kapma açısından riski arttırmaktadır. Kene, uzmanı tarafından çıkartılmalıdır. Aslında her kenenin hastalık taşımadığını da unutmamak gerekir.

Eğer vücudunuzda keneye rastlarsanız;

Sakin olunuz.

Bu noktada önemli olan keneyi uygun bir şekilde uzaklaştırmaktır.

Eğer mümkünse bir sağlık kuruluşuna baş vurun. Değilse;

Keneyi çıkarmak için cımbız benzeri bir alet bulun.

Keneyi tam olarak deriye en yakın noktadan kavrayın. Bu nokta kenenin ağız

parçalarına karşılık gelir.

Cımbızı yavaşça yukarı doğru çekin.

Bu çekme esnasında keneyi ezip parçalamayın. Çünkü kenenin vücudunda

bulunan sıvıda virus olabilir!

Keneyi vücuttan uzaklaştırmak için alkol, kolonya, oje, aseton, gaz, petrol

ürünleri ve benzeri kullanmayın!

Bu maddeleri kullanırsanız virusu alma riskiniz artar. Çünkü kene refleks olarak tükürüğünü bırakabilir.

Keneyi çıkarma esnasında ağız parçası kopabilir. Ancak bu parça herhangi bir sıvı içermediğinden büyük ihtimalle zararsızdır.

Keneyi uzaklaştırdıktan sonra bölgeyi temizleyip sabunlu su ile yıkayın.

Daha sonra en yakın sağlık kuruluşuna başvurun!

Unutmayın! Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak bilinen hastalık ölümlere neden

Olmaktadır (Anonim, 2008abc)

Kene Isırmasından Nasıl korunur

En iyi korunma kene bulunabilecek alanlardan uzak durmaktır. Eğer bu alanlarda bulunmak durumunda isek de kenenin yapışmasını en aza indirecek önlemeler almalıyız.

  • Uzun kollu giysiler ve pantolon giyilmesi
  • Pantolonun paçalarının çorap içine konulması
  • Açık renkli giysiler giyilmesi (Eğer kene vücuda geçerse kolaca görünsün diye)
  • Deri yüzeyine kene kovucu ilaç uygulanması şeklinde sıralanabilirdir.

Avrupa´da en önemli önlem olarak kene aşısı yapılmaktadır. Bu aşı daha çok tatilciler, izciler, kampçılar, ormancılar ve sporcular tarafından tercih edilmektedir. Keneler, 0-3 yaş arasındaki çocuklarda çok fazla etkili olamadıkları için aşı küçük yaştaki çocuklara yapılmamaktadır. Ancak doktorlar tarafından 6 yaşın üzerindekilere tavsiye edilmektedir (Anonim, 2008a).

Kırım-Kongo kanamalı ateşinde(KKKA) etken nedir?

Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin meydana getirdiği, Bu grup virüsler, 100 nm (nanometre) büyüklüğünde, Ribonükleik asit (RNA) içeren, heliksel kapsidli ve zarflı virüslerdir (Anonim, 2008c).

Kırım-Kongo kanamalı ateşi nedir?

Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), Nairovirüslerin neden olduğu ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden kene kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.

İnsanlarda klinik ve subklinik olarak seyreden, kenelerin vektörlük yaptığı ve insanlarda sendromlar halinde görülen önemli bir enfeksiyondur. İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli hastalıklar, kanamalı ateşler, poliartrit ile ön plana çıkan sendromlar şeklinde görülür (Anonim, 2008c).

Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusunun kimyasal ve fiziksel etkenlere karşı duyarlılığı nedir?

Nairoviruslar dayanıksızdır, konakçı dışında yaşayamazlar. Bu viruslar 56ºC’de 30 dakikada inaktive olur, kanda 40 ºC’de 10 gün yaşayabilir, %1 hipoklorit ve %2 gluteraldehite duyarlıdır ve ultravviyole ışınları ile hızla inaktive olur. Ribavirine invitro duyarlıdırlar(Anonim, 2008c).

Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusu insanlara nasıl bulaşmaktadır?

İnsanlar virüsü; Enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile, Enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında temasla, Viremik hayvanların kan ve dokuları ile temasla, Viremik hastalarla (kan ve diğer vücut sıvıları)temas ile olmaktadır (Anonim, 2008c).

KKKA virusunun bulaşmasına etken olan kene nedir? yer yüzünde kaç türü bilinmektedir?

Ülkemizde halk arasında kene, sakırga, yavsı, kerni gibi isimlerle bilinmektedir. Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup dünyanın her bölgesinde yaşamaktadırlar. Keneler morfolojik olarak diğer artropodlardan farklı olup, vücutları tek bir parçadan oluşmuştur. Vücudun ön tarafında ağız organelleri yer almaktadır. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene türü bilinmektedir (Anonim, 2008c).

Hastalık oluşması ve bulguları:

Hastalık genellikle kene ısırığı ile virüsün bulaşmasından 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Bu süre en fazla 9 güne kadar uzayabilir. Hasta hayvanın kan ve vücut sıvıları bulaşmış ise bu durumda hastalığın ortaya çıkışı 13 güne kadar uzayabilmektedir.

Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kolbacak ve sırtta şiddetli ağrı ve belirgin iştahsızlık bulguları ile başlar. Bazen kusma, karın ağrısı ve ishal olabilir.

İlk günlerde yüz ve göğüste küçük cilt altı kanamaları, gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda bir yere çarpmış gibi cilt altı kanamalar oluşabilir.
Burun kanaması, kanlı kusma, kanlı dışkılama, kanlı idrar görülebilir. Vajinal kanamaya da rastlanabilir.

Ağır olgularda hepatitkaraciğerböbrekakciğer yetmezlikleri oluşabilir.

Tedavi: Diğer çoğu virüs hastalıklarında olduğu gibi bu hastalığın da doğrudan bir tedavisi ve etkili bir ilacı olmayıp daha çok destek tedavisi ve bulguları gidermeye yönelik tedaviler ve bazı antivirütik ilaçlar uygulanmaktadır.

Erken dönemde başlanılan destek tedavi daha başarılı sonuç vermektedir. Geç başlanılan tedavi ve ağır seyredebilen hastalık öldürücü olabilmektedir.
Hastalığa karşı aşı çalışması yürütülmekle birlikte henüz koruyucu bir aşı geliştirilememiştir (Fırat, 2008).

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir