Gözün Yapısı

Önde ışığın girmesi için “pupil=göz bebeği” denen küçük bir açıklık vardır.

Pupilin daralmasını sağlayan etkenlerin başında ışık, yakın cisimlere odaklanma, anestezi, omuriliğin boyun kısmındaki bozukluklar, uyku hali (yapmacık uyku halinde bu kasılma görülmez), uyuşturucu alınımı, büyük acı ve ön göz sıvısının boşalması gelir.

Pupilin genişlemesini sağlayan etkenler ise karanlığa ve uzağa uyum, korkma ve ürkme, ölüm esnası; atropin, kokain ve adrenalin gibi ilaçların alınımı, adrenal bezlerin çok çalışması, derin anestezi, duyusal sinirlerin çok kuvvetli uyarımı.

Işığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan “mercek” ve ışığa duyarlı bir film ödevi gören “retina” tabakası gözün ana kısımlarıdır.

Göz küresi üç tabakadan (tunica) oluşmuştur.

Birinci tabaka en dıştaki tabakadır; yoğun fibröz dokudan meydana gelmiştir. bağ ya da sert tabaka = tunica fibrosa ismini alır. Bu tabakanın büyük bir kısmı (arka ve yan) opaktır (yani saydam değildir) ve “sclera” olarak adlandırılmıştır. Scleranın ön kısmı ışığın girmesi ve toplaması için saydamlaşmıştır. Bu kısım da “cornea” adını alır. Korneanın dış yüzü tabakalı bir epitel ile örtülüdür. Bu tabakaya “conjunctiva” denir. Kornea gececi hayvanlarda zayıf ışığın daha iyi toplanabilmesi için kural olarak daha büyüktür. Normal olarak hücre arasından akan lenf sıvısıyla beslenir fakat hastalık halinde kan damarları kenarlardan ortaya doğru uzanarak beslenmeyi sağlamaya çalışırlar (göz kanlanması).

İkinci tabaka bol pigment içeren, süngerimsi yapıdaki “damar ve pigment tabaka”, yani “choroid kılıf” (tunica vasculosa)’dır. Dıştaki pigmentli tabaka içteki yansıyan ışınları emerek, görüntünün bozulmasını önler. Pigment tabakasının altında bulunan damar tabaka kısmı ise retinanın beslenmesini sağlar. Koroyit kılıfın ön kısmı, retinanın duyarlı olmayan kısmıyla beraber merceğin ön kısmına uzanır ve “iris” i yapar. İris üç tabakadan yapılmıştır. Dışta epitel tabaka, ortada fibröz tabaka ve yine içte pigmentli bir tabakadan yapılmıştır. Pigmentten dolayı ışığa geçirgen değildir. İris ışığın mercek hariç, diğer kısımlardan göz içine girmesini önler. İris içerisindeki yuvarlak ve ışınsal düz kasların kasılıp gevşemesi, pupilin açılıp  kapanmasını ve dolayısıyla göze giren ışığın miktarını düzenler. Koroyidin iris civarında kalınlaşmış kısmı “ciliaris=kirpiksi cisim” i yapar. Bu yapıdan merceğe uzanan “zonula lifleri=asıcı bağlar” merceğin ortada tutulmasını sağlar. Siliyaris içerisindeki “musculus ciliaris” denen kaslar, zonula lifleri aracılığı ile merceği etkileyerek görüntünün retina, daha doğrusu sarı leke üzerine düşmesini sağlarlar. Merceğin etrafında yaklaşık 70 kadar asıcı bağ vardır.

Üçüncü tabaka retina (tunica nervosa) göz küresini en içteki tabakasıdır “ağ tabakası” denir. Bu tabaka koroyit ve sinir tabakayla iç içedir. Bu üç tabakayı delerek (delme noktasına “kör nokta” denir ve burada ışığa duyarlı hücreler bulunmaz) göz küresi içerisine giren sinir demetine “optik sinir” denir.

Göz küresinin içi, jelatinimsi, kıvamlı bir sıvıyla doludur; buna “corpus vitreum veya vitreus humor” denir. Retina ile mercek arasındaki boşluğu doldurarak merceğin yerinde kalmasını sağlar. Sulumsu bir sıvı “aqueous humor” da iris ile mercek arasındaki “arka oda”cığı ve iris ile kornea arasındaki “ön oda” cığı doldurur. Bu sıvı, kirpikli cisim tarafından devamlı olarak salgılanır ve korneanın kaidesindeki “schlemm kanalı” ile boşaltılır. Bu sıvının iki görevi vardır. Birincisi, kan damarından yoksun olan kornea ve merceğin beslenmesini; ikincisi, iç basınç meydana getirerek göz küresinin şeklinin sabit kalmasını sağlar. Salgılanma ile boşaltma arasında meydana gelecek bir dengesizlik, basıncın yükselmesine ve “glaucoma” (=göz tansiyonu veya göze karasu inmesi) denen hastalığın ortaya çıkmasını ve sonuçta retinanın zamanla yassılaşmasına ve zedelenmesine neden olur. Göz içindeki normal basıç 20 mmHg’dir.

Göz, kafatasının içerisinde “orbit” denen oyuklarda bulunur. Altı tane “extrinsic ocular musculus” denen kasla göz küresi hareket ettirilir.

Gözleri zamnında aynı görüntüyü alacak şekilde hareket ettiremezlerse, çift görüntü ortaya çıkar (göz çatallaşması=strabismus). Şaşılık bunun bir örneğidir.

Bir çift hareket edebilir göz kapağı, hem göz küresini örter, hem korneanın nemli kalmasını ve temizlenmesini, belkide kısmen beslenmesini sağlar. Bu temizlenme ve beslenme işini birkaç bez tarafından salgılanan göz yaşı sıvısı yapar. Gözyaşı gözün mediyan burun boşluğuna boşaltılır. Korneanın ve burun boşluğunun uyarılması, şiddetli ışık ve duygusal nedenlerle aktive edilen göz yaşı bezi fazladan sıvı bırakır.

Göz yaşı sıvısı bazik niteliktedir. Klorit, sodyum bikarbonat, mukin, albumin içerir. Birçok mikroorganizmayı öldürücü etkisi vardır.

Domuzlarda, kedilerde ve diğer memelilerde üçüncü bir göz kapağı, gözün mediyan köşesinde belirlidir. Eğer göz küresi hafifçe geri çekilirse, kornea üzerinde pasif olarak harekt eder. Büyük bir olasılıkla gözün temizlenmesini ve korunmasını sağlarlar. Bu zar insanlarda körelerek “semilunar kıvrım’a” (=göz çeşmesndeki yarım ay şeklindeki zara) indirgenmiştir.  

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir