Felsefe Nedir? Felsefenin Anlamı, Tanımı ve Özellikleri Nelerdir?

tarafından
440
Felsefe Nedir? Felsefenin Anlamı, Tanımı ve Özellikleri Nelerdir?

Mevzu Anlatımı – Mevzu Anlatımı ve toplumsal içerik platformu

PDF indir

Felsefe ünü Dünyayı sarmış bir fazlaca felsefeci tarafınca senelerce araştırılmış, incelenmiş ve özellikleri açıklanmaya çalışılmış bir bilim dalıdır. Felsefenin anlamını kısa ve öz olarak “Felsefe, insan davranışını yöneten bazı informasyon temelli gerçeklere ve ilkelere yetişme çabasıdır. Felsefe, özünde bir düşünme etkinliğidir. İnsanların ve yaşamın anlamı üstünde düşünmeyi sağlar. Bu düşünme faaliyetinin sonucuna felsefe denir.” şeklinde açıklayabiliriz.

Bir bilim dalı düşünün, hakkında yüz binlerce yazı yazılmış, her insanın kendine nazaran yorumladığı, yanıt odaklı sadece probleminin yanıtını net bir halde açıklayamayan bir bilim dalı. Düşünmekte bile güçlük çektiniz değil mi? Doğal ki, sadece bu anlattığım özellikler felsefe bilimini konu alıyor. Felsefe nedir? Sorusunun cevabı hakkaten karışık. Şundan dolayı, “felsefe nedir?” Diye sorarken bile felsefe yapmaktayız.

Tarih süresince birçok felsefeci belirli soruları açıklayabilmek için yada sorunları direkt ortadan kaldırmak için felsefe bilimini kullanmıştır. Sadece, dediğimiz şeklinde felsefe yanıt odaklı olması durumunda kati bir cevaba dayanmaz. Kısaca, siz felsefe yaparak aslen probleminin yanıtını bulacağınızı sanırsınız fakat karşınıza yeni sorular çıkar.

Felsefe bilimini uygulamak için bir eğitim almak koşul değildir. Kısaca demek istediğimiz siz aslen rutin konuşmalarınızda bile felsefe yaparsınız sadece felsefe biliminin eğitimini almamışsınızdır. Sadece, doğal ki felsefe bilimini tam anlamıyla uygulamak için iyi bir eğitim şarttır. Bu durum hayatımızda felsefenin büyük bir tesiri bulunduğunu kanıtlar niteliktedir.

Felsefe bilimini açıklayacak olursak, Yunancada seviyorum ve arıyorum anlamlarına gelen “phila” ve bilgelik anlamına gelen “sophia” kelimelerinin birleşiminden oluşur. Kısaca, bu iki kelimenin birleşimi ortaya “bilgiyi arıyorum” ve “bilgiyi seviyorum” anlamlarını çıkarır. Felsefe, bir fikir sanatıdır ve hakkaniyet, güzellik, varlık, gerçek, informasyon ve dil mevzularıyla ilgili olarak çıkan sorunlara ilişkin meydana getirilen emekler bütünüdür.

Felsefe bilimini tatbik eden filozoflar ise güncel sorunları yok etmede felsefeyi kullanmıştır. İnsanların hayatlarının daha iyi olacağını düşünerek güncel sorunlara beyin fırtınası yaparak mevcut ortamı düzeltmeye çalışmışlardır. Lakin, filozofların yapmış olduğu felsefe ortaya yeni tartışmalar çıkarmıştır.

Twitter Felsefe Gündemi

Felsefeci Nedir?

Felsefeci, genel anlamıyla felsefe bilimiyle uğraşan ve felsefe biliminin gelişmesinde katkıları olan ve felsefe biliminde çağır açmış kimse, düşünür anlamlarına gelir. Filozoflar, felsefeye aşırı düşkündür. Kısaca felsefesiz bigün bile geçirmemişlerdir diyebiliriz. Filozoflar, felsefe yaparken yeni sonuçlara varmışlardır ve bu neticeleri açıklayabilmek için yeni tanımlar ve bilgiler üretmişlerdir. Üstte de belirttiğimiz şeklinde aslen ikimiz de kendi çapımızda birer filozofuz. Sadece doğal ki Sokrates’in eline su dökemeyiz…

Filozoflar, insan yaşamlarına dokunarak onların hayatında yer edinmişlerdir. Yaşamlarına dokunmalarından kastımız, filozofların hayata yeni cümleler ve yeni bilgiler entegre ederek insan yaşamlarına dokundular. Kısaca filozoflar süre fark etmeksizin her dönemde insanların yaşantısına ve fikir tarzına yön vermiştir desek fazlaca yanlış olmaz.

Filozof Nedir
Felsefeci Nedir

Felsefenin Mevzuları

Filozoflar, çoğunlukla varoluş, terbiye, informasyon, güzellik ve iyilik mevzularında emekler yapmıştır. Sadece felsefenin ana teması, varlık, terbiye ve bilgiden oluşmaktadır. Eski dönemlerden beri filozoflar felsefede belirli mevzulara yanıt aramışlardır lakin net bir yanıt bulamamışlardır. Bu konuların cevapları kişiden kişiye değişkenlik gösterir kısaca hepimiz kendisine nazaran yorumlar. Şimdi gelin şu mevzulara bir göz gezdirelim.

  • Gerçek nedir? Bir mevzuya iyi mi doğrudur ya da yanlıştır diyebiliriz?

Gördüğünüz şeklinde filozofların en fazlaca yanıt aramış olduğu konulardan birisi de gerçekliktir. Tarih süresince filozoflar gerçeklikle ilgili bir yanıt bulmak istiyordu. Lakin hepimiz kendine nazaran bir yanıt bulmuş olduğu için doğru cevabı bulamamışlardır. Esasen felsefenin mevzuları derhal yanıt bulabilecek özellikte değildir. Kısaca, bir probleminin binlerce cevabı vardır…

  • Data var mıdır? Biz bildiklerimizi iyi mi biliyoruz?

Minimum “gerçek nedir?” sorusu kadar bilgiyle ilgili sorulara da kafa patlatmışlardır. Birçok felsefeci bilgiyle ilgili tek bir cevabı bulmak istemiştir. Lakin, bazıları bu cevapları ararken delirmiştir…

  • Güzel nedir? Güzel şeylerin öteki şeylerden farkı nedir?
  • Güzel duyu izafi midir? Sınırları var mıdır?
  • Din teriminin kökeni nedir?
  • Varlık, süre ve mekan içinde iyi mi bir bağ vardır?
  • Terbiye nedir?

Maddelerle sıraladığımız bu mevzular filozoflar içinde büyük bir münakaşa mevzusuydu. Hepimiz kendi bildiğini söylüyor ve doğru cevabı bulamıyorlardı. Esasen, düşündüğümüzde bunların doğru bir cevabı yoktur. Kısaca, bunlar görecelidir. Kişiden kişiye nazaran değişkenlik gösterir. Sadece, felsefeciler mükemmelliyetçi olduklarından dolayı tek bir ortak yanıt istiyordu. Fakat dediğimiz şeklinde böyle bir durum mümkün değildi.

Felsefenin Disiplinleri Nedir?

Felsefe disiplini, felsefenin ilgilenilmiş olduğu mevzular bütünüdür diyebiliriz. Kısaca tarih süresince tüm filozoflar bu mevzularla bazı şeylerin yanıtını bulmaya çalışmıştır. Peki, bu disiplinler neler? Derhal bakalım…

  • Epistemoloji (Data felsefesi)
  • Güzel duyu (Güzellik felsefesi)
  • Etik (Terbiye felsefesi)
  • Hukuk felsefesi
  • Pedagoji (Eğitim felsefesi)
  • Bilim felsefesi
  • Doğa ötesi felsefesi
  • Ontoloji (Varlık felsefesi)
  • Politika felsefesi
  • Teoloji (Din felsefesi)
  • Zihin felsefesi

Görünmüş olduğu şeklinde, felsefenin disiplinleri bir fazlaca fazladır. Geçmişten günümüze filozoflar bu disiplinleri açıklayabilmek için uğraşmıştır ve öyleki gözüküyor ki daha fazlaca uğraşacaktır…

1- Varlık Felsefesi (ontoloji)

Varlık felsefesinde (ontoloji), “varlık hakkaten var mıdır?” sorusuna yanıt veren iki görüş vardır. Bunlar: “Evet varlık hakkaten vardır” diyen realizm görüşü ile “hayır yoktur” diyen nihilizm görüşüdür. Vardır diyenler varlığın mahiyeti mevzusunda ise değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Varlığı maddesel (maddecilik), düşünsel (idealizm), hem maddesel hem düşünsel (düalizm), oluş, fenomen ve varoluş olarak kabul edenler olmuştur. Evrende bir amaçlılık var mıdır sorusunu mekanizm ve teleolojik görüş “evet vardır” diye açıklar sadece mekanizm bu düzeni nedensellik bağlantısı ile açıklarken teleolojik görüş ise naturel dünyadaki düzeni açıklamak için bir zihne, bir amaç ya da tanrısal planın etkisine başvurur. Son olarak felsefeciler varlığın var olup olmadığını yorumlarken hem gerçek dünyada mevcud (gerçek varlık) hem de düşüncede mevcud (ideal) varlıkları ele almışlardır.

2- Data Felsefesi (Epistomoloji)

Data Felsefesi (Epistomoloji), insan bilgisinin imkân ve sınırlarını, kaynağını, ölçütlerini araştırır. Doğru bilginin mümkün olup olmadığı mevzusunda iki değişik görüş vardır. Kuşkucular (septisizm) mümkün olmadığını, dogmatikler ise mümkün bulunduğunu iddia ederler. Dogmatikler bilginin deposu hakkında değişik görüşlere sahiptirler.

Doğru bilginin deposu rasyonalistlere nazaran akıl; ampiristlere nazaran duyu ve deneyimler; kritisizme nazaran hem akıl hem gözlem; entüisyonistlere nazaran sezgidir. Bilginin kaynağında olduğu şeklinde sınırları mevzusunda da değişik görüşler vardır. Realizm(- Gerçekçilik) nazaran bilginin sınırları yalnız zihinle sınırlanmaz; informasyon sınırsız bir alana haizdir.

İdealizme nazaran insanoğlunun kendi zihinsel içerikleri ve algılarıyla sınırlıdır. Kant’a nazaran insan bilgisi varlıkların bizim tarafımızdan malum yönü olan fenomenlerle (algılanabilen şeylerle) sınırlıdır. Rasyonalistler ( akılcılar) ve entüistyonistler (sezgiciler), bilgimizin sınırlarını gözlem ötesine geçebileceğini kabul ederler. Ampirizm olarak adlandırılan duyumcular bu sınırı duyusal olarak algılananlarla belirlerken, pozitivizm (olguculuk) bilgimizin sınırlarını bilimlerin belirlediğini iddia eder. Pragmatizme (faydacılık), bilgimizin sınırlarını, bilginin işlevi ve neticeleri ile belirlerken, neo-pozitivizm ise doğrulanabilen ve kontrol edilebilen önermelerle sınırlamışlardır.

Doğru bilginin ölçütleri, uygunluk, apaçıklık, yararlılık, tümel uzlaşım ve tutarlılıktır. Gerçekliğin bilgisini aynen yansıtan informasyon doğru bilgidir sadece bazı filozoflar, insanoğlunun direkt gerçekliği deneyimleyemeyeceğini savunurlar onlara nazaran duyular “gerçek”e ilişkin hakikatı değil, yalnızca, görünüşe ilişkin hakikatı vermektedir. Görelilik (rölativizm) kuramı doğruluk iddialarının tümünü öznel kabul etmiş olduğu için ‘gerçeklik’ hakkında ‘mutlak doğrulara’ haiz olamayacağımızı söyler.

Nihilistler de bilinçten bağımsız bir gerçeklik var olmadığı için nesnel bir doğruluktan da söz edilemeyeceğini savunur. Data kaynakları olarak kabul edilen kitap, mecmua, gazete, toplumsal medya, tv, ve genel ağdan elde edilmiş bilgilerin güvenilir olması için eleştirel bir bakış açısıyla medyayı doğru okumayı bilen bilgili bir medya okur-yazarı olabilmek gerekir.

3- Bilim Felsefesi

Evreni, insanı, insanoğlunun içinde yaşamış olduğu toplumu, mevzu alan, gözlem ve deneye dayalı zihinsel etkinliklerin ortak adına bilim adı verilir. Bilim felsefesinin amacı bilimin mantıksal yapısını, niteliğini, işleyişini incelemek ve aydınlatmaktır. Dış dünyadaki olguları birbirine bağlayan yasaları bulma ve buna bağlı olarak ilerde meydana gelecek olayların iyi mi ve ne süre meydana geleceklerini öngörme çabasında olan bilim, belli aşamaların birbirini izlediği yöntemle bunu gerçekleştirir. Bu aşamalar; problemin tespit edilmesi, betimleme(gözlem) ve izahat (hipotez, gözlem, kuram ve yasa) aşamasıdır.

Felsefenin bir alt disiplini olan bilim felsefesi, bilimler üstüne düşünür, araştırır ve yorum yapar. Felsefe sordurulmuş olduğu sorularla bilimlere yeni araştırma alanları açarken; bilim ulaşmış olduğu neticelerle felsefeye yeni sorular kazandırır. Bilimin insanların yaşamında entelektüel ve ergonomik bir kıymeti de vardır. Ek olarak bilimler gerek pozitif yönde ve yapıcı gerekse negatif sonuçlara yol açacak halde kullanıldığı süre, yaşantımızı direkt etkilemektedir. Bknz: https://konuanlatimi.net/bilim-felsefesinin-konusu-ve-problemleri/

4- Terbiye felsefesi (etik)

Terbiye felsefesi (etik), ahlakın yapısını, özünü ve doğasını felsefi açıdan inceleyerek, temel kıymet ve ilkelerin neler olduğu üstünde durur, insan için neyin iyi, neyin fena bulunduğunu tanımlamaya emek vererek olan ve olması gerekeni belirlemeye çalışır. Bunu yaparken iyi ve kötünün ölçütünü, özgürlük ve mesuliyet arasındaki ilişkiyi, mutluluk ve iyi içinde iyi mi bir bağ olabileceğini, özgürlüğün ve sorumluluğun etik ve hukuk kuralları ile iyi mi sınırlanabileceğini göstermeye çalışır.

İyi ve kötünün ölçüsünü nesnel, evrensel olarak kabul edenlerin yanında; bireysel yaşamda görece ve öznel bulunduğunu savunanlar da vardır. Mesuliyet ve özgürlük, eylemi etik meydana getiren en mühim iki özelliktir. İnsanların bilgili ve karar verme özgürlüğü ile iyi ve fena içinde seçimi bilerek ve isteyerek yapması, sonucunda nelerin olabileceğini bilmesi ve neticelerini üstlenmesi sorumluluğu bununla beraber getirir.

Bazı filozoflar insanoğlunun eylemlerinde özgür olmadığından davranışlarından görevli tutulamayacağını söylerken, tercihler içinde “karar verme” olgusu sebebiyle insanoğlunun özgür bulunduğunu, dolayısıyla davranışlarından görevli tutulacağını iddia edenler vardır. İnsan etik eylemlerde bulunurken neyi amaçlar sorusunu kimi filozoflar mutluluğu kazanmak, kimi filozoflar da ödeve uygun hareket etmiş olmak şeklinde cevaplamışlardır. Filozoflar, mutluluğu iyilik, yarar ve haz terimi ile ilişkilendirerek ele almışlardır.

İnsanların görevleriyle ilgili sorumluluklarını yerine getirirken belli kurallara nazaran hareket etmek zorundadırlar. İstedikleri şeklinde hareket etme özgürlükleri yoktur. Ferdin iyi mi davranacağını belirleyen terbiye yasaları evrensel bir kalite taşır mı sorusunu hazcı, bencil ve anarşizmi korumak için çaba sarfeden görüşler “hayır” şeklinde cevaplandırırken; “evet” diyenlerden bazıları insanoğlunun öznel yaşantıları ve isteklerini gerekçe göstermişler bazı filozoflar da bu yasanın Tanrı yada tabiat kaynaklı bulunduğunu iddia etmişlerdir.

5- Din Felsefesi

Din felsefesi eleştirel, akılcı, tutarlı, objektif sorgulama yöntem ve ilkeleri ile dini temellendirmeye çalışır. Din felsefesinin en temel sorusu, Tanrı’nın var olup olmadığı sorusudur Ateizm Tanrı’nın varlığını reddeden; agnostisizm bilinemeyeceğini söyleyen; teizm, deizm, panteizm, panenteizm ise Tanrı’nın varlığını kabul eden görüşlerdir.

Evrenin başlangıcı ve sonu meselesi hem felsefenin, hem dinin hem de bilimlerin ilgilenilmiş olduğu bir mevzudur. Maddeci görüş evrenin ezelî (öncesiz) ve ebedî (sonsuz) bulunduğunu kabul ederken bazı filozoflar ve bilimdeki bing bang teorisi evrenin bir başlangıcı ve sonu bulunduğunu iddia eder.

Felsefe tarihinde ruhun ölümsüz bulunduğunu savunanların yanı sıra, ruhun da gövde şeklinde ölümlü bulunduğunu korumak için çaba sarfeden filozoflar olmuştur. Teoloji (tanrı bilim/ Tanrıbilimi) ile din felsefesi birbirinden farklıdır. “Ben kimim”?, “Varlığımın amacı nedir?” şeklinde sorular hem felsefeyi hem bilimi hem de dini ilgilendirmektedir. Bu üç alan insanı kendi bakış açısına nazaran tanımlamışlar sadece bu tanımların hepsi noksan kalmıştır.

6- Politika felsefesi

Politika felsefesi, birey-devlet ilişkisi, iktidarın deposu, ideal düzenin olanaklılığı şeklinde mevzuları olması ihtiyaç duyulan açısından ele alan felsefe alanıdır. Politika felsefesinin üstünde durduğu sorulardan biri de “Devlet iktidar enerjisini hangi kaynağa dayandırarak meşru kılmaktadır? sorusudur. İktidar, toplumun ve bireylerin çıkar ve isteklerine hizmet etmiş olduğu sürece meşruiyet kazanmaktadır.

Şundan dolayı iktidar toplumsal rızaya dönüşmedikçe bir zoru, zorunluluğu ve zorbalığı temsil eder. İktidarlar kaynağını ya anane ve yerleşik inançlardan ya liderde doğuştan getirilmiş olduğu ve muhteşem olduğu kabul edilen bireysel güç ve niteliklerden ya da yazılı hukuk kurallarından alır. Hak, özgürlük, hakkaniyet politika felsefesinin temel kavramlarındandır.

Temel hak ve özgürlükler; kişisel haklar, toplumsal ve ekonomik haklar ile siyasal haklar olmak suretiyle üç gruba ayrılır. İdeal bir seviye arayışı filozofları iki gruba ayırmıştır. İdeal bir düzenin mümkün olamayacağını savunanlar, ya insan doğasından ya da devletle ilgili analizlerinden yola çıkarlar. Sofistler ve nihilistler bu görüştedir. İdeal düzenin olabileceğini savunanlar ise özgürlük, eşitlik ve adaleti temel alan görüşler ileri sürmüşlerdir.

Politika tarihinde birey-devlet ilişkisi, ‘devlet kişi için vardır’, ‘kişi devlet için vardır’ şeklinde ortaya çıkmışken günümüzde bu ilişki yasalar çerçevesinde karşılıklı hak ve görevlere bağlı olarak dengelenmiştir.

7- Sanat felsefesi

Sanat felsefesi öteki adıyla güzel duyu, güzel duyu tutumun ve güzel duyu değerin ne işe yaradığını, sanat eserlerinde yaratılan güzelliğin anlamını araştırır. Sanat felsefesinin mühim kavramlarından olan güzel filozoflarca değişik şekillerde tanımlanmıştır. Güzeli uyum, matematiksel orantı olarak tanımlayanların yanında güzelliğin varlıklarda ve vakalarda değil, onlara yansıyan idealar âleminde bulunduğunu söyleyerek metafiziğe dayandıranlar vardır.

Güzelin, Hiçbir karşılık gözetmeksizin hoşa giden, güzel duyu haz alınanın ya da “güzel olan” ile “güzel gören” arasındaki birlikteliğin bir özelliği bulunduğunu belirtenler de olmuştur. Sanat ise insanların gördükleri, işittikleri, his ve tasarım ettikleri vakaları ve güzellikleri, insanlarda güzel duyu bir coşku uyandıracak şekilde ifade etmeleridir.

Sanatı oyun, öykünmek, hayal gücünün nesneleşmiş hâli olarak görenler de vardır. Sanat eseri, emsalsiz, kalıcı, evrensel, tek ve biricik, güzel duyu kaygı ile oluşur. Sanatçıların sanat içerikli duyarlılığı taşımaları yanında sanat eğitimi kanalıyla toplumdaki bireylerde de güzel duyu görüş açısı ve zevki geliştirmek mümkündür.

Felsefe Sual ve Cevapları

Felsefe nedir felsefenin tanımı?

Felsefe bir sorgulama etkinliğidir.

Felsefenin amacı ne? Özetlemek gerekirse

Felsefenin amacı doğru bilgiye ulaşmaktır.

Theoria Felsefe Nedir?

Theoria Tabiat insan ve doğaüstü üçlüsünü ifade ediyor Felsefenin mevzuları olarak…

Felsefe ne sevgisidir?

Felsefe informasyon sevgisidir.

Felsefeye nazaran insan nedir?

İnsan düşünen hayvandır.

Felsefi informasyon nesnel midir?

Felsefi informasyon özneldir kısaca kişiye hastır kişiden kaynaklıdır.

Felsefi fikir ne demek?

Felsefi fikir tutarlı ve temelli fikirler birlikteliği anlamına gelir.

Felsefe Logos ne demek?

Logos aklın yasası demek Tanrısal töz anlamında da kullanılıyor.

Her fikir felsefi midir?

Her fikir felsefe değildir.

Felsefe dünyasında informasyon nedir?

Data özne ile nesne içinde kurulan bağdan ortaya çıkan üründür.

Felsefeyi tanımlayabilmek hakkaten zor olsa gerek. Ben de bu yüzden değişik milletlerde felsefe tanımları mevzusunda bizimle aynı fikirde mi diye merak ettim. Aşağıda japon bir felsefecinin kaleminden dökülen felsefe nedir? sorusunun cevabı var. İyi okumalar.


Felsefe nedir?

Felsefe, problemi “öz” e kavuşturarak çözmek için “düşünme yolunu” bulma sürecidir. 2500 senelik bir geçmişe haiz olan felsefe, mümkün olduğunca ikna edici fikirlere ulaşmak için kuvvetli düşünme yollarıyla doludur. Yeni başlayanların bile anlayabilmesi için felsefi düşüncenin özünü taşıyan coşku verici bir dizinin 1. Kısmı.

Felsefe faydalıdır

Tetsugaku’yu duyduğunuzda, birçok insanoğlunun bunun gerçek hayatta fazlaca yararlı olmayan bir şey bulunduğunu ve zor ve belirsiz zorlukları düşündüğünü düşünüyorum.  Kesinlikle, “Ben neyim?” Ya da “Vakit nedir?” “Aşk nedir?” “Kelime nedir?” “Yaşamı sürdürmenin anlamı nedir?” Sadece, bu şekilde bir “felsefi” sual sorarsanız, bu pek de yararlı olmaz.

Felsefeci olarak adlandırılanlar ilk etapta bu şekilde çeşitli şeyleri düşünmeye destek olamazlar. Bu yüzden, onunla doğru bir halde uğraşırsanız, açıkça söylemek zor.  Batı felsefesinin babası, Sokrates, Atina, antik Yunanistan, geçen insanlara, “Hey, sen, aşkın neyle ilgili bulunduğunu düşünüyorsun?”  Sokrates “Sevginin” aslı “değil, yalnız bir semptom” derdi. Sonunda, “Evet, anlıyorum Bay Socrates. Lütfen dikkatli ol.” Dedi.  Bigün, Calicres isminde bir politikacı Sokrates’e dedi.

Hey Sokrates, hakkaniyet nedir, erdem nedir, erişkin bir yetişkinin tüm bu tarz şeyleri düşünmesi saçma. Gençken felsefi olmak mesele değil, fakat amca. Öyleyse, taktikler, karlar ve hayatınızdaki öteki yararlı şeyler hakkında daha çok düşünün. “(Platon” Gorgias “)  Sokrates döneminden beri felsefenin işe yaramaz olduğuna dair birçok insan vardı.

  • Fakat anlatmaya cesaret ediyorum. Felsefe, hayatımızda benzersiz bir halde fazlaca yararlı olabilir.
  • Mesela, size yalnız sevgi, sevgi ve yaşamın anlamını verdim. Bu özleri anlayabilirsek birazcık şaşırtıcı olmaz mıydı?
  • Bir tek şaşırtıcı değil. Bir şeyleri düşündüğümüzde bu aslen en mühim şey.
  • Mesela, eğitimi düşünün. Eğer aslı hakkında yeterince ortak bir anlayışa haiz olmazsak, eğitim tartışmaları son aşama kafa karıştırıcı olacaktır ve her biri kendi “eğitim görüşüyle” karşı karşıya gelecektir. Aslen, ikisi arasındaki eğitim tartışmaları şiddetli yüzleşmeyle doludur.
  • Bu anlamda felsefenin “İlk etapta eğitim nedir?” Diye sorması fazlaca önemlidir.
  • Doğal ki, felsefeci olmayanlar bile kimi zaman “eğitim nedir?” Sadece, 2500 senedir bu şekilde bir “ilk” düşünmek için “düşünme yöntemini” iyice rafine ettiğimiz felsefesi. Dolayısıyla, bu “felsefi düşünceyi” öğrenmezsek, derinlemesine ve düşüncenin gücünde ezici bir gecikme olur.

“Aslı” yakalayın

  • Bu yüzden, felsefenin ne olduğu sorusuna yanıt verirseniz, bunun çeşitli şeylerin “özünü” yakalayan bir etkinlik bulunduğunu söyleyebilirsiniz.
  • Hakkaten yapabilir misin? Bazı insanoğlu bu şekilde düşünebilir. Bilhassa günümüzde, “görecelik” yaşı. Başka bir deyişle, dünyada kesinlikle hiçbir şeyin olmadığı ve her kişinin kendi bakış açısına haiz olduğu fikri yaygındır
  • Doğal ki, bu dünyada kesinlikle doğru olan hiçbir şey yoktur. Sadece bu ne olursa olsun “ortak bir anlayışa” ulaşamayacağımız anlamına gelmez.
  • Birbirimizle konuşmaya devam ettikçe, birbirimizi ikna edebileceğimiz zamanlar var, “Görüyorum ki bu fazlaca mühim. Bu yüzden, “aşk” yada “eğitim” temasının “özünü” diyalog kanalıyla derinlemesine anlayabilme olasılığı vardır.
  • Gene, “mutlak gerçek” ten tamamen farklıdır. Sonuna kadar, her insanın mümkün olduğunca ikna edebileceği mühim bir düşünce. Bu tür şeylerin “aslı” hakkında informasyon edinmek felsefenin en büyük önemidir.
  • Çağdaş rölativizm çağlarında insanoğlu – hatta filozoflar – “Kesinlikle doğru bir şey yok” diyerek problemden kurtulma eğilimindedir. “İyi cemiyet nedir?” Ve “iyi eğitim nedir?” Şeklinde zor sorularla karşı karşıya kalırız.
  • Sadece felsefe hala “her insanın bu noktaya kadar ikna edilmesi icap ettiğini” düşünüyor. Ve iyi filozoflar düşüncelerini artık daha çok düşünemeyecekleri noktaya kadar takip ettiler ve birçoklarının düşünce birliğine aktardılar.

Filozofların düşündüğü demokrasi

  • Mesela, içinde yaşadığımız demokratik cemiyet. Kökeni, Jean-Jacques Rousseau ve GWF Hegel şeklinde filozoflar tarafınca 200 yıl ilkin bulunan “iyi bir cemiyet” un “özünde” yatmaktadır.
  • O zamana kadar, insanoğlu savaşları tekrarlamıştı. Bir çok süre savaşın galipleri toprağa egemen olduğu süre harp başladı. Başka bir deyişle, insanlık 10.000 yıldan uzun bir süredir yaşam için sıkıntılı bir rekabet döneminde ya da güçler tarafınca yönetilen bir çağda yaşamıştır.
  • Bu ağlatısal savaştan iyi mi kurtulabiliriz? Bu, filozofların binlerce senedir düşündüğü bir soruydu.
  • Harp naturel bir yıkım gibidir, bu yüzden ortadan kaldırılamaz. Bazı düşünürler bu şekilde düşündü. Bazı insanoğlu savaşı “Tanrı’nın iradesi” olarak görüyordu.
  • İlkbahar-Güz sürecinin sonunda Çinli bir düşünür olan Konfüçyüs, insanoğlu ne olduklarını bilselerdi ve “şükran” a kıymet verirlerse toplumsal düzenin istikrarlı olacağını düşündüler. Ya da Lao Tian, ​​evrendeki uyum ilkesi olan “tao” yu izleyen “masum tabiat” fikrini vaaz etti.
  • Sadece, gerçekte her insanın “saygı” ya saygı duyması ve “masum tabiat” olması o denli kolay değildir.
  • Öte taraftan, Avrupa’da, 17. yüzyılda Thomas Hobbs isminde bir felsefeci ortaya çıktı ve savaşı ortadan kaldırmak istiyorsa, her insanın anlaşmasıyla yüce bir otorite yaratması ve yönetmesi gerekiyordu.
  • Burada mühim olan nokta “her insanın anlaşmasıdır“. Hobbes kimi zaman kuramsal olarak Avrupa’nın mutlak monarşisini destekleyen şahıs olarak adlandırılır, sadece bu birazcık abartılıdır. Hobbes, Hobbes şeklinde hepimiz için rahat bir “iyi cemiyet” un özünü merak etti.
  • Sadece Hobbes’un düşüncesinin büyük bir problemi vardı.
  • Şüphesiz, eğer kuvvetli bir insan toplumu denetim ederse, harp olmayacaktır. Fakat sonrasında halkın çoğunluğu yönetilmeden özgür olacaktı.
  • Orada görünen Rousseau’ydu. Dedi. Hobbes, halkın iktidara uyması icap ettiğini söylemiş oldu. Fakat bir bakıma bunu tersine çevirmemiz gerekiyor. Başka bir deyişle, bir zamanlar yaratılan güç halkın da mutabakatına doğal olarak olmalıdır. Kuvvetli insanoğlu tarafınca değil, her insanın düşünce birliği ile bir cemiyet inşa edelim. Rousseau yakınma etti. Ve bu çağıl demokratik toplumun temeli oldu.

Özgürlüğü kabul etmek

  • Hegel, Rousseau’nun fikirlerini miras aldı ve bu mevzuyu daha detaylı bir şekilde ele aldı.
  • Niçin yalnız insanoğlu muharebeye gidiyor? Hegel, bunun biz insanların “istediğimiz şeklinde yaşama” kısaca “özgürlük” arzusu olduğundan bulunduğunu düşündü. Bu yüzden, insanlık “özgürlüğünü” birbirine bağlıyor ve asla bitmeyecek olan hayatta kalma yarışmasına devam ediyor.
  • Biri kazanan ve diğeri köle olursa, harp orada bitmez. Şundan dolayı “özgürlük” içinde yaşamak isteyen bir şahıs “özgürlük” yitirilmesine katlanamaz. Bu yüzden, yönetilen şahıs uzun solukta cetvele daima meydan okur. Bu şekilde, insanlık 10 bin senedir savaşı yeniden ediyor.
  • Servet arzusu, güç arzusu, nefret, gurur … Savaşın birçok sebebi var. Fakat en altta, insanların “özgürlüğü” arzusu vardır. Hegel bu şekilde tartıştı. Hakkaten de Hegel, insanlığın niçin savaşı ortadan kaldıramadığının “aslı” hakkında bir düşünce edindi.
  • Felsefe ile ilgili en güzel şey, bir problemin “özünü” bu şekilde açıklığa kavuşturmak suretiyle, bunun üstesinden gelmek için bir fikir yolu açmamızdır.
  • Hegel’in cevabı: Hakkaten “özgür” olmak istiyorsak, birbirimizi tartışmayı ve öldürmeyi bırakmalıyız. Buna karşın, güçlerin ülkeyi yönetmesine izin verseniz bile, bir çok insanoğlunun “özgürlüğü” doyum edilemez.
  • O süre ne yapmalıyım? Düşünmenin yalnız bir yolu var. Birbirlerinin ve birbirlerinin eşit derecede “özgür” bulunduğunun bilincinde olmak. Bu kurallara haiz bir cemiyet yaratmak. Kim bilir özgürce ve sulh içinde hayata devam etmenin başka bir yolu yoktur.
  • Buna “özgürlüğün karşılıklı tanınması” ilkesi denir. Çağdaş demokrasinin dibini destekleyen ilke budur.
  • Rousseau ve Hegel’in fikirleri dönemin insanlarından şaşırtıcı bir fikirdi. Bir kral vardı, soylular vardı ve eşitsizlik vardı, bundan dolayı o süre normal olarak bir meseleydi.
  • Sadece günümüzde demokratik cemiyet bizim için bir normdur.
  • Eğer düşünürseniz, bu hakkaten mükemmel bir öykü. Biz insanoğlu harp tarihinden fazlaca şey öğrendik ve 10.000 yıl süresince egemen olduk ve nihayet yalnız 200 yıl ilkin, her insanın olabildiğince özgürce yaşayabileceği ideal toplumu kavradık. ..
  • Doğal ki, Japonya ve dünyada hala olgun bulunduğunu söylemek zor. Dünya hala terörizm ve eşitsizlik şeklinde büyük sorunlarla dolu.
  • Sadece özgürce ve sulh içinde yaşamamız için, demokrasiyi tek bir ülkede ve küresel olarak daha olgun hale getirmekten başka seçenek yok. Birçok insan bu şekilde düşünür.
  • Bu, filozofların röle şeklinde beslediği ve düşündüğü “iyi bir cemiyet” un özüdür.

Felsefenin gizemi

  • Bir çok süre felsefenin yalnız cevaplanmamış sorular hakkında düşündüğü söylenir. Fakat bu tam bir hatadır. İyi filozoflar, bundan önceki devrin filozoflarının düşüncelerini miras almış ve devamlı olarak ileriye taşımıştır.
  • Çoğu zaman felsefenin cevaplanmamış problemleri düşünmek olduğu söylenir. Fakat bu da bir hatadır. En azından bu felsefenin yalnız yarısı.
  • Öteki yarısı felsefenin daha mühim özüdür.
  • Mesele hakkında iyice düşünmek ve doğru bir halde “cevaplamak” tır.
  • Birçok kez söylediğim şeklinde, bu kesinlikle doğru yanıt değildir. Gene de, felsefe, her insanın mümkün olduğunca ikna edebileceği bir “ortak anlayış” bulmaya devam etmiştir.
  • Bu seri, “sır” olarak adlandırılması ihtiyaç duyulan bu felsefenin felsefesi ile ilgilidir.
  • Şeylerin özünü iyi mi görebiliriz? Her insanın doğru cevabı olmayan bir sual üstünde anlaşabileceği bir “yanıt” iyi mi bulabiliriz?
  • Bu fikrin gizemini tam olarak tartışmak isterim.

Kaynak: http://www.webchikuma.jp/articles/-/23

Felsefe Sual ve Cevapları

Aşağıda, sual yanıt alanımız içinde sorulmuş felsefe soruları ve cevaplarının güncel şekilde değişen özetlerini bulacaksınız. Siz de sual yanıt alanımızı kullanarak felsefe hakkında sorularınızı yöneltebilirsiniz.

Felsefe Soru ve Cevapları
Felsefe Sual ve Cevapları
  • Cevaplandı: Sofistler niçin ortaya çıkmıştır?

    Arkhelaus’un bu açıklamaları bizlere sofistik fikir hakkında mühim ipuçları vermekte ve sofistlerin kuşkucu bakış açılarının bulunduğunu göstermektedir. Sofistlerin bu kuşkuculukları, geçerliliği büyük seviyede tanrısal kökenine duyulan bir inanca dayanan yasanın şimdiye dek sorgulanmamış mukaddes dayanağını da etkilemiştir. Artık yasalar tanrısal kaynaklı değil, bütünüyle insanların ve insan topluluklarının bir arada yaşamak için geliştirdikleri ve değişebilen kurallar olduğu düşüncesi egemen olmaya başlamıştı. Bu algılayış da doğaldı, bundan dolayı sofistler yaşadıkları dönemin çocuklarıydılar ve bu çağda yabancı ülkelerle giderek artan ilişkiler, onlara değişik iklimlerde yaşayan insanların yasaları ve gelenekleri içinde bazı temel farklılıkların var bulunduğunu göstermişti. Bu durumda anayasaların gökten geldiğine inanmak oldukça zordu. […]
  • Cevaplandı: Sokrates ve Sofistler arasındaki fark nedir?

    Sokrates ve Sofistler arasındaki fark, Sokrates’in hakkaniyet ve güzellik şeklinde mevzularda bireylere rehberlik etmek için evrensel standartların var olduğuna inanması, Sofistlerin ise bu informasyon noktalarını kendilerinin belirlemenin kuvvetli insanların işi olduğuna inanmalarıdır.Bknz: https://konuanlatimi.net/sokrates-ve-sofistlerin-bilgi-ve-ahlak-anlayisi/
  • Cevaplandı: Yunan filozofları kimlerdir?

    Malum ilk Batılı filozofların mensup oldukları yer antik Yunan takımadalarındaydı. Vakit, MÖ 5. yüzyılda bir zamandı. Ozan Homeros burada ortalama yüz yıl ilkin çalışmıştı ve Batı felsefesinin doğduğu ve kök salmış olduğu yer, çoğu zaman kültürün beşiği olarak adlandırılan yerdedir.Yunan filozoflarına bilge deniyordu ve tabiat, tanrılar, insanoğlu, politika ve cemiyet da dahil olmak suretiyle geniş bir yelpazede fikirler sundular.Yunan felsefesinin bu incelemesi altı bölümden oluşmaktadır:Demokratlar öncesiSokratesPlatonAristoStoacılarHelenizmDemokratlar öncesiİlk Yunan filozofları MÖ 500-400 yıllarında yaşadılar. ve ön demokratlar olarak adlandırıldılar. Hepsi naturel filozoflardı , bu da şeylerin maddesinden dünyanın kökenine kadar her şey için izahat aradıkları anlamına geliyordu.ThalesYunan filozofları içinde, Thales (MÖ 5. yüzyılda yaşam) çoğu zaman ilklerden biri olarak kabul edilir. Malum bir anekdota nazaran, […]
  • Cevaplandı: Meşhur Filozoflar kimlerdir?

    Antik çağlardan beri filozofların adları ve düşünceleri tarihimizde korunmuştur. İşte meşhur Batılı filozoflar içinde ilk olan Yunan Thales . Her şeyin kaynağının su bulunduğunu iddia etti. Malum en eski filozoflardan bir diğeri, maddenin bileşenlerini dört elemente ayıran Empedokles’tir : toprak, su, hava ve ateş.MÖ 400’lerde. Sokrates isminde bir felsefeci yaşadı. Sokrates’in adı, felsefi ilginin derecesine bakılmaksızın bir çok insan tarafınca bilinir. Hikayesi yeni nesilleri büyülüyor ve onu bir felsefeci arketipi haline getirdi. Sokağa ve meydanlara direkt doğruya zor sorularla sorguladı; hakim bir düşünce birliğine iyi mi meydan okuduğunu ve sonunda devlet tarafınca sorgulandığı için mahkûm edildiğini ve bir zehirli bardağı boşaltmaya iyi mi zorlandığını.Platon birçok şahıs tarafınca en büyük felsefeci olarak kabul edilir. Bununla beraber, bayağı insan tarafınca Sokrates kadar iyi […]
  • Cevaplandı: Kadercilik Nedir?

    8. SonuçKadercilik için bir takım argüman var ve hepsine karşı koymanın bir yolu, Aristotelesçi çözümü yada buna benzer bir şeyi benimsemek şeklinde görünüyor. Bunun tek çözüm olduğu ve böylece kaderciliğin kaderinin Aristotelesçi çözümün kaderiyle ayrılmaz bir halde bağlantılı olduğu ortaya çıkarılabilseydi, muntazam olurdu. Sadece, orta bilgiyle ilgili olarak, her şeyi bilen bir Tanrı’nın var olduğu varsayımı haricinde, bunun bu şekilde olduğu görülmemektedir. Fakat o süre bile çözüm, Aristotelesçi çözümle yalnızca zayıf bir ilişkidir.Dolayısıyla hem kaderciliğin hem de Aristotelesçi çözümün yanlış olması mümkündür. Ve normal olarak, tüm söylenenlere karşın, kaderciliğin doğru olması daima mümkündür.
  • Cevaplandı: Feodalite nedir?

    Feodalite nedir? cevabına karşılık gelen tarif şöyledir; Orta çağ zamanında Avrupa’da hakim olan bir sistemdir. Bu sistem toprak sistemine dayalı bir yönetim şekli olarak çıkmıştır. Hem de siyasal, ekonomik, din ve toplumsal dini sistemler bütünüdür. Bu sistemde korunan kısaca vasal ve süzeren kısaca korumuş olan arasındaki birlikteliğin adıdır. Burada toprak sahibi olan kısaca süzeren toprağın tek sahibi olmaktadır. Ek olarak toprak bu zamanda tek üretim aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Toprak haricinde bir üretim aracı olmayan ve toprakları geniş olan süzerenler daha kuvvetli algısıyla olmuşmuş bir yapıdır. Temelinde eşitsizliğe dayalı bir toplumsal seviye hakim olan yönetimi biçimidir. Öze bakıldığında Feodalite nedir? sorusuna verilecek en […]
  • Cevaplandı: postmodern nedir? Ne demek?

    Günümüz dünyasında sık kullanılan postmodern ne demek? ifadesi aslen, postmodern anlatıların ya da kuramların, belirsiz ve muğlak olmasından dolayı bu şekilde bir sual yöneltmektedir. Bu bakımdan postmodernizmin açıklamasını öğrenmek, son aşama belirsiz olan bir alanda detayları daha rahat öğrenmeye destek olacaktır.Postmodern Nedir?Modernizmin çözülüşü ile beraber büyük anlatıların ve bununla beraber doğa ötesi anlatıların düşmesine yol açmıştır. Bireylerin kendi bireyselliklerine fazlaca fazla haiz çıkmaları, kolektif ruhu yitirmeleri ve bununla beraber başkalarını daima bir vasıta şeklinde görmeleri sonucunda değişen dünyaya postmodern dünya ifadesi kullanılmıştır. Postmodern ne demek? sorusuna tek bir alanda cevap vermek mümkün değildir. Şundan dolayı postmodernist yaklaşımlar, siyasetten sanata kadar oldukça geniş bir alanda kendisini göstermektedir.Postmodern ifadesi kelime […]
  • Cevaplandı: Hümanizm nedir?

    Hümanizm nedir sorusuna iki değişik şekilde yanıt verilebilir. Bunlardan ilki günlük dünyadaki kullanımı ile insana kıymet vermek ve saygı duymaktır. Felsefi bir akım olarak hümanizm ise toplumların itici gücü olarak tanrı yada öteki doğa ötesi güçlerin yerine insanı kabul eder. Buna nazaran toplumsal vakalar bir ekip tanrısal güçlerin tecellisi değil insan eylemlerinin sonucudur. Bu yaklaşım naturel olarak aklı ve bilimi temel alır. Bu haliyle seküler bir felsefi yaklaşım bulunduğunun da altı çizilmelidir. Akımın seküler karakteri çoğunlukla deizm, ateizm ya da agnostisizm şeklinde kavramlarla beraber anılmasına niçin olur. Sadece bu kavramlarla içinde direkt bir ilişki yoktur.  Kökeni antik çağlara kadar dayanan hümanizm düşüncesi toplumsal ilerlemeyi hedefler. Bu amaç […]
  • Cevaplandı: Insanbilim nedir?

    Insanbilim nedir? Özetlemek gerekirse açıklayacak olursak; insan ve insanı oluşturan kavramlardan, insanlığın incelenmesi ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Insanbilim holistik yapısı iki anlamdadır; mevcud tüm zamanlar içinde yaşamış ve şu anda yaşayan insanlara ilişkin bir kavramdır. Bu insanlığı tüm açılardan ele alır ve değerlendirir. Görünürlükte tüm insanlığın tüm kurumları ile ilgilidir. Insanbilim kültürel öznellik ve bağlamın derin bir halde incelenmesini, kültürlerarası ilişkilere verdiği kıymet ile öteki toplumsal disiplinlerden ayrılır. Insanbilim nedir? dediğimizde ”İnsanlığın tüm kültürel yapıları ile ilgilenen bilimdir.” açıklaması yapılabilir.Insanbilim gerçek anlamda varlıklı bir bilimdir. Mevzularını hem nitel yöntemlerle hem de nicel yöntemlerle açıklayarak kullanır. Insanbilim alanında kültürler her daim […]
  • Cevaplandı: Felsefenin ortaya çıkış sebepleri nedir?

    Felseenin ortaya çıkmasında ki en tesir iki niçin; Merak duygusu ve insanoğlunun evreni, kendini ve tüm yaşamı anlama çabası olarak gösterilebilir. Bu iki duygunun neticesi olarak ortaya konulmuş olan arayış belli bir süreç sonunda Felsefe adını almıştır. Felsefe hakkında daha çok informasyon için;Bknz;https://konuanlatimi.net/felsefe-nedir/https://konuanlatimi.net/felsefi-dusuncenin-ortaya-cikisi/

Felsefe Ders Notları

Felsefe Nedir? Felsefenin Anlamı, Tanımı ve Özellikleri Nedir? içinde ne olduğu Mevzu Anlatımı sitesinden alıntıdır.