Beşerî ve Matematiksel Coğrafyanın Gelişimi

tarafından
73
Beşerî ve Matematiksel Coğrafyanın Gelişimi

Mevzu Anlatımı – Mevzu Anlatımı ve toplumsal içerik platformu

PDF indir

İslam dünyası coğrafyacıları, eski çağlardan ve değişik kültürlerden kalan coğrafya bilgilerinden yararlanmış kendi seyahat, gözlem ve izlenimlerini bu bilgilerle sentezleyerek coğrafya alanında mühim eserler meydana getirmişlerdir.

Müslümanların; matematik, coğrafya, kartografya, bölgesel coğrafya ve beşerî coğrafyaya olan katkıları oldukça fazladır. İslam biliminde coğrafya ve haritacılığın oldukça ileri bir seviyede olmasının sebebi, harita yapımına temel teşkil eden detayları elde eden astronomi, fiziki coğrafya, matematik ve jeodezi şeklinde destek bilimlerin oldukca gelişmiş olmasıdır. Müslümanlar bu bilimler yardımıyla değişik bölge ve kıtaların haritalarını çizmişlerdir.

İslam coğrafyasının temellerinin atılmış olduğu Abbasiler Periyodu’nde IX. yüzyılın ortalarında “Irak Coğrafya Okulu”, X. yüzyılda Orta Asya’da “Belh Coğrafya Okulu” açılmıştır. Irak Coğrafya Okulu, çalışmalarını genel ve tasvirî coğrafya mevzularında yoğunlaştırmıştır. X. yüzyılın ilk yarısında da Horasan’da, günümüzde Belh İslam Okulu diye adlandırılan yeni bir coğrafya okulu ortaya çıkmıştır. Belh İslam Okulu, çalışmalarını İslam coğrafyası üstüne yoğunlaştırmıştır. Bu durum bölgesel coğrafyaya doğru atılan bir adım olarak kabul edilir. Irak Coğrafya Okulu ise genel ve tasvirî coğrafya alanına yoğunlaşmış, bu alanda emek harcamalar yapmıştır. Belh Okulunun haritaları boylamsal değil siyasal sınırlarla belirlenir ve yalnız İslam dünyasını kapsar. Bu haritalarda çeşitli menziller arasındaki mesafeler eşitlenmiştir. Çizimlerde kullanılan şekiller yalnız dikeyler, yataylar, doksan derecelik açılar, daire kavisler olup gereksiz coğrafi ayrıntılardan arınıktır. Belhî ekolü haritacılarının çizimlerine dinî ve siyasal faktörlerin hakim olduğu anlaşılmaktadır. Onların yapmış olduğu dünya haritalarında Mekke merkezî bir konumda gösterilmekte, şimal güneyde ve cenup kuzeyde yer verilmiştir. Cenup yarım kürede ise Afrika’nın uzantısı verimsiz bir araziyle kaplı gösterilmiştir. Makdisî, ek olarak İslam ülkesinin geometrik tarzda tasvir edilemeyeceğine inanmıştır. Belhî ekolüne mensup haritacılar bölgesel haritaları ise fiziki sınırlarını göstererek yapmışlardır. Irak Coğrafya Okulunun en mühim bilim insanı el-Mes’ûdî‘dir (896-956). El-Mes’ûdî seçkin bir tarihçi olmasının yanı sıra Orta Çağ Müslüman seyyahlarının önde gelenlerinden birisidir. Birçok yaratı kaleme alan el-Mes’ûdî’nin yalnız Mürûcü’z-zeheb ve Me’adinü’l-cevher ile et- Tenbih ve’l-israf adlı eserleri günümüze kadar ulaşabilmiştir. El-Mes’ûdî devrin coğrafyacılarına ilişik detayları gözlem ve gözlemler ışığında tekrardan yorumlamıştır. Mes’udî cenup yarım kürenin bilinmeyen bir kara parçası ile kaplı olduğu bilgisi hakkında şüphelerini ifade eden Müslüman coğrafyacılardandır. Mes’ûdî’nin coğrafya açısından en mühim sayılabilecek görüşü, belirli bir bölgenin coğrafyasının o bölgedeki insan, hayvan ve nebat örtüsünü direkt etkilediğine dair kanaatidir.

Mürûcü'z-zeheb, Mes'ûdî
Mürûcü’z-zeheb, Mes’ûdî
İstahrî'nin dünya haritası
İstahrî’nin dünya haritası

Belhî Bağdat’ta Felsefeci Kindî’den ders almış, Orta Asya’ya döndükten sonrasında Suverü’l-ekalîm adıyla malum bir coğrafya kitabı yazmış, ömrünün son dönemlerinde de İslam ülkelerinin çeşitli yerlerinin bölgesel haritalarını çizmiştir. Belhî’nin söz mevzusu eseri, takip edeni Makdisî tarafınca el-Emsile ve Sûretu’l-Arz şeklinde adlandırılmış sadece bu yaratı günümüze kadar ulaşamamıştır.

İstahrî'nin Kitabü'l-Mesâlikü'l Memâlik adlı eserindeki dünya haritası
İstahrî’nin Kitabü’l-Mesâlikü’l Memâlik adlı eserindeki dünya haritası
İspanya, Afrika, Doğu Akdeniz ve İran Körfezi'ni gösteren haritalar
İspanya, Afrika, Doğu Akdeniz ve İran Körfezi’ni gösteren haritalar

Belh Coğrafya Okulunda yetişen coğrafyacılar, İslam ülkelerini iklimlere (bölgelere) ayırmışlar ve her iklimin ayrı bir haritasını çizmişlerdir. Merkezine Mekke’yi alan yuvarlak bir dünya haritası çizen Belh coğrafyacıları, Irak Coğrafya Okulunun aksine coğrafi gerçekleri Kur’an ve hadislerle açıklamışlardır. İslam ülkelerini coğrafi bölgeler esasına bakılırsa sınıflandıran ve bu bölgelerin haritalarını çizen Belh coğrafyacıları, coğrafi sınırları belirlenmiş ülke terimini ilk kez kullanan Müslüman coğrafyacılardır. Bu okulun ilk temsilcisi el-İstahrî‘dir (öl. 957). X. yüzyılın ortalarında tamamladığı ve “el-İstahrî’nin Dünya Haritası” adını verdiği harita, Arap coğrafyasında “el-Belhi Ekolü” diye malum bir akım içinde yer almıştır. Hint sınırına kadar Asya’nın bir çok bölgesini ziyaret eden İstahrî, Kitabü’l-Mesâlikü’l Memâlik adlı eserinde İslam coğrafyacıları içinde kabul gören “Yedi İklim” anlayışının aksine İslam ülkelerini 20 iklime ayırmıştır.

Belh Coğrafya Okulunun ikinci mühim adı İbn Havkal‘dır (öl.988). İbn Havkal, Kitâbü Sûretu’l-Arz (el-Mesâlik ve’l-memâlik) adlı eserini 977’de tamamlamıştır. İbn Havkal, Sûretu’l-Arz (Yeryüzü Suretleri) adlı eserini İstahrî’nin eseri üstüne bina etmiş, eserinde Afrika ve İspanya hakkında geniş bilgiler vermiştir. İslam dünyasını ve kültürünü detaylı bir halde anlatmış, Hazar Denizi ve Maveraünnehir çevresinde yaşayan Türkler hakkında mühim bilgiler vermiştir. İbn Havkal, İslam dünyasının coğrafyasını tanımlamayı amaçlamasına karşın İslam dışı ülkeler hakkında da {hiç de} küçümsenemeyecek derecede kıymetli bilgiler aktarmıştır. İbn Havkal İslam ülkelerini 22 ayrı başlık altında incelemiştir.

İbn Havkal'in el-Mesâlik ve'l-memâlik adlı eserinde Irak ile İran'ın bir bölümünü gösteren haritanın da yer aldığı iki sayfa
İbn Havkal’in el-Mesâlik ve’l-memâlik adlı eserinde Irak ile İran’ın bir bölümünü gösteren haritanın da yer almış olduğu iki sayfa

İbn Havkal, aralarında deniz haritaları ile bir dünya haritası da bulunan 22 tane mahallî harita yapmıştır. Havkal’a bakılırsa İstahrî’nin bazı haritaları muhteşem, bazıları ise karışık ve eksiktir. Karışık ve noksan olarak nitelendirdiği bu haritaları İstavrî’nin isteği üstüne gözden geçirmiş ve düzeltmiştir.

Belh Coğrafya Okulunun mühim temsilcilerinden birisi de Makdisî’dir (Mukaddesî, öl.1000). Makdisî, en uzakta bulunan İslam ülkelerine dahi seyahatler yapmış ve Ahsenü’t-tekasîm fî ma’rifeti’l-ekalîm adlı bir coğrafya kitabı yazmıştır. Makdisî bu eserinde astronomik coğrafyadan bahsetmiş, İslam dünyasını Arap ve Acem ülkeleri olarak ikiye ayırmış, iklimler ve coğrafi bilgiler ile o bölge insanının sosyoekonomik ve sosyokültürel yönü hakkında bilgiler vermiştir. İslam ülkelerinin gerçek şekillerinin gösterildiği ve okuyucularca daha kolay kavranabileceğine inanılmış olduğu bir ülkeler haritası çizmeye çalışmıştır. Makdisî; toplumsal, ekonomik ve kültürel alanlardaki emekleri ve kendine özgü yaklaşımıyla “erken dönem coğrafya”sını günümüzde “beşerî coğrafya” olarak adlandırılan bilim dalına çeviren kişidir.

Makdisî'nin Ahsenü't-Tekâsîm adlı eserinde Güneybatı Asya'yı gösteren harita
Makdisî’nin Ahsenü’t-Tekâsîm adlı eserinde Güneybatı Asya’yı gösteren harita
Makdisî'nin Ahsenü't-Tekâsîm adlı eserindeki dünya haritası
Makdisî’nin Ahsenü’t-Tekâsîm adlı eserindeki dünya haritası

İslam dünyasında haritacılığın oldukça ileri bir seviyede olmasının sebebi, harita yapımına temel teşkil eden detayları elde eden astronomi, fiziki coğrafya, matematik ve jeodezi şeklinde destek ilimlerin oldukca gelişmiş olmalarıyla açıklanabilir. Müslümanlar yıldız ve deniz yolları haritalarıyla yollarını bulabilmek için yeni bir yöntem kullanmışlar, boylamlar (meridyenler) ile enlemleri sabitleştirerek küresel kartografiyi yaratmışlardır.

Haritacılığın gelişmesinde stereografik iz düşümü tekniğinin kullanılması mühim ilerlemeler elde etmiştir. Stereografik iz düşümü tekniği matematiksel bir iz düşümü tekniğidir ve bir küre üstündeki nesneleri düzlemde tasvir edebilmek için kullanılır. Bu teknikten, haritacılıkta stereografik iz düşümünden, temel olarak bir küre yüzeyinin (yer yüzeyi) bir düzleme (harita düzlemi) aktarılması amacıyla yararlanılır.

Bu teknikte küre biçimindeki yer, kutuplara bakan üst ve alt bölümleri açık bir silindir biçimine getirilir; ondan sonra silindir açılarak düz yüzey elde edilir. Bu yöntemle hazırlanan haritalarda, doğu-batı ve kuzey-güney doğrultularının aslına oldukça sadık bir vizyonu elde edilir, fakat yüksek enlemlere gidildikçe mühim sapmalar ortaya çıkar. Yerkürenin orta bölümlerinin haritasının çıkartılmasında günümüzde de Mercator izdüşümü yönteminden yararlanılmaktadır. Başka iz düşümü teknikleri de vardır.

Usturlaplarda vakit vakit değişik iz düşümü teknikleri kullanılmış olsa da en yaygın olarak stereografik iz düşümü tekniği kullanılmıştır. Bunun en mühim sebebi kürede bulunan dairelerin iz düşümü gerçekleştikten sonrasında da bir daire olarak kalmasıdır. Zira bir pergel ile daire çizmek, elips çizmekten oldukca daha kolaydır.

Usturlaplarda stereografik iz düşümü yöntemi tercih edilmiştir.
Usturlaplarda stereografik iz düşümü yöntemi tercih edilmiştir.

Beşerî ve Matematiksel Coğrafyanın Gelişimi içinde ne olduğu Mevzu Anlatımı sitesinden alıntıdır.