Hermeneutik Nedir?

tarafından
1
Hermeneutik Nedir?

Hermeneutik Nedir?

Hermeneutik ya da hermenötik, düşünce felsefesinde sıkça rastlayacağınız terimlerden birisidir. Kaba tanımı ile yorum bilgisi anlamına gelmektedir. Hermeneutik terimi, daha derin anlamı ile, yorumcu ve metin ilişkisi arasındaki bağı ifade etmektedir. Oldukça eski bir kelime olan Hermeneutik, genellikle dini kitaplar için kullanılmaktadır. Yani yorumcu ve dini kitaplar arasındaki ilişkiden söz edildiğinde, Hermeneutik kelimesi sık sık geçer. Dini kitapları tefsir edenlerin (yorumlayanların), bu eylemi yaparken uyması gereken kuralları ve hangi yolları izlemesi gerektiğini, Hermeneutik kelimesi anlatır.

Hermeneutik Kavramının Kökeni Neye Dayanmaktadır?

Hermeneutik kelimesinin kökeni, çok eski çağlara dayanır. Bu terimin etimolojisi incelendiğinde, kökeninin Tanrıların mesajlarını ölümlülere ileten Hermes’ten geldiği sanılmaktadır. Hermes’in, Tanrıların ölümlülerden istediklerini, onların anlayacağı bir dilde çevirerek onlara ilettiğine inanılmaktaydı. Bu bağlamda değerlendirildiğinde, Hermeneutik yani yorumlama teriminin, Hermes ile arasındaki metaforik bağ daha iyi anlaşılmaktadır. Bu nedenle Hermeneutik kelimesi, metafizik bir boyuttan, ötelerden dünyaya aktarılmak istenen bir mesajı, o anda var olan biçimiyle dünyaya uyarlama olarak nitelenebilir.

Hermeneutik kelimesi, bu anlamıyla ilk defa 1654 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde, özellikle Protestanlar tarafından hâlâ bu anlamıyla kullanılmaya devam ettiği görülür. Hermeneutik teriminin, Yunanlılardan sonra 17. yy’da da kullanılmaya devam ettiği bilinmektedir. Bu dönemde, kutsal kitapların yorumlanmasında da Hermeneutik bir yordama başvurularak kitaplarda Tanrının apaçık bahsetmediği şeyler hakkında yorumlama yapılmış ve kutsal kitapların içerisinde yer alan bilgiler açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır.

Hermeneutik Düşünceye Yakın Ünlü Düşünürler

Tarihte Hermeneutik düşünceyi benimseyen düşünürlerin oldukça fazla olduğu görülmektedir. Ancak bu konudan söz edildiğinde akla ilk gelen isim, Alman filozof Friedrich Schleiermacher olmaktadır. Çünkü Schleiermacher, Hermeneutik düşünceyi tarih boyunca epistemoloji çerçevesinde inceleyen ilk düşünürdür; hatta 19. yüzyılda, Hermeneutik Üzerine Dersler adıyla bir kitap da yazmıştır. Schleiermacher Hermeneutik düşünceyi bu eserde “tüm metinleri anlama yöntemi” olarak tanımlanmıştır. Böylece Hermeneutik düşünce evrenselleşmiş ve sadece dini kitapların yorumlanmasına anlamıyla sınırlandırılmaktan çıkmıştır. Günümüzde Hermeneutik terimi sadece dini kitapları ve metinleri anlamakla sınırlı değildir. Schleiermacher, semantik içeriğini geliştirdiği Hermeneutik terimiyle, kendisinden sonra Hermeneutik düşünce üzerine çalışan düşünürlere yol gösterici olmuştur.

Schleiermacher dışında bu düşünce modeli üzerinde çalışmalar yürüten diğer düşünürlerden birisi de Dilthey’dir. Dilthey, Hermeneutik düşünceyi insan bilimlerine sunmuştur. Dilthey aynı zamanda dünyanın nesnel olarak bilinebileceğini de savunan bir düşünürdür. Hermeneutik düşünce üzerinde Martin Heidegger, Hans-Georg Gadamer gibi filozofların da değerlendirmeleri olmuştur.

Hermeneutik Düşüncenin Etki Ettiği Alanlar

Hermeneutik düşüncenin etki ettiği birçok alan vardır. Teoloji, kavramın temel anlamı itibariyle bu alanların başında gelse de edebiyat, sosyoloji gibi alanlar da Hermeneutik düşünceden nasibini almıştır.

Hermeneutik kavramı, zaman içerisinde tam anlamıyla evrimleşmiştir. Özellikle batı toplumlarında, yeni anlamsal açılımlarla zenginleşmeye devam etmektedir. Hermeneutik, Amerika’da felsefeci Rorty sayesinde tanınan bir kavram olmuştur. Rorty, Hermeneutik’in epistemolojik bir özelliğe sahip olmadığını savunmaktadır.

Alman felsefeci ve sosyolog Jürgen Habermas da Hermeneutik üzerine birtakım çalışmalar yapmıştır. Jürgen Habermas, bu çalışmalarının sonucunda, Eleştirel Hermeneutik kavramını ortaya koymuştur. Eleştirel Hermeneutik kavramı ile sosyoloji arasında bir ilişki kurulabilir. Zira eleştirel hermeneutik, basitçe ifade etmek gerekirse, insan varlığında maddi ve ekonomik etkilerin belirleyici olduğu savını dile getirmektedir.