ASELSAN’ın yeni silahı Göker göreve hazır (Türkiye’nin yerli ve milli silahları)

tarafından
25
ASELSAN’ın yeni silahı Göker göreve hazır (Türkiye’nin yerli ve milli silahları)

Göker 35 milimetre Oldukça Maksatlı Tabanca Sistemi, hava hedeflerine karşı 4, kara hedeflerine karşı 5 kilometrenin üstünde menzilde etkinlik sağlayacak. İşte Türkiye’nin yeni nesil yerli ve milli silahlar…

ASELSAN, hava ve kara savunması görevleri için geliştirdiği Göker 35 milimetre Oldukça Maksatlı Tabanca Sistemi’ni göreve hazır hale getirdi.
ASELSAN, bir süredir üstünde çalmış olduğu Göker ile atış testleri gerçekleştirmiş oldu. ASELSAN öz kaynaklarıyla yürütülen Göker 35 milimetre Oldukça Maksatlı Tabanca Sistemi’nin işletme testleri ve kabiliyet yayınlanma atışları, Milli Müdafa Bakanlığı Karapınar Atış Alanı’nda tamamlandı.
Mini/mikro insansız hava aracı (İHA) sınıfında yer edinen oldukça ufak ve sıkıntılı hedefleri beklenenin oldukça üstünde menzillerde imha etmeyi başaran sistem, bununla beraber kara hedeflerine karşı da oldukça uzun menzillere kadar etkin bulunduğunu kanıtladı. Meydana getirilen testler sistemin göreve hazır bulunduğunu ortaya koydu.
Göker Sistemi, durağan(durgun) tesis ve sınır bölgelerinde konuşlanmak suretiyle, güncel oldukça alçak irtifa hava ve kara müdafa gereksinimlerine yanıt verecek şekilde tasarlandı.
Sistem, “ATOM 35 milimetre Parçacıklı Cephane”ın güç çarpanı olarak kullanımıyla mini/mikro İHA, maket tayyare, helikopter benzer biçimde hava hedeflerine karşı 4 kilometrenin üstünde menzilde etkinlik sağlayacak. Kara hedeflerine karşı ise 5 kilometrenin üstünde menzilde caydırıcılık sağlayacak sistem, geniş yükseliş ekseni kapsamasıyla bilhassa dağlık alanlarda düşük alçalış açılarına atış imkanı verecek. Sistem, bu sayede hem kara hem de hava hedeflerine karşı yüksek başarımla sahada kullanım alanı sunacak.
Türk müdafa sanayisi tarafınca geliştirilen yüksek irtifa uzun menzilli hava müdafa füzesi Siper’in atış testi başarıyla yapılmış oldu. Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir, Twitter hesabından yapmış olduğu paylaşımda, “Uzun menzilli ve oldukça katmanlı milli hava müdafa sistemimiz Siper’in geliştirme çalışmalarında bir aşamayı daha başarıyla tamamladık. 2023 senesinde envantere almayı planladığımız Siper ile Gökvatanımıza karşı tüm tehditleri en kuvvetli şekilde bertaraf edeceğiz” ifadelerini kullandı.
ATIŞ TESTİNİN GÖRÜNTÜLERİ
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), Milli Muharip Tayyare’ın (MMU) ilk parçasını üretti. TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, Twitter hesabından MMU’ya ilişkin paylaşımda bulunmuş oldu.
Kotil, paylaşımında, “Milli Muharip Uçağımızın ilk parça üretimini gerçekleştirdik. Ülkemizin kalım projesi için attığımız her adım bizim için oldukça anlamlı, oldukça kıymetli. Heyecanla, gayretle emek vererek aynı yolda yürüdüğümüz tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi.Ön orta gövdede yer alacak parçanın, aviyonik bölme (elektronik sistem) ile tabanca bölmesini ayıran ana taşıyıcı elemanlardan olduğu açıklandı.
Alınan bilgiye bakılırsa, MMU’da ortalama 20 bin parça bulunuyor ve bunların üretiminin 2022 sonuna kadar tamamlanması planlanıyor. MMU’nun ilk uçuşunu 2026’da yapması hedefleniyor.
MMU’nun 18 Mart 2023’te hangardan çıkması hedefleniyor. Böylece aviyoniklerin, denetim ve hidrolik sistemlerin yer almış olduğu prototipin ilk kez motor çalıştırmasıyla uçağın yer testleri başlamış olacak.MMU’nun ilk uçuşunu 2026’da yapması hedefleniyor.
Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir, TUSAŞ tarafınca üretilen Aksungur SİHA’nın ilk teslimatının Deniz Kuvvetleri Komutanlığına yapıldığını bildirdi.
AKSUNGUR SİHA, 30 KİLOMETREDEN HEDEFİ VURDU
Hücum amaçlı drone ve insansız hava araçlarının (İHA) etkisiz hale getirecek Fedai’nin ilk uçuşu kısa sürede gerçekleştirilecek. Bu ay içinde de gerçek dronlara karşı bir gösterimin yapılması hedefleniyor.
Fedai’nin, kamikaze İHA/drone saldırılarını durdurmak amacıyla geliştirilen bir koruma sistemi olduğu fakat gereksinim doğrultusunda ilerleyen dönemde aracının kendisinin de hücum amacıyla kullanılabileceği açıklandı.
Transvaro İcra Kurulu Üyesi Güray Ali Canlı, İHA’ların ufak fakat etkili silahları bulunduğunu aktardı. Canlı planlı hamlelerle oldukça büyük hasar verebilecek saldırılar yapılabileceğini söylemiş oldu. Canlı geçen yıl Suudi Arabistan’ın petrol rafinerilerine meydana getirilen saldırıları örnek gösterdi. 
Harp başlığındaki 10 bin parçacıkla tehdidi avlayacak
Troy Teknoloji Müdafa Müdürü Sait Ersoy Bereketlioğlu ise Fedai’nin harp başlığına ilişkin bilgiler verdi.
Buna bakılırsa, Fedai’nin harp başlığında ortalama 10 bin parçacık içeriyor. 1 kilogram termobarik etkili PBX patlayıcı kullanılan harp başlığının toplam ağırlığı ise 2,5 kilogramı buluyor.
Fedai’nin etkili menzil yarı çapı 25 metre olarak öngörülürken, bu durum sahada kontrol edildi. Kullanılan patlayıcı anti-materyal ve termobarik etkinlik sağlıyor. Bundan dolayı hedef Fedai’den çıkan parçacıklardan kurtulsa bile tazyik etkisiyle etkisiz hale getirilecek. Fedai’de kullanılan patlayıcı da proje için yerli ve milli olarak geliştirilip üretildi.
Yüksek hareket kabiliyetine haiz ve uzaktan kumandalı İnsansız Kara Araçları’nın (İKA), Kara Kuvvetleri Komutanlığı birliklerinde kullanılmaya başlandığı duyuruldu.Milli Müdafa Bakanlığının Twitter hesabından meydana getirilen paylaşıma bakılırsa, muharebede, her türlü harekatta girilemeyen, gözetlenemeyen ve müdahale edilemeyen bölgelere emniyetli şekilde girilebilmesi, gözetlenebilmesi ve müdahale edilebilmesini elde eden İKA’lar birliklere sevk edildi.Sistemle personel kaybının azaltılması, tehlikeli bölgelerde bulgu ve gözetleme yapılması, düşman ateşi altındaki riskli görevlerin daha kolay yürütülmesi hedefleniyor.Sulardan geçebilen, yüksek hareket kabiliyetine haiz, uzaktan kumandalı İKA’lar, bulgu ve gözetleme yapabilmenin yanı sıra yüksek engel aşma ve merdiven tırmanma özelliklerini taşıyor.
Türk müdafa sanayisinin zırhlı kara aracı üreticilerinden BMC, 8×8 sınıfındaki yeni zırhlı muharebe aracı ve personel taşıyıcı Altuğ’u göreve hazırlıyor.
AA muhabirinin almış olduğu bilgiye bakılırsa, Türk Silahlı Kuvvetlerinin son yıllardaki saha tecrübelerine uygun olarak ileri teknolojiyle geliştirilen Altuğ 8×8 Zırhlı Muharebe Aracı’nın asimetrik cenk ortamlarında büyük avantaj sağlaması hedefleniyor. Altuğ 8×8 Zırhlı Muharebe Aracı (35 milimetre tabanca kuleli) ve Zırhlı Personel Taşıyıcı (12,7 milimetre tabanca kuleli) kendi sınıfında konvansiyonel ve asimetrik muharebe sahasının tüm gereksinimlerine yanıt verebilecek şekilde tasarlandı.
Araçlar en güncel kullanıcı gereksinimleri, vazife konseptleri, tehditler, teknoloji ve trendler ile bu pazarda mevcut yerli ve yabancı araçların kabiliyetleri değerlendirilerek belirlenen her yönüyle üstün özellikleriyle ön plana çıkıyor.
Altuğ 8×8 serisi araçlarda yüzde 80’lere varan yüksek yerlilik oranı hedefleniyor. Araçların tüm versiyonlarda bulunan yerli ve milli aks donanımlarına ilave olarak 12,7 milimetre tabanca kuleli 8×8 ve 6×6 versiyonlarında yerli motor da kullanılacak şekilde emekler sürdürülüyor
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çorlu Hava Meydan Komutanlığı Akıncı Uçuş Eğitim ve Kontrol Merkezi’nde katılmış olduğu, Bayraktar Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) Teslimat ve Mezuniyet Töreni öncesi TİHA’lar basın mensuplarına yayınlandı.
Türk müdafa sanayisinin güvenlik güçlerinin envanterine kazandırdığı insansız hava araçlarına Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) da ekleniyor.Baykar tarafınca yerli ve milli imkanlarla geliştirilen Bayraktar AKINCI, bugün düzenlenen törenle güvenlik güçlerinin kullanımına sunuldu.
İnsansız hava araçlarını yurt içinde ve haricinde etkin şekilde kullanan güvenlik güçleri, AKINCI ile yeni operasyonel kabiliyetler kazanacak.
Bayraktar AKINCI’yı geliştirme sürecinde 3 prototip üretildi. AKINCI ilk uçuşunu 6 Aralık 2019’da gerçekleştirmiş oldu. Prototip araçların peşinden ilk uçakların seri üretimine başlandı.Kontrol faaliyetleri, Çorlu Hava Meydan Komutanlığındaki Bayraktar AKINCI Uçuş Eğitim ve Kontrol Merkezi’nde prototip araçlarla yürütüldü.AKINCI, geliştirilme sürecinde mühim başarılara imza attı. Milli olarak geliştirilen bir hava aracıyla erişilen en yüksek irtifaya çıkan Bayraktar AKINCI, Türk havacılık tarihinin irtifa rekorunu kırdı. Gökyüzünde 38 bin 39 feet (11 bin 594 metre) yüksekliğe çıkan Bayraktar AKINCI, 25 saat 46 dakika havada kaldı. Bayraktar AKINCI, kontrol ve eğitim uçuşlarında 1000’den fazla sorti yapmış oldu.
Cenk uçaklarının yükünü azaltacak Bayraktar AKINCI TİHA ile hava bombardımanı da icra edilebilecek. Türkiye’de milli olarak geliştirilen hava-hava füzeleriyle donatılacak AKINCI TİHA, böylece hava hedeflerini de etkisiz hale getirebilecek.Kendi sınıfında dünyanın en ileri teknolojik özelliklerine haiz Bayraktar AKINCI TİHA, yerli ve milli olarak üretilen MAM-L, MAM-C, MAM-T, Nüfuz Edici Bomba, Cirit, L-UMTAS, Bozok, MK-81, MK-82, MK-83, Kanatlı Güdüm Kiti (KGK)-MK-82, Gökdoğan, Bozdoğan, SOM-A, Duyarlı Güdüm Kiti (HGK), Lazer Güdüm Kiti (LGK) benzer biçimde cephane, roket, bomba ve güdüm kitleriyle donatılacak.
Tam Otomatik Uçuş Denetim ve 3 Yedekli Otopilot Sistemi’yle yer sistemlerine bağımlı olmaksızın otomatik iniş kalkış yapabilen Bayraktar AKINCI TİHA, Çift Yedekli SATCOM ile iletişim menzili bulunmaksızın uydu vasıtasıyla komuta edilebilecek.
Tabanca taşıyıcı araçlardan Pars 4×4’e 2 ülkeden talep geldi.
Müdafa sanayisinde “içeride ürün satmadan, dışarıda satamazsınız” şeklinde bir yaklaşım bulunduğunu vurgulayan Kurt, FNSS olarak Pars 8×8 ve Pars 6×6 ile Türkiye’de hiçbir proje başlamadan Malezya ve Umman’da 1 milyar doları aşan ihracata ulaştıklarını belirtti.
Nail Kurt, “Doğal olarak ürünün, TSK benzer biçimde repütasyon gücü oldukça yüksek bir ordu tarafınca kullanılmasının büyük bir pazarlama tesiri var. Dolayısıyla bu araçlarda da bunun gerçekleşeceğine inanıyorum. Bir gereksinim çıktığında yurt haricinde öteki rakiplerimize bakılırsa oldukça büyük avantajlarla gireceğiz. Nitekim şu anda 2 ülkede ciddi talep var bilhassa Pars 4×4’e. O projeler gerçekleşmeye yakın olduğunda inşallah müjdeler vereceğiz. İki aracın ciddi ihracat başarılarına da imza atacağını düşünüyorum.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir, kara birlikleri için sıcak çatışmalarda en tehlikeli sonuç dönemin ilk temas anı bulunduğunu söylemiş oldu. En fazla ateş etme ihtiyacının duyulduğu ilk temasta, standart olarak kullanılan 5,56×45 milimetre şarjörlerde bulunan 30 mermi yetersiz kaldığında en süratli şekilde ikinci şarjörün takılmasının yaşamsal önemde bulunduğunu belirten Demir, birçok hususi beraber şarjör değişiklik yapma süresinin kısaltılmasına yönelik uzun devam eden eğitimler verildiğini bildirdi.
Demir, süreyi kısaltmak için öteki bir uygulamanın ise şarjörlerin birbirine tutturulması bulunduğunu sadece her iki durumda da süre kaybının kaçınılmaz bulunduğunu dile getirdi. İsmail Demir, “Kahramanlarımızın gereksinimlerini en ufak ayrıntısına kadar karşılamak için çalışmalarımız sürüyor. Dünyada yalnız 2 gelişmiş ülke ordusu için üretilen 60’lı yüksek kapasiteli şarjörü yerli ve milli imkanlarla üreterek güvenlik güçlerimizin kullanımına sunduk” dedi.
Yüksek kapasiteli şarjör, 60 tane 5,56×45 milimetre cephane kapasitesine haiz bulunuyor. Halen ayrı ayrı şarjörlerle kullanılabilen MPT-55, KCR-556, SIG-516, M4, M16 ve AR-15 benzer biçimde değişik silahların tamamıyla yüzde 100 uyumlu şekilde tasarlanan şarjörün bu özelliğiyle dünyada benzeri bulunmuyor.
60 merminin kesintisiz olarak hedefe gönderilmesine olanak veren şarjör, çatışma esnasında şarjör değiştirirken kaybedilen zamanı “sıfır”a indiriyor. Personelin taşımış olduğu şarjör sayısı azaltılarak rahat ve konforlu hareket etmesi sağlanıyor.
Şarjör, yüksek mukavemetli kompozit araç-gereç yardımıyla girmiş olduğu tüm askeri çevresel şart testlerini başarıyla geçti.
Kenarında bulunan pencereler yardımıyla şarjörde kalan mermi miktarı devamlı denetim edilebiliyor. Şarjör, 60 tane mermi dahil toplam 1 kilogram ağırlığında bulunuyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterindeki zırhlı muharebe araçlarına kısa sürede Hususi Operasyonlar Aracı eklenecek.
FNSS ile Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanlığı (SSB) içinde imzalanan 6×6 Mayına Karşı Korumalı Vasıta (MKKA) Tedariki Projesi kapsamında geliştirilen Pars IV 6×6 Hususi Operasyonlar Aracı, hususi operasyonlara yönelik ateş kabiliyeti, el yapımı patlayıcıya (EYP) karşı etkin koruması, yüksek mayın ve balistik koruma içeren kalım altyapısı, yeni teknoloji ürünü vazife donanımları ile tasarlandı.
Milli imkanlarla FNSS tarafınca tasarlanıp geliştirilen vasıta, emsalsiz modüler bir zırh yapısına haiz. Entegre EYP kiti ve kullanıcı tarafınca kolayca sökülüp takılabilen RPG ağı, aracın eylemsiz koruma unsurlarını tamamlıyor.
2019 senesinde başlamış olan MKKA Projesi’nde, aracın mayın, EYP ve balistik testlerinin tamamı kullanıcıyla beraber, FNSS tesislerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri tatbikat sahaları ve internasyonal akredite kontrol merkezlerinde gerçekleştirildi. Vasıta, kalım standartlarında tanımlanan yüksek düzey mayın tehditlerinin yanı sıra EYP ve tüm yönlerden gelecek balistik tehditlere karşı kontrol edildi.
Süpersonik seslere duyarlı ve tabanca kuleleriyle entegre akustik uyarı sistemi, etken karıştırma/köreltme sistemi, 360 aşama çift kullanıcılı sis havanları ve KBRN (kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer) sistemi de etken koruma unsurları olarak vasıta üstünde içeriyor.
Hususi operasyonların taktik gereksinimleri doğrultusunda, konseptiyle beraber emsalsiz olarak oluşturulan Pars IV 6×6 Hususi Operasyonlar Aracı’nda gene FNSS tarafınca geliştirilen 2 tane bağımsız Sancak Uzaktan Komutalı Tabanca Sistemi içeriyor. İhtiyaç halinde kullanıcı tarafınca silahı kolayca değiştirilebilen kulelerde, 3 ayrı tabanca tipi (7,62 mm, 12,7 mm makineli tüfek ile 40 mm otomatik bomba atar) kullanılabiliyor. Vasıta, çepeçevre etrafından yada yüksek noktalardan, eş zamanlı olarak değişik yönlerde belirecek tehditlere karşı gözetleme ve 2 kat etkili ateş gücü imkanı sağlıyor.
Araçların vazife donanımı, tek vasıta seviyesinde ve birlik bütünlüğü içinde, ast-üst unsurlar içinde eş zamanlı, emniyetli ve kesintisiz yazışma, yüksek durumsal farkındalık, etkin komuta denetim kabiliyeti içerecek şekilde yüksek teknoloji sistemler içeriyor.
Kuvvetli motoru, 7 ileri, 2 geri vitesli transmisyonu ile sınıfının en kuvvetli ve atak güç grubuna haiz vasıta, bununla beraber yükseklik ayarlı bağımsız süspansiyonu ile değişik arazi ve yol koşullarında en iyi yol tutuşunu sağlıyor. Tüm tekerlerden tahrikli sürüş ve ön-arka akstan dönüş sistemine haiz Pars IV 6×6, sınıfındaki en düşük dönüş çapı ile meskun mahalde yüksek manevra kabiliyetini içinde barındırıyor.
Envantere girmeden ilkin tamamlanması ihtiyaç duyulan sıkıntılı testlerin peşinden projede son aşamaya gelinecek ve Pars IV 6×6 Hususi Operasyonlar Aracı Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edilecek. 
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni aracı, oldukça sayıda internasyonal katılımcının da yer alacağı IDEF 2021’de ilk kez sergilenecek.
Cumhurbaşkanlığı Savuma Sanayii Başkanı İsmail Demir, insansız sistemler alanında sayılı ülkenin üstünde çalmış olduğu bir kabiliyeti daha yerli-milli olarak geliştirdiklerini söylemiş oldu.
Demir, “İnsansız deniz araçlarına sürü kabiliyetinin kazandırılması, otonomi ve çeşitli görevlerin icrasını hedeflediğimiz Sürü İDA Projemizde ilk aşamayı tamamladık. Devamı gelecek.” dedi.
Demir’in verdiği bilgilere bakılırsa, Başkanlık ile ASELSAN içinde imzalanan sözleşmeyle başlanan Sürü İnsansız Deniz Aracı’na (İDA) yönelik proje kapsamında sürü mimarisinin oluşturulması, değişik formasyonların ve görevlerin denenmesi hedeflendi.
Proje için ASELSAN’ın Albatros insansız deniz aracı ailesine gelişmiş özellikleriyle Albatros-S katıldı.
Benzeşik ve ayrışık dağıtık mimaride sürü oluşturulmasına olanak veren projede ASELSAN ve alt yüklenicileri tarafınca yeni nesil yüksek manevra, denizcilik ve duruş yetenekli Albatros-S İDA geliştirildi. Proje kapsamında deniz ortamı için taktik örgüsel iletişim kabiliyeti de oluşturuldu. Projede ilk aşama emek harcamaları tamamlanırken değişik vazife ve formasyonların deneneceği ikinci aşama faaliyetleri devam ediyor.
Ortalama 7 metre boyundaki İDA, 40 knot üstünde hıza, 200 deniz mili üstünde seyir menziline ve mühim oranda yararlı yük kapasitesine haiz bulunuyor.
Sürü İDA, yerli ve milli emsalsiz iletişim sistemi, denetim sistemi, çoklu iletişim sistem mimarisi, GNSS ve iletişim olmayan ortamda göreve devam edebilme benzer biçimde kabiliyetlerle çeşitli güçlük ve engellemelere karşı güvenle görevini sürdürebilecek.
İDA’lar, sürü halinde otonom seyir, otonom formasyon değişimi, engelli ortamda otonom seyir ve otonom vazife icrası benzer biçimde özellikleriyle Mavi Vatan’ın korunması ve kıyı emniyetinde mühim operasyonel kabiliyetler sunacak.
Türk müdafa sanayisi tarafınca geliştirilen platformlarda yer alacak makineli tüfek, jandarmanın kullanımına sunuldu.
Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir, Twitter’dan yapmış olduğu paylaşımda, “Bir tabanca sisteminde daha dışa bağımlılığı bitiriyor, yerli ve milli üretimle güvenlik güçlerimizin kullanımına sunuyoruz. Platformlar için 7,62 mm Makineli Tüfek PMT 7,62’nin ilk teslimatlarını Jandarma Genel Komutanlığına gerçekleştirdik. Hayırlı olsun, durmak yok, yola devam” ifadelerine yer verdi.
Durağan(durgun) kanatlı akıllı vurucu İHA sistemi ALPAGU’nun mühimmatlı atış testleri Aksaray’da gerçekleşti. Belirlenen hedefi tam isabetle vuran ALPAGU atış testinden başarıyla geçti.
10 dakika süresince havada kalan akıllı vurucu İHA sistemi görüntü takip yazılımı vasıtasıyla hedef tespitini yapmış oldu.Arkasından büyük bir hızla hedefe önem vererek taşımış olduğu cephane ile hedefi imha etti.
Ortalama 2 kilogram ağırlığındaki akıllı vurucu iha sistemi 10 kilometre menzile haiz.
10 dakika havada kalabilen ALPAGU 400 feet yüksekliğe kadar çıkabiliyor.
Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Twitter hesabından mevzuya ilişkin, şu paylaşımda bulunmuş oldu:
“Kendisi hafifçe tesiri ağır Alpagu’dan tam isabet. STM’nin milli mühendislik kabiliyetiyle geliştirdiği tek er tarafınca gece-gündüz etkin operasyon yapabilen Durağan(durgun) Kanatlı Akıllı Vurucu İHA Sistemi Alpagu mühimmatlı kontrol atışını başarıyla gerçekleştirmiş oldu. Durmak yok yola devam.”
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafınca “Havacılık Sanayiinde Yerlilik Vizyonu ve Türkiye’nin Milli Projeleri” başlığıyla düzenlenen “SUBÜ Konuşmaları”na video konferansla katıldı.
SUBÜ Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Çay, moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte konuşan Kotil, hedeflere ulaşmak için oldukça çalışmanın önemine değindi.
Kariyerindeki gelişmelerden bahseden Kotil, TUSAŞ’ın kurum amacını ve etkinlik alanlarını söyledi.
TUSAŞ bünyesinde ortalama 4 bin mühendisin çalıştığını söyleyen Kotil, 2028 itibarıyla bu sayının 10 bine çıkacağını, bunların çoğunun genç mühendislerden oluşacağını aktararak, “Bizlere gelecek arkadaşlardan tek istediğimiz, süper İngilizce’ye haiz olmaları. Kullandığımız tüm dokümanlar İngilizce. Gelecek yıl son derslik öğrencilerini okullarını bitirmeden işe alacağız.” dedi.
Robotik ve otonom teknolojiler alanında 2019 yılından bu yana Ar-Ge emek harcamaları yürüten HAVELSAN, kara araçları kullanım senaristliği üstünden geliştirilen sürüş kiti ile başlamış olan süreçte “askeri ve sivil amaçlı kara, hava, deniz ve uzay araçlarında otonomi” hedefliyor.
HAVELSAN Genel Müdür Yardımcısı Muhittin Solmaz,  insansız sistemlere yönelik çalışmalarının ortalama 1,5-2 yıl öncesine uzandığını söylemiş oldu.
Robotik otonom sistemler başlığı altında insansız hava ve kara araçlarına yönelik çalışmalara başladıklarını özetleyen Solmaz, emekler kapsamında orta derslik birinci düzey insansız kara araçlarında ciddi mesafe katettiklerini belirtti. Solmaz, insansız hava araçlarında da bulut altı kategorisinde çalışmalarının devam ettiğini dile getirdi.
Polonya Müdafa Bakanı Mariusz Blaszczak, Türkiye’den insansız hava araçları satın alacaklarını deklare etti.Polonya resmi haber ajansının (PAP) haberine bakılırsa, Bakan Blaszczak, ülkesinin Türkiye’den 24 tane Bayraktar (TB2) tipi insansız hava aracı (SİHA) alacağını söylemiş oldu.
Blaszczak, “Bu, gerçek bir tabanca. Avrupa’nın doğusunda, savaşlarda kendini kanıtladı. Aynı şekilde Orta Doğu’da kullanıldı.” ifadelerini kullandı.İnsansız hava aracının satışına ilişkin anlaşmanın, gelecek hafta Polonya Devlet Başkanı Andrzej Duda’nın Türkiye’ye yapacağı ziyaret esnasında imzalanması umut ediliyor.Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyesi Polonya, Türkiye’den ilk kez insansız hava aracı satın almış olacak.
ROKETSAN ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafınca geliştirilen 107 milimetre Oldukça Namlulu Roketatar (ÇNRA) Sistemi, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) için hazır hale getirildi.
TEST ATIŞININ GÖRÜNTÜLERİ
Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir, Twitter’dan yapmış olduğu paylaşımda, Türk müdafa sanayisinin kabiliyetlerini birleştirerek Mehmetçik’e sahada süratli çözümler sunduğunu bildirdi.Demir, “BMC üretimi Vuran aracına entegre edilen 107 milimetre ÇNRA kontrol atışında hedefi başarıyla vurdu. Tek sette 12 roket ateşleyen ÇNRA’lı Vuran TSK’nın emrinde.” ifadelerini kullandı.İsmail Demir, paylaşımında, sistemi geliştiren ROKETSAN ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunu da etiketledi.
ARES Tersanesi ve Meteksan Müdafa tarafınca ortalama üç yıl ilkin başlatılan araştırma-geliştirme emek harcamaları sonunda Antalya’da üretimine başlanan Türkiye’nin ilk silahlı insansız deniz aracının prototip üretimi tamamlandı. Denize indirilerek mavi sularda deneyim seyirlerine başlamış olan SİDA, AA ekibi tarafınca görüntülendi.
Yerli ve milli müdafa endüstri açısından “coşku verici” olarak nitelenen SİDA, üstün kabiliyetleriyle dikkati çekiyor. Türkiye’nin deniz gücüne büyük katkı sağlaması planlanan SİDA, 400 kilometre seyir menzili, saatte 65 kilometre sürati, milli kriptolu iletişim altyapısı, gündüz ve gece görüş kabiliyetine haiz.
Gelişmiş kompozit malzemeden üretilen SİDA, bulgu, gözetleme ve danışma, su üstü harbi, asimetrik harp, silahlı eskort ve kuvvet koruma, stratejik tesis güvenliği benzer biçimde görevlerin icrasında karadan mobil araçlarla ve karargah komuta merkezinden yada yüzer platformlardan kullanılabilecek.
Vasıta, milli roket sistemleri üreticisi ROKETSAN’ın ürünleri 4’lü lazer güdümlü roket Cirit podu ve 2’li Lazer Güdümlü Uzun Menzilli Tanksavar Roket Sistemi (L-UMTAS) lançeri ile de donatıldı.
Testlerden başarıyla geçti
ARES Tersanesi Genel Müdürü Utku Alanç, AA muhabirine yapmış olduğu açıklamada, geçen yıl üretim faaliyetlerine başladıklarını, prototipi tamamlayarak denize indirdiklerini ve yoğun kontrol faaliyetlerine doğal olarak tuttuklarını söylemiş oldu.
Uzaktan komutalı ya da otonom olarak hareket edebilen aracın kontrol faaliyetlerini de başarı göstermiş şekilde tamamladığını aktaran Alanç, “Silahlı insansız deniz aracımız, prototip botuyla tamamıyla operasyona hazır. Simülasyon atışlarımız da oldukça başarı göstermiş şekilde tamamlandı, gelecek günlerde harp başlıklı gerçek roket atışlarıyla bu projeyi noktalamış olacağız.” diye konuştu.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ)  tarafınca üretilen Aksungur Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA), yeni bir başarıya daha imza attı.
TUSAŞ’tan meydana getirilen açıklamaya bakılırsa, gündüz ile gece danışma, gözetleme, bulgu ve saldırı görevlerini EO/IR, SAR ve SIGINT yararlı yükleri ve çeşitli havadan yere yararlı yüklerle icra eden, orta irtifa uzun havada kalışlı İnsansız Hava Aracı Sistemi AKSUNGUR, ilk kez attığı 340 kilo ağırlığındaki KGK-SİHA-82 ile 30 kilometre menzildeki hedefi başarıyla vurdu.
HABERE GİT
Türkiye’nin müdafa sanayide gereksinim duyan ve aralarında genel maksat helikopteri ile insansız hava aracının (İHA) da bulunmuş olduğu araçların motor üretimini Eskişehir tesislerinde gerçekleştiren TEI, ilk yerli ve milli gemisavar roket motoru TEI-TJ300 Turbojet’i 3 senelik çalışmanın peşinden tamamladı. Testlerden başarıyla geçen motor, dünyada hava motorları sektörün söz sahibi Fransa, Almanya, Çekya ve Hollanda’nın ürettiği emsallerini geride bırakıp, 1342 Newton (N) itme gücüne ulaşarak dünya rekoru kırdı. TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, tecrübe etme motor üretiminden dünya rekoruna giden TEI-TJ300 Turbojet’in başarı öyküsünü söyledi.
Türkiye’nin yerli insansız hava araçlarının gaz tribün ihtiyacına yönelik geliştirdiği TJ90 Turbojet motorun peşinden eksenel kompresör teknolojisi ile de bir tecrübe etme motoru yapmak için yola çıktıklarını ifade eden TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, “Hedeflerimiz aslına bakarsak hem motor kabiliyetini geliştirmek hem de know-how (yapabilme bilgisi) kazanmaktı. Ekibimiz bu işi öğrensin diye düşündük. Vizyon olarak bu fikri belirledikten sonrasında, yapacağımız bu öğrenme motoru ‘devletimizin bir işine yarasın’ dedik. Roketsan Genel Müdürü ile yaptığımız konuşmada, ‘Sizin bu güç sınıfında bir motora ihtiyacınız olur mu?’ diye sormuş oldum. Donanmamızın kullandığı orta menzilli gemisavar füzelerinin raf ömürleri 5-6 yıla kadar dolacak ve devletimiz bu tarz şeyleri yenileyecek. Siz o zamana kadar bu motoru geliştirirseniz ikimiz de roketleri yaparız’ fikrinden ortaya çıktı. Ortalama 2,5 yıl içinde prototipimiz bitmişti ve ön denemeler başlamıştı. Geçen yıl haziran ayında da Sayın Bakanımız Mustafa Varank ulaştığında çalıştırma testini de yaptık” dedi.
Üretilen ilk yerli ve milli gemisavar roket motoru TEI-TJ300 Turbojet’in roket sınıfında ufak bir motor olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akşit, tecrübe etme motoruyla gelen dünya rekorunu ise şu şekilde söyledi:“Çap olarak 23-25 santim aralığında bir motor sınıfı. Bizim motorumuz 24 santim çapa haiz ve bu aralığın tam ortasına oturuyor. Geliştirmemizle beraber 1342 Newton güce kadar çıktık, daha da yukarı çıkacağız inşallah. 23-25 santim çap sınıfında dünyada 4 üreticinin 4 değişik motoru var, biri de bizim ürettiğimiz motor. Öteki üreticilerin motorları 900 Newton ile 1250 Newton içinde güç üretiyor. Oysa bizim motorumuz daha düşük olan 24 santim çapta 1340 Newton güce çıkmış vaziyette. Bu şu demek, daha ufak motordan daha çok güç çıkartıyoruz. Teknoloji yarışındaki üstün dereceli buradan geliyor. Motorumuzu sonuna kadar zorlamış değiliz. Genel kanaatimiz, yaptığımız testlerde bunu 1500’e kadar zorlayabileceğimiz yönünde. İnşallah ileride kendi rekorumuzu yeniden kırarak yukarıya doğru taşımayı planlıyoruz. Bu projede biz birazcık süratli yürüdük. Normalde 2,5- 3 yılda sıfırdan, düz beyaz kağıttan motor geliştirmek bayağı üstün dereceli bir hız. Orada da bir üstün dereceli kırdık diyebilirim. Ekibimizin ellerine sıhhat.”
TEI-TJ300 Turbojet’in 2 yılda seri üretime geçeceğini özetleyen Prof. Dr. Akşit, hazır raf ürünleri olan kabloları haricinde motorun tamamen Eskişehir tesislerinde tamamlandığını söylemiş oldu. Motorun sınırlarını daha da zorlamayı planladıklarını ifade eden Akşit, “Nerelere kadar yükseltebiliriz, bu güç seviyesinde kaç saate kadar karşı koyabilir? Bunu zorlayacağız. Ne kadar yerli ne kadar milli bir motoruz? Bir kere tasarımı tamamen bizlere ilişkin. Tüm tasarımı, geliştirmesi, mühendisinden teknisyenine kadar TEI’deki tüm ekibimize ilişkin. Hepsinin ellerine sıhhat. Tamamen milli olarak geliştirdiğimiz bir motor. Üretiminde ise hazır raf ürünleri olan kabloları haricinde motorun her şeyini burada ürettik. Burada derken yalnız TEI’nin içini kastetmiyorum. Şu anda TEI olarak biz 100 saat kendi atölyemizde iş yapıyorsak 50 saatte dışarıya iş veriyoruz. Bunu dizgesel olarak yapıyoruz ki hem dışarıdaki ufak sanayicilerimiz gelişsinler, onlar da para kazansın, hem bizim maliyetlerimiz düşüyor” şeklinde konuştu.
TEI-TJ300 Turbojet’in yurt dışından alımları durduracağını ve Türkiye’ye 40 milyon dolarlık bir katkı sağlayacağını belirten Akşit, “Bu motor ne kadarlık bir füzenin ithalatına engel olacak? Eğer biz bu motoru yapmazsak, ihaleye çıkacaklar ve bir başka ülkenin bir başka ürününü alacaklar. Biz Roketsan ile birlikte aynı sınıfta bu ürünü geliştirdik. Bizim tahminimiz, ekonomimize ilk etapta 30-40 milyon dolarlık bir katkısının olacağını düşünüyoruz. Doğal olarak ki ileriki zamanlarda füzenin başarısına bakılırsa yurt dışı satışları ile bu artacaktır. Fakat geliştirmek için harcanan paraya bakılırsa ölçme kabul etmez. Katma kıymeti oldukça yüksek teknolojik ürünler” diye konuştuTÜBİTAK desteğiyle üretilen TEI-TJ300, orta menzilli vapur savar füzede kullanılmak suretiyle tasarlandı. Ek olarak değişik birçok platformda da kullanılabilecek. TEI-TJ300 motoru, fizyolojik boyutuna karşın 1300 Newton itki veren ve ortalama 400 beygire yakın güce haiz. Türkiye’de bilhassa hava araçlarının güç sistemlerinde en mühim altyapısı olarak kabul edilen motorun, yurt dışı bağımlılığını da ortadan kaldırması hedefleniyor. Ek olarak motorun testleri de yerli ve milli imkanlarla kurulan yeni kontrol odalarında yapılıyor.
Endüstri ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TEI Eskişehir tesislerinde tamamen yerli ve milli imkanlarla üretilen orta menzilli gemisavar roket motoru TEI-TJ300 Turbojet’in meydana getirilen testlerde 240 milimetre çapla 1342 Newton itme gücüne ulaştığını açıklamıştı. Toplumsal medyadan motor kontrol görüntülerini paylaşan Bakan Varank, bunun dünya rekoru bulunduğunu ifade ederek, “TÜBİTAK desteğiyle geliştirilen Türkiye’nin ilk Orta Menzilli Roket Motoru TEI-TJ300, 240mm çap ile 1342N itki kuvvetine ulaşarak sınıfında dünya rekoru kırdı. TEI-TJ300, hava, deniz ve kara müdafa sistemlerine uygulanabilecek” ifadelerini kullandı.
Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir, “HİSAR-O+ Hava Müdafa Sistemi’miz en uzak menzil ve en yüksek irtifadaki testini, hedefini vurup imha ederek başarıyla geçti.” dedi.
Mavi Vatan 2021 Tatbikatı’nda SİHA’dan MAM-L füzesi ile bugüne kadarki en uzun menzilli atış yapılmış oldu. Deniz Kuvvetlerinin envanterindeki TB-2 SİHA’dan, milli imkanlarla geliştirilen ve üretilen lazer güdümlü MAM-L füzesi ile Doğu Akdeniz’deki su üstü hedefi tam isabetle vuruldu. Çekilen görüntüleri Milli Müdafa Bakanlığı paylaştı. İŞTE ATIŞIN GÖRÜNTÜLERİ
Cobra II 4×4 zırhlı ürün ailesi, Türkiye’de ve dünyada 15 ülkede vazife alan Cobra ürün ailesinin yeni modeli olarak tasarlandı, geliştirildi ve 2013’te Otokar ürün gamına eklendi.
Kullananların değişik vazife gereksinimlerine uygun olarak Cobra II, Cobra’ya kıyasla daha yüksek taşıma kapasitesine ve daha geniş bir iç hacme haiz olarak tasarlandı. Yüksek hareket kabiliyetine haiz Cobra II, tıpkı Cobra benzer biçimde değişik görevler için modüler bir yapı ile sunuldu.
Otokar, Cobra ile elde etmiş olduğu başarıyı ailenin yeni üyesi Cobra II ile pekiştirdi. Cobra II kısa sürede başarı göstermiş performansıyla kullananların takdirini topladı; Türkiye’nin yanı sıra ihracat pazarlarında da tercih edilen bir vasıta oldu.
Araştırma ve geliştirme çalışmalarını sürdüren Otokar, son olarak modüler yapıdaki Cobra II aracının güncel ve gelecek tehditlere karşı “mayına karşı korumalı vasıta” (MRAP) versiyonunu geliştirip ürün ailesine ekledi.
Yeni nesil mayına karşı korumalı bir vasıta olan Cobra II MRAP, kullananların yüksek balistik ve mayın koruma ile yüksek taşıma beklentilerini bu derslik araçlardan değişik bir hareket kabiliyetiyle sunuyor.
Riskli bölgelerde yüksek kalım
Otokar’ın kara araçlarındaki 35 yıla yaklaşan tecrübesinin ve informasyon birikiminin yansıtıldığı Cobra II MRAP, riskli bölgelerde yüksek kalım kabiliyeti sağlıyor. Mürettebata balistik, mayın ve el yapımı patlayıcı tehditlerine karşı üstün koruma sunuyor.
Cobra II MRAP, Cobra II ile benzer hareket ve konfor parametrelerini koruyarak söz mevzusu tehditlere karşı güvenli bir kullanım sağlıyor. Vasıta tabanındaki mayın kalkanı yardımıyla üstün mayın koruması, yüksek modüler yapı ve servis edilebilirlikten yitik yaşanmadan sunulabiliyor.
Yüksek harekat kabiliyeti, düşük karaltı
Cobra II MRAP’ta, 32 binden fazla aracı 35’ten fazla ülkede kullanılan Otokar’ın değişik arazi ve iklim koşullarında elde etmiş olduğu birikimin yansımaları bulunuyor.
Dünyadaki benzer mayına karşı korumalı araçlara kıyasla Cobra II MRAP, ağırlık merkezinin alçak olması sebebiyle yalnız stabilize yollarda değil, arazide de üstün bir hareket kabiliyeti ve eşi olmayan bir yol tutuşu sunuyor. Cobra II MRAP’ın bağımsız süspansiyon sistemi, arazide üstün performans sağlıyor.
Vasıta, benzerlerine kıyasla daha düşük bir silüete haiz olduğundan daha azca fark ediliyor.
Cobra II MRAP, tüm Otokar zırhlı araçları benzer biçimde modüler bir tasarıma haiz bulunuyor. Bu sayede değişik görevlere uygun bir platform olurken, kullanıcılara muharebe sahasında lojistik avantajlar sunuyor. Hususi tasarımı, yüksek güvenilirlik, bakım ve onarım kolaylığı ve güç paketi, saha şartlarında bile topyekün ve süratli montaj/demontaj yapılmasına olanak veriyor.
Modüler tasarımının yanı sıra haiz olduğu yüksek taşıma kapasitesi ve geniş iç hacim, Cobra II MRAP’a değişik tabanca sistemlerinin ve vazife donanımlarının entegrasyonuna olanak veriyor.
Değişik yerleşim seçenekleri ile 11 kişiye kadar personel taşıma kapasitesine haiz vasıta, kullanıcı gereksinimlerine uygun olarak 3 yada 5 kapılı olarak yapılandırılabiliyor.
Kahramankazan’da bulunan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tesislerinde, TUSAŞ tarafınca halihazırda yürütülen üç saldırı helikopteri projesinden önde gelen “T629 Saldırı Helikopteri” görücüye çıktı.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin yürüttüğü üç saldırı helikopteri projesinden bir tanesi olan T-629 yardımıyla, Türkiye, beş tonluk T-129 ATAK Saldırı ve Taktik Bulgu Helikopteri ile on tonluk Ağır Derslik Saldırı Helikopteri içinde bir ara platforma haiz olacak
İnsansız ve elektrikli yapıdaki T629 Saldırı Helikopteri’nin, bilhassa Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için yararlı olacağı düşünülüyor. Yakın gelecekte envantere almayı organize ettiği TCG ANADOLU Amfibi Harp Gemisi için helikopter platformu gereksinim duyan Türk Deniz Kuvvetleri’nin, T629 ile bu ihtiyacının mühim bir kısmını giderebileceği öngörülmekte.
Gelişen teknoloji hayatımızın her alanına nüfus etmek ile beraber tabanca endüstrisini de baştan başa yeniliyor. İşte Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafınca kullanılan yerli teknoloji ürünü olan silahlar…
Yerli makineli tüfek SAR 762 MT testleri başarıyla geçti. Tabanca süratli değiştirilebilir namlu ile kesintisiz atış yapabilecek. Asker ve polisin yeni gözdesi olacak. Örneksiz ve yerli makineli tüfek SAR 762 MT’nin seri üretimi için geri sayım başladı.
Yerli ve milli tüfek, Düzce’de üretilecek. SAR 762 MT’nin 4 ayrı modeli bulunuyor. Süratli değiştirilebilir namlu ile kesintisiz atış kabiliyetine haiz.
Isınan namlu, yedek namluyla süratli ve emniyetli şekilde değiştirilebiliyor. Böylelikle tüfek, ateş gücünden taviz vermeden muharebeye devam edebiliyor.
Bin 200 metreden uzun menzile haiz silahın averaj ağırlığı ise 12 kilogram.
Prototip üretimi tamamlanan ve “ULAQ” serisinin ilk platformu olan Silahlı İnsansız Deniz Aracı (SİDA) denize indirildi ve deneyim seyirlerine başlandı.
SİDA, 400 kilometre seyir menziline, saatte 65 kilometre sürate, gündüz/gece görüş kabiliyetine, milli kriptolu iletişim altyapısına haiz ve gelişmiş kompozit malzemeden üretildi. SİDA, bulgu, gözetleme ve danışma, su üstü harbi, asimetrik harp, silahlı eskort ve kuvvet koruma, stratejik tesis güvenliği benzer biçimde görevlerin icrasında karadan mobil araçlarla ve karargah komuta merkezinden yada yüzer platformlardan kullanılabilecek.
Türkiye’nin ilk silahlı insansız deniz aracı ULAQ, milli roket sistemleri üreticisi ROKETSAN’ın ürünleri 4’lü lazer güdümlü roket Cirit podu ve 2’li Lazer Güdümlü Uzun Menzilli Tanksavar Roket Sistemi (L-UMTAS) lançeri ile donatıldı.
8 kilometrelik menziliyle sınıfının lideri konumundaki Cirit, kara ve deniz platformlarının yanı sıra helikopter, durağan(durgun) kanatlı tayyare ve insansız hava araçlarına (İHA) entegre edilebiliyor. Duyarlı güdümlü tanksavar roket sistemi L-UMTAS ise 8 kilometrelik menzili, lazer güdüm kabiliyeti ve zırh delici tandem harp başlığıyla durağan(durgun) ve hareketli kara ve deniz hedeflerine karşı etkin bir tabanca sistemi olarak öne çıkıyor. Cirit ve L-UMTAS tabanca sistemleri, kara araçları, durağan(durgun) platformlar ve deniz platformlarında da kullanılan ROKETSAN’ın stabilize taret sistemi ve vapur üstü ekipmanlarıyla beraber ULAQ üstünde içeriyor. Deniz testlerinin tamamlanmasının peşinden bu senenin ilk çeyreği sonunda atış testlerinin gerçekleştirilmesi planlanıyor.
SİDA, değişik operasyonel harekat gereksinimlerine yanıt verebilecek şekilde roket sistemlerinin yanı sıra elektronik harp, jamming (karıştırma) benzer biçimde değişik tiplerde yararlı yükler ve değişik iletişim ve danışma sistemleri ile donatılabilecek. Bununla beraber, vasıta, kendisiyle eş yada değişik yapıya haiz öteki SİDA’larla operasyon yapma, İHA, SİHA, TİHA’lar ve insanlı hava araçları ile ortaklaşa harekat kabiliyetlerine haiz olabilecek. Öteki taraftan SİDA yalnız uzaktan denetim edilen bir insansız deniz aracı olmanın haricinde, suni zeka ve otonom davranış özellikleriyle üstün ve dönemin ilerisinde kabiliyetlerle donatılacak.
İnsansız deniz araçları alanında ARES Tersanesi ve Meteksan Müdafa tarafınca başlatılan projenin ilk fazı olan ve prototipi denize indirilen SİDA’nın peşinden danışma toplama, mayın avlama, denizaltı müdafa harbi, yangın söndürme ve insani yardım/tahliye amaçlı insansız deniz araçlarının da üretime hazır olacağı bildirildi.
SİDA’yı yaparken bilhassa Ege ve Akdeniz’de vazife yapmasını hedeflediklerini özetleyen Alanç, “Ege’deki karasuları problemlerinde, oldukça çoğunlukla yaşanmış olan kayalık krizlerinde, bu alanlarda oldukça daha rahatça vazife yapabilecek ve radar imzası denilen düşman kuvvetleri tarafınca görülmesi oldukça düşük olasılıklı olan bir bot. Adaların arkasını adeta bizim için ayrı bir göz olarak gözetleyebilecek, danışma toplayabilecek hem de güdümlü mermi angajmanı yapabilecek bir bot.” ifadelerini kullandı.
Türk mühendis ve işçisinin geliştirdiği MPT-76’da, 2016 senesinde seri üretime başlandı. Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), Sarsılmaz ve Kale Kalıp tarafınca üretilen oldukça sayıda tüfek güvenlik güçlerinin kullanımına sunuldu.
Teslimatlar sürerken sahadan alınan geri bildirimlerle ekipmanların daha etkin kullanmasına yönelik çalışmalara devam edildi. Bu kapsamda MKEK tarafınca tasarlanan hafifleştirilmiş Milli Piyade Tüfeği MPT-76-MH’nin kalifikasyonu tamamlandı. Meydana getirilen çalışmalarla tüfeğin ağırlığı 400 gramdan fazla hafifledi. Böylece tüfeğin ağırlığı ortalama 3 kilo 750 gram oldu.
SSB Başkanı İsmail Demir de Twitter hesabından mevzuya ilişkin olarak “Güvenlik güçlerimizin sahada ekipmanlarını daha etkin kullanmasına yönelik çalışmalarımız sürüyor. MKEK tarafınca tasarlanan hafifleştirilmiş Milli Piyade Tüfeği MPT-76-MH’nin kalifikasyonu tamamlandı.” açıklamasında bulunmuş oldu.
MPT-76, başlangıçta 4,2 kilogram ağırlığa haiz olarak geliştirildi. NATO standartları kapsamında soğuk, sıcak, kum, yağmur, balçık benzer biçimde ağırlaştırılmış ortamlarda 42 testi hatasız geçen MPT-76, eksi 40 ve 65 derecede, basınçlı su tehdidi altında ve balçıkta bile sorunsuz çalışıyor.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin gereksinimleri doğrultusunda MKEK tarafınca geliştirilen MPT-76, 7,62×51 milimetre NATO cephanelerini ateşleyebiliyor. Yarı ve tam otomatik modlarda, gaz piston hareketli döner başlı kilitlemeli mekanizmayla çalışan tüfeğin etkili menzili 600 metreye ulaşıyor.
MPT-76, beslemesini 20 mermi kapasiteli şarjörden sağlıyor. 406 milimetre uzunluğunda namluya haiz silahın, 12 kademeli ayarlanabilir dipçik tam açık konumdayken uzunluğu 1000 milimetre oluyor.
Roketsan’ın geliştirdiği uzun menzilli gemisavar füzesi Atmaca’nın seri üretime geçiş kontrol faaliyetleri Sinop’ta gerçekleştirildi.
Kontrol atışlarını, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ve Vali Erol Karaömeroğlu da izledi.
Atışların peşinden konuşan Oramiral Özbal, “Milli ürünümüz Atmaca dosta itimat, düşmana korku salacak.” ifadesini kullandı.
Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir de Twitter hesabı üstünden atış denemelerine ilişkin görüntüleri yayınladı.
Hedefin başarıyla imha edildiğini belirten İsmail Demir, “İlk milli gemisavar füzemiz #ATMACA, milli gemimiz TCG Kınalıada’dan atışında hedefi başarıyla imha etti. Alın teri döken herkesi kutluyorum. Kahraman ordumuza hayırlı olsun!” ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafınca yürütülen, STM Müdafa Teknolojileri Mühendislik ve Tecim AŞ’nin ana yüklenici olduğu vapur inşa projesi İstanbul Tersane Komutanlığı’nda sürüyor.
İstanbul Fırkateyni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılmış olduğu törenle suyla buluştu. Başkanlığın 2021 yılı müdafa endüstri projeleri kapsamında inşası devam eden vapur denize indirildi.
STM, ana alt yüklenicilerinden biri olduğu MİLGEM Projesi’nin ilk 4 gemisi Ada sınıfı korvetlerin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına tesliminin peşinden, projenin devamı niteliğindeki “İ Sınıfı Fırkateyn (MİLGEM Projesi 5’inci Vapur) Tedariki Projesi”nde ana yüklenici sorumluluğunu üstlendi.Şirket, 2019 senesinde SSB ile tedarik sözleşmesi imzaladı. Sözleşmeyle STM, geminin tasarımı, silah-elektronik sistemleri ve ana tahrik sistemi sorumluluklarını da kapsayacak şekilde ana yüklenici olarak göreve getirildi. ASELSAN ve HAVELSAN’ın ana iş ortakları olarak yer almış olduğu projede, 150’den fazla sistem için 80 civarında alt yüklenici vazife yapıyor. Toplamda sözleşmeli ve sipariş direktifiyle çalışılan şirket sayısı ise 220’yi buluyor.
İ Sınıfı Fırkateyn Sözleşmesi’nde, sistem ve sistem sağlayıcı firmalar geçmiş MİLGEM gemilerindeki firmalarla aynı olacak şekilde kurgulandı ve mevcut yerli firmalarla projeye başlandı.Bu süreçte meydana getirilen araştırma ve çalışmalarla, belirlenmiş teknik isterler ve performans olarak yabancı menşeli ürün/sistem isterlerini karşılayan yerli firmalar da takvim ve bütçe tesiri olmamak kaydı ve satın alan kabulüyle projeye dahil edilebiliyor.Sistem tedariki meydana getirilen 80 civarındaki alt yüklenicinin üçte ikisi yerli, üçte biri yabancı firmalardan oluşuyor.İ sınıfı fırkateynler, gelişmiş hava müdafa ve su üstü harbi, denizaltı müdafa harbi ve karakol faaliyetlerinin icrasını yerine getirecek. Bulgu ve gözetleme, hedef tespit, teşhis ve tanıma, erken suç duyurusu görevleri ile üs ve liman savunması görevlerini gerçekleştirecek fırkateynler, gelişmiş denizcilik özellikleriyle tamamen milli imkanlarla tasarlandı. Fırkateyn, tek gövdeli deplasman tipi tekne formunda inşa ediliyor.
Fırkateynin boyu 113 metre ve genişliği 14,4 metre . Ortalama 3 bin ton deplasmana haiz İ sınıfı fırkateyn, Ada sınıfı korvetlerden değişik olarak satıhtan havaya güdümlü mermi bulunduracak ve fırlatabilecek.İ sınıfı fırkateyn, milli bir elektronik harp sistemine ve yeni nesil milli cenk yönetim sistemine, geliştirilmiş tabanca, radar ve sensörler ile muhabere ve seyir sistemlerine yüzde 75’in üstünde yerli katkı payıyla haiz olacak.Yerli tedarikçiler, geminin tabanca elektronik sistemleri ile vapur elektrik sistemi, destek makine sistemleri (dizel üreteç setleri, entegre platform denetim ve seyretme sistemi, KBRN üniteleri ile tespit ve teşhis sistemi, tulumbalar, valflar, elektrik güç sistemleri, kablolar, tablo ve panolar, hava kompresörleri, yangın söndürme sistemleri ve benzeri), gemide yaşam için lüzumlu ekipmanları (ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme sistemi, tatlı su üretim sistemi, yaşam mahalleri mobilya donatımları, servis mahalleri, sıcak su sistemi ve benzeri), gemicilik donanımları (dümen ekibi, araç mataforası, ırgatlar, kaportalar, hangar kapısı, torpido kovan mahalleri, sancak iskelesi ve benzeri) benzer biçimde platform sistemlerinin tedarikini sağlıyor.İ sınıfı fırkateynlerin ilki olan İstanbul Fırkateyni’nin 2023 senesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi hedefleniyor.Geminin inşa ve donatımına ilişkin her türlü dizayn, mühendislik ve sistem-malzeme tedarik faaliyetlerine STM tarafınca devam ediliyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren “ilk milli silahlı drone” Songar, ilk kez bir zırhlı kara aracına entegre edildi.
ASİSGUARD tarafınca emsalsiz şekilde geliştirilen Songar’ın askeri kara aracına entegrasyonu da gerçekleştirildi. Otonom olarak insansız sürüş gerçekleştirebilen, gerektiğinde uzaktan kumanda edilebilen askeri kara aracına entegre edilen Songar, aracın üstün vuruş kabiliyeti kazanarak sahadaki başarısına katkı sunacak. Böylece kara aracına, güvenlik operasyonlarında hedefi evvelinde tespit ve imha etme mevzusunda mühim bir kabiliyet kazandırıldı.,
Songar silahlı drone sistemi yardımıyla 4×4 askeri kara aracı havadan hedef bulma ve uzaktan silahlı operasyon yapabilme kabiliyetine haiz olacak. Askeri ve güvenlik amaçlı her türlü operasyonda hem gündüz hem gece etkin olarak vazife meydana getiren Songar, otonom iniş-kalkış kabiliyetiyle asimetrik tehditlere müdahale için 7/24 hazır bekleyecek.
Songar’ın geliştirilmesinin peşinden bir takım emek harcama yapılmış oldu. Türk müdafa sanayisinin yenilikçi sistemlerinden olan Songar’a otomatik makineli tüfekle bomba atar özelliklerinin eklenmesinden sonrasında TÜBİTAK SAGE’nin cephane sistemi Togan’ın entegrasyonu sağlandı. Böylece Songar, sahada daha kuvvetli ve maliyet etkin bir yapıya kavuşturuldu. Songar’ın kara aracına entegre edilmesiyle ürün geliştirme yol haritasında mühim bir aşama daha tamamlanmış oldu.
Askeri teknolojik sistem Songar, otomatik makineli tüfekle donatılarak 3 kilometre yarıçaplı bir menzil içinde görevini icra ediyor. Gerçek zamanlı görüntü aktarım sistemine haiz Songar, tekli yada çoklu drone sistemiyle hedef bölgenin belirlenmesi, tehdidi etkisiz hale getirme, operasyon sonrası hasar tespiti benzer biçimde tehlikeli sonuç birçok görevi yerine getiriyor.

Songar, sınır ve sınır ötesi güvenlik operasyonlarında kara aracı entegrasyonuyla, pusu yada tehditlere karşı havadan yüksek sayıda mermi atımıyla ve gerektiğinde saldırı amaçlı olarak da etkin şekilde kullanılabilecek.

Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanlığı (SSB) öncülüğünde Deniz Kuvvetleri Komutanlığının hafifçe derslik torpido ihtiyacını karşılamak için “324 milimetre Torpido Geliştirilmesi Projesi (ORKA)” başlatıldı.
SSB’den meydana getirilen yazılı açıklamaya bakılırsa, ROKETSAN’ın ana yükleniciliğinde geliştirilecek “ORKA” ile bu alandaki dışa bağımlılık sona erecek.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığının hafifçe derslik torpido ihtiyacını karşılamak için başlatılan projenin imza töreni, SSB’de gerçekleştirildi. Törene, Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir’in yanı sıra Milli Müdafa Bakanlığı, SSB, ROKETSAN ve ASELSAN’dan temsilciler katıldı.
Projeyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığının envanterinde bulunan ve envanterine alınabilecek su üstü platformlar ile deniz hava araçlarından denizaltılara karşı kullanılacak ORKA torpido tabanca sistemi, yerli ve milli olarak geliştirilecek.Duyarlı güdüm, navigasyon, gelişmiş arama ve atak kabiliyetlerine haiz olacak ORKA, aldatma ve karıştırmaya karşı direnciyle hedef üstünde yüksek etkinlik sağlayacak.
ROKETSAN’ın gelecek yıl teslim edilmesi hedeflenen AKYA Ağır Derslik Torpido Projesi’nde edinmiş olduğu deneyim de ORKA Projesi’ne aktarılacak.ORKA Projesi’nde, ana yüklenici ROKETSAN’ın yanı sıra ASELSAN da ana alt yüklenici olarak yer alacak. ORKA, Mavi Vatan’ın korunmasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücüne milli bir unsur olarak güç katacak.
Havelsan İnsansız Kara Aracı’nın (İKA) son halini toplumsal medya hesabı üstünden paylaştı. Paylaşım ile İKA’nın özellikleri belli oldu.
Azami hızı saatte 12 kilometre olan İKA, yüksüzken 450 kilogram ağırlığa haiz. Otonom sürüş ile vazife kabiliyeti bulunan vasıta, tam donanımlıyken ise 650 kilogram ağırlığında.
7.62 mm uzaktan kumandalı tabanca sistemine haiz olan İKA, KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer) tabanca sensörü ve robotik kola ev sahipliği yapıyor.
SSB’den meydana getirilen yazılı açıklamaya bakılırsa, Yeni Tip Denizaltı Projesi kapsamında ilk iki denizaltının komuta denetim sistemlerini tamamlayan Havelsan, 3. denizaltı olan Murat Reis’in de komuta denetim sisteminin kurulumu ve detaylı testlerini tamamladı. Sistem, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, REİS sınıfı denizaltı tedarik projesinin, uzun vadeli stratejik yetkinliklerini ülkeye kazandırmaya yönelik çalışmaların bir parçası olduğuna dikkati çekerek, “Proje kapsamında denizaltıların tasarım yetkinliğinin kazanılması, donanımların yerli olarak üretilmesi, bilhassa komuta denetim sistemlerinin tüm yazılım ve donanımlarına hakimiyetin milli firmalarımıza kazandırılması mevzularında birçok firmamız projede kendi sistemleri yada teknoloji transferinin yapıldığı taraf olarak içeriyor.” ifadelerini kullandı.
Demir, Havelsan tarafınca denizaltı cenk yönetim sisteminin bu proje kapsamında geliştirildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:”Ek olarak 7’inci denizaltı diyebileceğimiz gerçek donanımlardan oluşan bir denizaltı komuta denetim sistemi Havelsan’da konumlandırıldı. Bu sayede bu denizaltılarımıza yeni tabanca yada sensörlerin entegrasyonu gerekirse Havelsan tarafınca komuta denetim sisteminin yazılımları modifiye edilerek bu tesislerde gerçek donanımlar üstünde kontrol edilebilecek. Denizaltılarımıza monte edilecek komuta denetim sistemi donanımları, gene Havelsan’ımızda bulunan Sistem Entegrasyon Laboratuvarı’nda bir araya getirilerek yoğun testlerden geçiriliyor ve sonrasında gerçek ortamına monte edilmek suretiyle denizaltıların inşa edilmiş olduğu Gölcük Tersane Komutanlığına gönderiliyor. Bu sevkiyat, projenin 3’üncü denizaltısı olan Murat Reis’in komuta denetim sisteminin başarıyla tamamlanması sonrasında gerçekleşti. Alın teri döken herkesi kutlama ediyorum.”
Komuta denetim sistemi, akustik ve akustik olmayan sensörlerden gelen verilerin işlendiği, görüntülendiği, karar destek işlevlerinin yerine getirilmiş olduğu ve silahların ateşlendiği sistemler olarak biliniyor. Denizaltılar için komuta denetim sistemleri, “denizaltıların beyni” olarak tanımlanıyor.Deniz muharebelerinden danışma görevlerine kadar birçok tehlikeli sonuç operasyonda kullanılan ve potansiyelleri sebebiyle kuvvet çarpanı sayılan denizaltılar, operasyonel verimliliğini ve güvenliğini en üst seviyeye taşıyacak komuta denetim sistemlerine gereksinim duyuyor.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ateş gücünün gösterildiği “Ateş Özgür-2020” faaliyetinde aralarında milli imkanlarla üretilen Fırtına obüsleri, Korkut hava müdafa sistemleri, milli piyade tüfeğinin de bulunmuş olduğu harp vasıta ve gereçleriyle hedefler tam isabetle vuruldu. TSK envanterine yeni giren silahların da kullanıldığı faaliyette ilk kez OMTAS orta menzilli tanksavar tabanca sistemi ve Kargu Kamikaze İHA ile de hedefler imha edildi.
İlk olarak yerli üretim milli piyade tüfek atışları gerçekleştirildi. Pençe Kaplan dahil birçok operasyonda kullanılan tüfeklerle piyadelerin yapmış olduğu başarı göstermiş atışların peşinden keskin nişancı atışlarına geçildi. Keskin nişancıların bir kilometre mesafedeki ufak hedeflere yaptıkları isabetli atışlar protokol üyelerince beğeniyle takip edildi. “Tek atış ve vuruş” sloganıyla meydana getirilen keskin nişancı atışları sonrasında makineli tüfek atışları gerçekleştirildi.
İstihkamcılar tarafınca mayınlı sahalardan geçit açılması görevinin yerine getirilmesinden sonrasında hedefler roketatar, zırhlı personel taşıyıcı üstüne yerleştirilen silahlar ve yerli üretim bomba atar atışlarıyla devam etti.  
Hareket halindeki tank ekibi, ilkin duran, peşinden hareketli hedefleri ateş altına aldı. Hedeflerin tam isabetle imha edilmiş olduğu atışları, OMTAS orta menzilli tanksavar tabanca sistemi ile meydana getirilen atışlar izledi. Zırhlı hedeflere karşı etkin bir tabanca sistemi olan, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen OMTAS da hedefleri imha etti.
Ortalama 4 bin 500 metredeki hedefe meydana getirilen etkili Kornet-E atışlarının peşinden yerli ve milli üretim Korkut Kundağı Motorlu Namlulu Alçak İrtifa Hava Müdafa Tabanca Sistemi atışları gerçekleştirildi. Söz mevzusu atışın peşinden Kargu Kamikaze İHA tarafınca belirlenen hedefe hücum gerçekleştirildi. Hedefini başarıyla imha eden Kargu Kamikaze İHA da Ateş Özgür faaliyetinde ilk kez vazife aldı. 
Havan ve obüs bataryalarından meydana getirilen atışların peşinden etkinlik, “Dünyanın en iyi kundağı motorlu obüsü” olarak vasıflandırılan yerli üretim Fırtına obüslerinin atışlarıyla sonlandı. Etkinlik, hedeflerin imhasının peşinden Milli Müdafa Bakanı Hulusi Akar’ın hitabı ve başarı göstermiş personelin ödüllendirilmesiyle sonlandı.
Türk  Havacılık ve Uzay Sanayii’nden meydana getirilen açıklamada, Aksungur’un kanat altlarındaki 6 istasyonun da doldurulmuş olduğu ve insansız hava aracının 12 tane mikro akıllı cephanesi taşımış olduğu vurgulandı.
Açıklamada uçuşun 20 bin feet irtifada ve 28 saat sürdüğü açıklandı. 750 kilogram yararlı yük kapasitesine haiz olan,  gece/gündüz her türlü hava koşullarında danışma, gözetleme, bulgu ve saldırı görevlerini gerçekleştirebilen Aksungur, geçtiğmiz günlerde de aralıksız 49 saat havada kalmış olduğu bir uçuşla üstün dereceli kırmıştı.
Bilhassa Suriye’deki harekatlarda Ankara’nın en mühim vuruş güçlerinden önde gelen tanklar, yerli ve milli sistemlerle donatılıyor. Müdafa Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin, ROKETSAN tarafınca üretilen zırhların giydirileceği tankların durumunu ve bu adımın ne anlama geldiğini söyledi. Güvenlik güçlerinin mevcutta kullandığı tanklarla ilgili bilgiler veren Şahin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin M48A5T2, M60A1, M60A3, M60TM, Leopard 1 ve Leopard 2A4 ana muharebe tanklarını (AMT) etken olarak kullandığını söylemiş oldu.
Bunlardan ‘M’ serisi olanların ABD, Leopard’ın ise Alman üretimi olduğuna işaret eden Şahin, Suriye ve Irak benzer biçimde muharebe sahalarında; M60A3, M60TM ve Leopard 2A4 tankları vazife aldığını altını çizdi. Mevcudun içindeki en çağdaş tankların 300 adetten fazla tedarik edilen Leopard 2A4 bulunduğunu kaydeden Şahin, bu modellerin 2000’li yıllardan itibaren Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmeye başlandığını söylemiş oldu.
Şahin, modernizasyonun ne anlama geldiği mevzusunda ise şu şekilde devam etti: 
“ROKETSAN Balistik Koruma Merkezi (BKM) tarafınca geliştirilen Tepkisel Reaktif Zırh (ERA), Yüksek Balistik Mukavemete Haiz Kafes Zırh ve Boşluklu Modüler Add-on Zırh ile beraber, Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki Leopard 2A4 tanklarının eylemsiz ve reaktif korunma seviyeleri artacak. Leopard 2A4 tankları, bu zırh iyileştirmesinin peşinden Suriye ve Irak bölgelerindeki anti-tank tehditlerine karşı üstün mukavemete haiz olacak. Ek olarak gene Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanlığı tarafınca modernize edilen M60T tanklarına entegre edilen elektronik sistemler de Leopard 2A4 tanklarına entegre edilecek.
Öteki taraftan ASELSAN tarafınca yapılacak bu elektronik modernizasyon ile Yakın Mesafe Gözetleme Sistemi (YAMGÖZ), Lazer İkaz Alıcı Sistemi (LIAS), SARP Uzaktan Komutalı Tabanca Sistemi (UKSS), PULAT Etken Koruma Sistemi (AKS), Güç Dağıtım Ünitesi, ASELSAN Sürücü Görüş Sistemi (ADİS) ve Sesli Uyarı Sistemi entegrasyonları gerçekleştirilecek. Irak ve Suriye’nin ‘anti-tank silahlarının çiftliği’ haline geldiğine dikkat çeken Şahin, söz mevzusu bölgelerde vazife meydana getiren hiçbir zırhlı aracın yüzde yüz güvende olamayacağını ‘Zira delinmeyecek zırh yoktur’ sözleriyle beyan etti.
“Buna karşın hem zırh modernizasyonu hem de elektronik modernizasyon birleşince güzel işler çıkarmak mümkün. Ikimiz de şu anda aynen bunu yapıyoruz” diyen Anıl Şahin, şunları kaydetti: 
“İlk kez yerli bir ERA ve Add-on Zırh, tanklarımızda kullanıma alınıyor. ALTAY’ı  saymıyorum bu sebeple o hemen hemen etken görevde değil. Ek olarak üretilen zırhların özellikleri de oldukça üst düzey ve oldukça portatif. Doğrusu muharebe esnasında, hasar gören kısım çabucak değiştirilecek şekilde. Bu oldukça tehlikeli sonuç bir teknoloji. Bir ihtimal dışarıdan tedarik ederdik sadece bu bizlere yüz milyonlarca dolara ve uzun bir süreye mal olurdu. Bizim ne boşa harcayacak paramız ne de zamanımız var. Boş harcanan para müdafa sanayiine yaralanan bir darbe; boşa giden süre ise maalesef daha çok şehit demek. Dolayısıyla Türkiye’nin bu süreci yerli ve milli imkanlarla yapabilmesi, işin hem maddi hem tedarik boyutunda hem de can güvenliği anlamında son aşama mühim.”
Müdafa Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin, M-60T tanklarını İsrail’in modernize ettiğini hatırlatarak, “Birkaç yıl ilkin tank modernize ettiren bir ülkeyken, şimdi kendi tankımızı modernize edebilecek bir konuma geldik. Ek olarak, kesinlikle küresel çapta bu pazara da ihracatçı olarak giriş yapacağız. Bundan sonrasında dışarıdan ERA, Add-On yada RPG Ağı benzer biçimde zırh sistemleri tedarik etmeyiz. Bir tek ithalattan kurtulan bir ülke olmayacak, kendi zırhlarını dünyaya ihraç eden bir noktaya da ulaşacağız” dedi.
TÜBİTAK SAGE Enstitü Müdürü Gürcan Okumuş, SARB-83 ve SERT-82’yi, projelerin belli bir aşamaya gelmesiyle IDEF 2019 fuarında kamuoyuyla paylaştıklarını söylemiş oldu. Envanterdeki nüfuz edici bombanın (NEB-84) geliştiril me sürecinde elde edilmiş tecrübenin benzer mühimmatların gelişiminin yolunu açtığını belirten Okumuş, şu şekilde konuştu:
“Tayyare bombası olarak kullanılmayan, bildiğimiz kadarıyla ilk kez Türkiye’nin kullandığı bir teknoloji var, ardışık delicili harp başlığı teknolojisi. Bu teknolojiyi tayyare bombalarında NEB-84 olarak dünyada ilk biz kullandık. Yerden atılan cephanelerde var fakat tayyare bombası olarak ardışık delicili doğrusu çukur imlalı harp başlığı teknolojisi olarak yoktu. NEB-84’ten edindiğimiz tecrübeyle bunu Mark-83 (MK-83) geometrisinde ve kütlesinde gene ardışık delicili harp başlığı etkinliği olan bir cephane geliştirme projesi olarak öz kaynaklarımızla başlattık.”
MK-83 tayyare bombalarında kullanılabilen tüm güdüm kitlerinin SARB-83’te de kullanılabileceğini ifade eden Okumuş, SARB-83 projesinin SERT-82’ye bakılırsa birazcık daha süratli ilerlediğini, bombanın alt sistem testleri ve çevresel testlerinin sonuçlandırıldığını ve projenin nihai testleri kapsamında son olarak kalifikasyon ve delici etkinliğini görme testlerinin tamamlandığını bildirdi.
Okumuş, testlerin gerçekleştirildiği Hedef Balistiği Raylı Sistem Dinamik Kontrol Altyapısı’nın (HABRAS) oldukça mühim bir altyapı olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmede bulunmuş oldu:

“NEB-84 testini İngiltere’de yapmak zorunda kalmıştık, bu altyapı yoktu. Artık kendi altyapımızda kendi geliştirdiğimiz cephanesi, SARB-83’ü kontrol etmiş olduk. Oldukça güzel görüntüler de aldık ve kontrol de oldukça başarı göstermiş oldu. Ortalama 1,5 metrelik, 35 megapascal güçlendirilmiş duvarı SARB-83 cephanesi ön delicisiyle deldi ve ana delici duvarın içinden geçerek etkinliğini gösterdi. SARB-83 ortalama saatte 300 kilometre hızla ilerledi, duvarı deldikten sonrasında ana delicimizin hızı ortalama saatte 280 kilometreydi. Doğrusu 1,5 metrelik güçlendirilmiş duvarın yavaşlatma tesiri yüzde 10’dan bile azca oldu. Bu hakkaten oldukça yüksek bir etkinlik göstergesi. SARB-83 için bir ihtimal son kez uçaktan tamamen canlı bir atış yapılmasını planlıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanlığımızın ve Hava Kuvvetlerimizin ihtiyacı doğrultusunda gelecek taleplere bakılırsa seri üretimi yapılabilir durumda. SARB-83, kısa sürede değişik güdüm kitleriyle kullanılabilecek stratejik bir cephanemiz olarak kullanıma hazır.”

Endüstri ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, oldukça maksatlı amfibi atak gemisi ‘TCG Anadolu’ ile Türkiye’nin küresel güç olma yolunda mühim kabiliyetler kazanacağını bildirdi.
Bakanlıktan meydana getirilen açıklamaya bakılırsa Varank, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin deniz aşırı askeri harekat ve insani yardım operasyonu kabiliyetlerini artıracak TCG Anadolu’nun inşasının sürdüğü Tuzla Sedef Tersanesi’nde araştırmalarda bulunmuş oldu. Varank, Türkiye’de ilk kez üretilen oldukça maksatlı amfibi atak gemisinin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine girecek en büyük tonajlı vapur olacağını söylemiş oldu. Varank, geminin milli tank ve zırhlı araçlar olmak suretiyle 100’e yakın amfibi vazife grubunu ve göreve bağlı olarak 30’dan fazla hava aracını taşıyabileceğini bildirdi. Varank, taktik sınıfı insansız hava araçlarının (İHA) bile dikey iniş-kalkış olmadan bu gemiden kalkmasının mümkün olabileceğine işaret ederek, “Bu vapur küresel güç olma yolunda Türkiye’ye mühim kabiliyetler kazandıracak” diye konuştu.
TCG Anadolu, 232 metre uzunluğa ve 32 metre genişliğe haiz bulunuyor. 58 metre yüksekliği olan gemide 1410 metrekarelik ağır vasıta güvertesi içeriyor. Gemide ek olarak, 1165 metrekare vapur havuzu, 1880 metrekare hafifçe vasıta güvertesi, 6 iniş alanı ve uçuş rampasına haiz 5 bin 440 metrekare uçuş güvertesi ve 900 metrekare hangar bulunuyor. Vapur, vazife grup gereksinimlerine bağlı olarak, dikey iniş-kalkış yapabilen 6 cenk uçağı, 4 Atak helikopteri, 8 orta yük nakliye helikopteri, 2 Seahawk genel maksat helikopteri ve 2 İHA dahil 30 hava aracını taşıyabilme kapasitesi barındırıyor. Bununla beraber, bu araçlar için lüzumlu altyapı ve orta seviyede bakım gereksinimleri da gemide karşılanabiliyor.
TCG Anadolu, 1 amfibi tabur ile lüzumlu muharebe ve destek araçlarını ana üs desteği olmadan kriz bölgelerine taşıyabilecek ve tüm denizlerde kullanılabilecek. Vapur üstünde 1 adedi NATO için tahsis edilebilecek 3 cenk harekat merkezi bulunacak ve yüzen kışlada minimum 1223 personel vazife yapabilecek. Proje yardımıyla, anavatandan uzak coğrafyalarda insani yardım harekatı gerçekleştirilebilmesi, gerektiğinde tam teşekküllü 2 ameliyathane, 14 yoğun bakım ünitesi ve yanık ünitesiyle 1000’e yakın kişiye tıbbi destek verilebilmesi, başka ülkelerin üslerine bağımlı olmadan hava harekatı yapılabilmesi benzer biçimde geniş bir yelpazede tehlikeli sonuç kabiliyetler kazanılacak. Anadolu gemisi ilk olarak Mayıs 2019’da yüzdürülmüş, akabinde sevk sistemi montajlarının yapılması için havuza alınmıştı. Liman ve deniz testlerinin tamamlanmasının peşinden, Anadolu’nun gelecek yıl Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi planlanıyor. Kontrol ve tecrübeleri tamamlanan tüm sistemlerin entegrasyon ve montajları başladı.
Türkiye’nin ilk deniz seyir füzesi “Atmaca” 200 kilometrenin üstündeki hedefi başarıyla vurdu. Mevzuyla ilgili izahat meydana getiren Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir, “Atmaca’mız bu sefer uzun uçtu. Fonksiyonlarını muhteşem şekilde yerine getiren Atmaca seyir füzemiz envantere girmeye hazırlanıyor” ifadesini kullandı.
Atmaca Projesi, Deniz Kuvvetleri’nin MİLGEM platformlarında konuşlandırılacak gemiden gemiye seyir füzesi ihtiyacına yönelik başlatıldı.
Atmaca seyir füzeleri ROKETSAN, atış denetim sistemleri ve öteki ekipmanlar ASELSAN tarafınca yerli imkanlarla geliştirildi.
ASELSAN ile Katmerciler içinde imzalanan seri üretim sözleşmesi doğrultusunda “insansız mini tank” olarak da adlandırılan silahlı insansız kara araçları, 2021’de Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek. 
ASELSAN ile Cumhurbaşkanlığı Müdafa Endüstri Başkanlığı içinde imzalanan silahlı derslik insansız kara aracı temin sözleşmesi kapsamında, seri üretimine başlanacak silahlı insansız kara aracının uzaktan kumanda yazışma alt yapısı dahil tüm altyapı platformu Katmerciler tarafınca geliştirildi.
Vasıta, bulgu, gözetleme, hedef tespiti yapabilen, üstüne tabanca ve gözetleme sistemleri dahil gereksinim duyulan her türlü sistemin takılabildiği, uydu bağlantısı üstünden uzaktan denetim edilip yönetilebilen, otonom olarak kullanılabilme özelliğine haiz, sıkıntılı yol, arazi ve iklim şartlarında üstün hareket kabiliyetine haiz dünyanın en önde gelen platformlarından biri olacak.
İnsansız kara aracı, her türlü arazi ve yolda üstün performans sergileyebiliyor.  Zırh opsiyonu bulunan vasıta, uydu bağlantısıyla oldukça uzak mesafelerden denetim edilebiliyor. Uzaktan kumanda birimiyle ise yakın alanda tüm fonksiyonlarıyla yönetilebiliyor. Çeşitli tabanca sistemlerinin monte edilebildiği platform, hareketli halde ve eğilimli arazide atış ve yüksek isabet imkanı sunuyor.
Vasıta, ASELSAN tarafınca geliştirilen Sarp Dual Uzaktan Komutalı Stabilize Tabanca Sistemi’yle hedefi otomatikman tespit ve imha edebilecek. Vasıta, oldukça düşük termal iz özelliği taşıyor. Gece-gündüz, sıkıntılı hava şartlarında ve iklimde kullanıma uygun olan aracın, elektrikli ve hibrit model seçenekleri bulunuyor.
Platform, ağır ve hafifçe silahlara haiz tabanca istasyonu, bulgu gözetleme aracı, hasta ve yük taşıma aracı ve çıkartma operasyonlarına destek vazife alabilecek konfigürasyonlarıyla kullanıcıya geniş seçenekler sunuyor. 
Üç ton yüklü ağırlık kapasitesine haiz vasıta, kompakt ebatına karşın üst derslik zırhlı araçlarda bulunan tüm sıkıntılı performans ve arazı testlerinin tamamını başarıyla yerine getirebiliyor.
Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir, Twitter hesabından yapmış olduğu paylaşım ve yayımladığı videoyla Sungur’a yönelik çalışmaların geldiği noktaya ilişkin informasyon verdi. 
Paylaşımında “Güvenlik kuvvetlerimizin kabiliyetlerini çoğaltmak için sürpriz bir güç” ifadesine yer veren Demir, şunları kaydetti:
“Başkanlığımız öncülüğünde, ROKETSAN’ın yerli müdafa endüstri paydaşlarıyla beraber geliştirdiği hava müdafa ailemizin yeni üyesi Sungur, başarı göstermiş atışlı testler sonrası envantere girmeye hazır.
Kademeli hava müdafa sistemimizin yeni üyesi, portatif özelliğiyle kara, hava, deniz platformlarına entegre edilebilecek. Sungur, hareketli atış kabiliyeti, gece-gündüz hedef tespit, teşhis, tanımlama, takip ve 360 aşama atış kabiliyetine haiz.
Sungur, hava unsurlarına karşı etkinliği ve yüksek manevra kabiliyeti, yüksek hedef isabet kabiliyeti ve karşı önlem özelliği, titanyum harp başlığı, hedefin uzun menzilden görüntülenmesini elde eden nişangahıyla kendi sınıfının önünde bir sistem.”
Kara Kuvvetleri Komutanlığı ihtiyacı için Milli Müdafa Bakanlığı ile imzalanan Portatif Termal Kamera sözleşmesi kapsamında son parti teslimatı gerçekleştirildi. Böylece sözleşme kapsamında tüm teslimat yükümlülükleri başarıyla tamamlanarak sistemler Kara Kuvvetleri Komutanlığının kullanımına sunulmuş oldu.
Dragoneye Sistemi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafınca bilhassa sınır birliklerinde ve karakollarda yoğun ve etkin şekilde kullanılıyor.
Soğutmalı Termal Kamera, Yüksek Çözünürlüğünde olan Gündüz Kamerası, Lazer Mesafe Ölçer, Dijital Manyetik Pusula ve GPS alt sistemlerini içeren entegre bir elektro-optik sensör sistemi olan Dragoneye, vasıta üstü ve durağan(durgun) kullanım amacıyla olmak suretiyle iki değişik konfigürasyonda üretiliyor.
Türk müdafa sanayisinin son dönemde en dikkati çeken ürünlerinden “kamikaze drone”lar kısa sürede ”Alpagu” ile çeşitlenecek.
AA muhabirinin edinmiş olduğu bilgiye bakılırsa, Türkiye’ye “kamikaze drone” olarak malum vurucu insansız hava araçlarını (İHA) kazandıran STM Müdafa Teknolojileri Mühendislik ve Tecim AŞ, bu alandaki ürün çeşitliliğini ve araçların kabiliyetlerini artırmaya yönelik emekler yürütüyor.  Ağırlığı 2 kilogramın altındaki Alpagu’ya dünyada benzer niteliklerde yalnızca 2 platform bulunuyor.
Alpagu, ufak boyutu ve hafifliğine karşın üstünde hedefini etkisiz hale getirebilecek kadar patlayıcı taşıyor, oldukça uzak mesafelerde vazife yapabiliyor ve tek bir asker tarafınca kolayca taşınıp vazife alanında oldukça süratli kullanılabiliyor. Alpagu ek olarak üzerideki suni zeka ve görüntü işleme kabiliyetleri, sessizliği, taşımış olduğu patlayıcıyı hedefe tam ulaştırma kabiliyetleriyle mühim bir sürpriz tesiri ve operasyonel üstünlük sağlıyor.
Sıkıntılı bir geliştirme sürecini başarıyla tamamlayan STM, sahada yoğun testlere devam ediyor. Lançerden fırlatma, uçuş, hedefe erişme ve etkisiz hale getirme kabiliyetleri kontrol edilen ve iyileştirilen Alpagu, oldukça başarı göstermiş sonuçlara ulaştı. Nihai testlerin oldukça kısa sürede sona ermesi ve yıl sonuna doğru Alpagu’nun Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına sunulması hedefleniyor.
Alpagu, haiz olduğu üstün kabiliyetler yanında, sürü olarak kullanılabilme kabiliyeti, değişik platformlara entegre olabilmesi benzer biçimde özelliklerle dünyada oldukça azca dengi bulunan rakiplerinden ayrışıyor.
Endüstri ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Twitter hesabından yapmış olduğu paylaşımda, beton delici cephane olarak tasarlanan ve harp başlığı teknolojisine haiz SARB-83’ün kontrol görüntüsüne ilişkin videoya yer verdi. 
SARB-83’ün ilklere imza atarak testi geçtiğini vurgulayan Varank, şunları kaydetti:
“Türkiye’de ilk kez ardışık delici teknolojisine haiz canlı cephane kontrol edildi. HABRAS altyapısı yardımıyla, gizli saklı cephane projelerinin düşük maliyetlerle kısa sürede kontrol edilebilmesi artık mümkün.”
Türkiye’nin orta menzilli ilk yerli roket motoru (TEI-TJ300), Eskişehir’de Endüstri ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılmış olduğu törende kontrol edildi.
Bakan Varank törende yapmış olduğu açıklamada “TJ300 adlı turbo jet motorun ateşlemesini gerçekleştirdik. Bu motorlar orta menzilli gemisavar füzelerinde kullanılmak suretiyle tasarlandı” dedi.
TÜBİTAK, TEI ve Roketsan’ın iş birliğiyle üretilen “Türkiye’nin Orta Menzil Vapur Savar (OMGS) ilk Hava Solumalı Roket Motoru” TEI-TJ300, dar bir çapta 1300 nevton itki üretebiliyor. Milli tasarım roket motoru, 5 bin fitlik irtifada ses hızının yüzde 90’ına varan yüksek hızlarda çalışabilme özelliğine haiz. 
Sistem, saniyeler içinde kafi itkiye ulaşacak şekilde geliştirildi. Milli tasarım roket motorunun marşa (başlatıcı sistem) gereksinim olmadan kanat altı rüzgarı ile emek harcama özelliği mevcut.
Roket motoru, boyutlarındaki zorlayıcı kısıtlar sebebiyle hava, deniz ve kara müdafa sistemlerine uyacak şekilde tasarlandı.
Güvenlik güçlerinin bomba atar ihtiyacının karşılanması için Müdafa Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafınca düzenlenen ihaleye katılan Konya’daki Akdaş Tabanca şirketi, üretimini tamamladığı “AK40-GL” bomba atarın ilk partisini Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim etti.
Müdafa Sanayii Başkanlığının açmış olduğu “bomba atar” ihalesine katılan şirket, ihtiyacın 8 bin adedini üretmek için antak kalma yapmış oldu.
Örneksiz tasarımının sağlamış olduğu avantajla sağ ve sol elle de kullanılabilen bomba atarda, görüş ve aydınlatma sistemleri takılabilecek tertibatı bulunuyor. 
Firmanın yöneticisi Ömer Akdaş, yapmış olduğu açıklamada, son yıllarda yaptıkları çalışmalarla müdafa sanayisinin mühim tedarikçilerinden biri haline geldiklerini söylemiş oldu.
Güvenlik güçlerinin bomba atar ihtiyacının karşılanması için SSB’nin düzenlemiş olduğu ihaleye katıldıklarını özetleyen Akdaş, Kara Kuvvetleri Komutanlığında Mehmetçik’in kullanımı için AK40-GL bomba atarı ürettiklerini dile getirdi.
“Finansal Metamorfoz ve Geleceğe Dönüş” temasıyla düzenlenen 10. İstanbul Finans Zirvesi’nin ikinci gününde konuşan BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, yatırımcıların müdafa sanayisine yatırım yaparlarsa kârlı çıkacaklarını söylemiş oldu.
Sancak, “Ümit ediyorum ki 24 ay sonrasında TSK kendi eseri olan Altay’ı harp sahasında kullanacak. En geç 48 ay sonrasında da Altay tankı ve beraberindeki öteki ürünler Türk malı ve yerli olacak.” bilgisini verdi.
İşte Altay tankının özellikleri…
Türkiye’nin ilk Milli Ana Muharebe Tankı Altay’ın tasarımında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçekleştirebileceği her türlü harekat şartları ve katılım sağlayacağı BM/NATO harekatlarının gereksinimleri göz önünde bulunduruldu.
Altay, Türkiye’nin geliştirdiği 3+ nesil ana muharebe tankıdır.
Bu amaçla Altay, çağdaş tanklarda kullanılan en yeni teknolojilerle donatıldı. Altay, haiz olacağı üstün ateş gücü ve isabet oranı, yüksek hareket kabiliyeti ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en temel ve caydırıcı güçlerinden biri olacak.
Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanlığı Tayyare Daire Başkanı Can, Milli Muharip Uçağın ilk uçuşunu 2026-2027’de yapmayı hedeflediklerini bildirdi.
Can, milli muharip tayyare projesine ilişkin ise şunları kaydetti:
“Milli muharip tayyare, Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanlığının bir projesi. Bizim alt yüklenicimiz TUSAŞ. TUSAŞ bu projede bir İngiliz firmadan danışmanlık alıyor. Şu anda 90’a yakın İngiliz mühendis bizim projemize destek veriyor. TUSAŞ’ın da ortalama 400 çalışanı var, bunların büyük kısmı mühendis. Milli Muharip Tayyare’ta, şu anda ön tasarım safhasındayız. İnşallah 2022’de ön tasarımı bitireceğiz. Bu ön tasarım devam ederken, belirli bir süre sonrasında uçağın ilk sacını kesmeye başlayacağız. 2023’de bir ihtimal ilk prototipin şeklini görmeye başlarız. 2026 sonu, 2027 başlarında milli muharip uçağın ilk uçuşunu yapmayı arzu ediyoruz.”
Songar’ın teslimatı ile beraber, Türk müdafa sanayisinin güvenlik güçlerine kazandırdığı milli sistemlere bir yenisi eklenmiş oldu.
ASİSGUARD Genel Müdürü Ayhan Sunar, ”Ülkemizin ilk silahlı milli drone sistemi olma özelliği taşıyan Songar, hedef bölgenin tespitinden tehdidi etkisiz hale getirmeye, operasyon sonrası hasar belirlenmesinden gerçek zamanlı görüntü aktarımına kadar tehlikeli sonuç birçok görevi icra edebiliyor. Tekli yada çoklu drone sistemiyle eş zamanlı vazife yapabilen Songar’ın güvenlik operasyonlarında mühim görevler üstleneceğine inanıyoruz. Yerli sanayimizi yenilikçi milli teknolojilerle ileri taşımaya odaklanarak yatırımlarımıza devam ederken, Songar’a yeni gelişmiş özellikler kazandırmak suretiyle de çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
“Bora” balistik füzeleri operasyon kapsamında ilk kez kullanıldı. İşte yerli yapım Bora’nın öne çıkan özellikleri… Roketsan tarafınca geliştirilen Bora füzesi 610 mm çaplı.
Sistem, yüksek teknoloji ürünü seyrüsefer ve otomatik tevcih sistemleri yardımıyla at ve uzaklaş taktiğini başarıyla uyguluyor.
Sistem, değişik marka ve modellerde vasıta, telsiz, güç sistemi, seyrüsefer sistemi benzer biçimde alt sistemlere haiz olacak şekilde kullanıcının lojistik altyapısı ve gereksinimlerine bakılırsa değişik versiyonlarda tasarlanabiliyor.
Müdafa Sanayii Başkanı Demir, ”1, 3 ve 6 kilo ağırlığında üç tip Hafifçe Derslik İnsansız Kara Aracı prototipi yerli olarak geliştirildi” dedi.
Müdafa Sanayii Başkanı Demir açıklamasına, ”İnsansız teknolojiler üstünde çalışmalarımız sürüyor” şeklinde başladı.
Demir açıklamasına, ”Mağara, meskûn mahal, oldukça kattan oluşan bina, geniş arazi operasyonlarında güvenlik birimlerimizin küçük yardımcıları olacaklar” şeklinde devam etti.
İşte Hafifçe Derslik İnsansız Kara Aracı’nın özellikleri…
Yüzde 60 eğilimli yerlerden tırmanabiliyor. Uzaktan denetim edilebiliyor. Menfez geçişi bulunuyor. Merdiven çıkabiliyor. Alternatif tabanca modülü bulunuyor. Bulgu ve gözetleme modülüne haiz.Sudan geçebiliyor.
ASELSAN tarafınca geliştirilen Deniz Elektronik Harp Süiti’nin yapınak kabul testlerinden ilki başarıyla tamamladı.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Oldukça Maksatlı Amfibi Saldırı Gemisi (LHD) TCG Anadolu Projesi ile anavatandan uzak coğrafyalarda, insani yardım harekatından muharip olmayanların tahliyesine, arzu edilen bir bölgede kara harekatı icra edilebilmesinden başka ülkelerin üslerine bağımlı olmadan hava harekatı yapabilme olanağına kadar uzanan geniş bir yelpazede mühim kabiliyetler kazanacak.
ASELSAN, bir süredir üstünde çalmış olduğu akıllı Nano İnsansız Hava Aracı’nı (İHA) TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde (TEKNOFEST İstanbul) görücüye çıkardı.
Vasıta bulgu, gözetleme ve danışma amaçlı olarak açık ve kapalı mekanlarda vazife icra edebilmek amacı ile geleştirildi.
Nano İHA Proje Yöneticisi Yusuf Ziya Kotil, “Asgari 25 dakika havada kalma süresine haiz. 1,5 kilometre mesafeden gerçek zamanlı görüntü aktarma kabiliyeti bulunuyor. Bunlara ilave öteki özellikleriyle kendi boyut ve ağırlık limitleri dahilinde piyasadaki emsal ürünlere kıyasla performans özelliklerinin daha iyi bulunduğunu söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.
TÜBİTAK Bilişim ve Data Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) mühendisleri Yıldız Warsfilmlerinde kullanılan ışın silahlarına benzer lazer silahları geliştirdi. 50 kişilik Ar-Ge ekibi tarafınca ordunun talebi üstüne 3 ay içinde prototip olarak üretilen Tüfeğe Monte Lazer Silahı, Milli Piyade Tüfeği (MPT) 76’ya monte edilerek kullanılabiliyor.
Internasyonal Müdafa Sanayii Fuarı’nda (IDEF) tanıtılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın incelemiş olduğu Tüfeğe Monte Lazer Silahı’nın Proje Yöneticisi Doç.Dr. Aydın Yeniay, lazer silahı hakkında informasyon verdi.
Bir süredir lazer silahı teknolojileriyle ilgili araştırma ve geliştirme emek harcaması yürüttüklerini özetleyen Yeniay, Geliştirdikleri Tüfeğe Monte Lazer Sistemi ile Milli Piyade Tüfeği – MPT76’ya lazer silahı işlevini de kazandırdıklarını söyleyen Yeniay, şu detayları verdi:
“Tüfeğe Monte Lazer Sistemi’ni bir çanta içinde taşınabilen ve 30 dakika içinde şarj olabilen yapıda geliştirdik. Lazer silahımız 180 atımlık. Lazeri, odaklayıcısı, optiği ve tüm kontrollerini milli olarak geliştirdiğimiz lazerimizi gene milli silahımız olan MPT 76’ya entegre ettik. Lazer silahımız 100-150 metre mesafeden 1 milimetre çelikleri delebiliyor. Yalnızca lazer gücüyle çalışıyor ve silahın öteki özelliklerini hiçbir şekilde etkilemiyor. Öteki silahın üstüne standart arayüzlerle ekleyebiliyoruz. Lazer sistemi de sırt çantasına sığabiliyor. taşınabilmesi oldukça mühim. Hem taşınabiliyor hem şarj edilebiliyor.”
Yeniay, silahın Türk mühendisliğinin başarısı olduğuna dikkati çekerek, “Dünyada bu güçte taşınabilir ilk lazer silahını geliştirdik. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kullanımda yok. Yakında olacak.” dedi.
Türk müdafa endüstri şirketi FNSS Müdafa Sistemleri’nin Zırhlı Amfibi Saldırı Aracının (ZAHA) ön prototipinin tanıtımı yapılmış oldu. 
FNSS üst yöneticisi Nail Kurt, 14. Internasyonal Müdafa Sanayii Fuarı’nda (IDEF 2019) bulunan FNSS standında meydana gelen lansmanda ZAHA benzer biçimde araçları azca sayıda ülkenin üretebildiğini söylemiş oldu.
Kurt, Türk Deniz Kuvvetleri’nin 20. yüzyıl muharebe alanı gereksinimleri uyarınca ortaya çıkmış bir gereksinim olan ZAHA’nın, havuzlu çıkarma gemilerinde konuşlandırılacağını belirtti.
Nail Kurt, “Belirlenen gereksinimler çerçevesinde Müdafa Sanayii Başkanlığı ve FNSS içinde imzalanan ZAHA projesi kapsamında tasarım ve üretim yapılacak. Bu sözleşme kapsamında 27 tane vasıta teslim edilecek, bu araçlardan 23’ü personel taşıyıcı, 2 âdeti tane komuta denetim, 2 adeti de kurtarma aracı. Sözleşme şartları gereği teslimatlar 2021’de başlamış olacak 2022’de tamamlanacak.” dedi.
Aracın testlerinin gelecek yıl tamamlanacağının altını çizen Kurt, istekler gereği 15 deniz miline kadar denizde hareket kabiliyeti bulunduğunu dile getirdi.
Kurt, içlerinde 21 personelle, gene tanımlanan hızlarda personel koruma altında sahile çıkacağına işaret ederek, sahilde ve karada bir zırhlı personel taşıyıcıyla kara harekatına devam edeceğini söyledi.
Bu aracın NATO’da yalnız bir ülkede bulunduğunun altını çizen Kurt, “Başka bir projeden uyarlanmış bir vasıta değil. Mayın ve balistik koruması, personel taşıma kapasitesi, kara ve deniz harekatında öteki rakiplerinden daha üstün bir vasıta.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Şeker de, ZAHA benzer biçimde büyük projeleri program olarak gördüğünü ve  bu tür projelerde birçok KOBİ’nin de katkısının bulunduğunu söylemiş oldu.
Türkiye’nin roket ve roket alanındaki önder şirketi ROKETSAN ise, tank cephanesi Tanok’u ilk kez 14’üncü Internasyonal Müdafa Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) sergiliyor.
120 milimetre Lazer Güdümlü Roket Tanok, tanklar ve öteki yüksek kalibre namlulu silahlarda kullanılan geleneksel topçu cephanelerine alternatif olacak, yenilikçi bir seçenek olarak geliştirildi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) lazer güdümlü tanksavar topçu cephanesi ihtiyacının karşılanması amacıyla tasarlanan Tanok, düşük ağırlığı ve kullanıcıya zarar vermeyen fırlatma motoru yardımıyla portatif olarak kullanılabilme yada kara araçlarından atılabilme kabiliyetine haiz bulunuyor.
Çağıl muharebe sahasının gereksinimlerine; yüksek etkinlik, duyarlılık ve maliyet etkin bir çözüm sunmak suretiyle geliştirilen Tanok, mevcut tanklar tarafınca kullanılmaya uygun bir cephane seçeneği sunuyor.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), Atak-2 adlı ağır derslik saldırı helikopterinin tam boy bir modelini Internasyonal Müdafa Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) ilk kez gün yüzüne çıkaracak.
22 Şubat tarihinde TUSAŞ ile Müdafa Sanayii Başkanlığı (SSB) içinde imzalanan antak kalma ile çalışmalarına başlanan helikopter böylece ilk kez tam olarak görülmüş olacak.
Dünyada yalnız ABD’de olduğu belirtilen insansız kara aracının benzeri yerli ve milli imkanlarla Ankara’da Türk şirketi tarafınca üretildi. ‘BOĞAÇ’ isminde olan 6×6 insansız kara aracı, en sıkıntılı arazi koşullarında zorluk çekmeden aşama kaydediyor, üstündeki ‘Atış Tespit Sistemi’ ile düşman ateşini tespit edip, gene üstündeki ‘Uzaktan Komutalı Tabanca Kulesi’ ile hedefi ateş altına alabiliyor.
Şirket sahibi Ferhat Uğur, ilk kez Internasyonal Müdafa Endüstri Fuarı’nda (IDEF) sergilenen BOĞAÇ’ın sınır ötesinde ve sınırda, hatta talep edilen tüm hususi alanlarda vazife yapabileceğini söylemiş oldu. Ferhat Uğur, daha ilkin de Türk güvenlik güçlerinin gereksinimleri doğrultusunda insansız bomba imha, mayın tarama ve silahlı operasyon robotları ürettiklerini belirterek, dünyada otonom sistemlere geçişin koşul bulunduğunu beyan etti.
ABD’nin Meksika sınırında artık otonom araçlar kullandığına dikkat çeken Uğur, şu şekilde devam etti:”Türkiye’de güvenlik güçlerimiz bu biçim otonom araçlar kullanmak yerine bu görevi kendileri yapıyorlar. Bu bizlere bir yük getiriyor. Her türlü hava şartlarında tabanca taşıyoruz, cephane taşıyoruz, dolayısı ile biz onların yükünü hafifletmek istedik. Bu yüzden bir otonom vasıta yaptık. Üstünde yük taşıyabiliyorsunuz. Biz bunu ‘6×6 teknolojik bir katır’a benzetiyoruz. İçinde gömülü bir tabanca sistemi var. Dünyadaki rakiplerinde silahlar hep gövdeye monte edilmiş ve bu sebeple düşman tarafınca ele geçirildiği durumlar olabiliyor. Biz, silahı içine gömelim gerektiği süre eğer üstüne gelen bir mermi yada hücum var ise silahlar anında dışarı çıksın ve lüzumlu işlemi yapsın istedik.”
TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, daha ilkin parça üreten Türk müdafa sanayisi şirketlerinin bunun yanında artık kendi ürünleri için çalıştıklarını söylemiş oldu.
Airbus, Boeing, Lockheed Martin benzer biçimde havacılık devlerine parça ürettiklerini ve yılda yarım milyar dolar ihracat yaptıklarını belirten Kotil, bu yıl 2,6 milyar dolar ciro hedeflediklerini ve bunun büyük kısmını kendi ürünleriyle yapacaklarını bildirdi.
Türkiye’nin global kara sistemleri üreticisi Otokar’ın, müdafa sanayisindeki iddiasını değişik bir boyuta taşıyan Akrep II ürün ailesine yönelik emek harcamaları sürüyor. Ailenin ilk üyesi, bununla beraber Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı “Akrep IIe” araziye çıkmaya başladı.
Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar, 1995’te geliştirdiği, yurt içinde ve ihracat pazarlarında kendini kanıtlayan Akrep zırhlı vasıta ailesini baz alarak tasarladığı yeni nesil Akrep II zırhlı vasıta ürün ailesini ilk kez bu yılki 14’üncü Internasyonal Müdafa Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) tanıttı.
NATO ve Birleşmiş Milletlerin tedarikçisi olan Otokar’ın, müdafa sanayisinde güncel beklenti ve gelecekteki tehditlere karşı informasyon birikimi ve yüksek teknolojiyi kullanarak geliştirdiği yeni nesil Akrep II, gelişmiş özellikleriyle çağdaş orduların tüm beklentilerini karşılayacak.
Otokar’ın zırhlı bulgu ve tabanca platformu olarak tasarladığı Akrep II 4×4 yeni nesil zırhlı vasıta ailesi, düşük silueti ile orduların güncel ve gelecek gereksinimlerine yanıt verebilmek için tasarlandı.
Her arazi koşulundaki hareket performansının yanı sıra eşi olmayan manevra kabiliyetine haiz vasıta, elektrik, dizel ve hibrit benzer biçimde alternatif güç gruplarının kullanılmasına olanak verebilecek bir altyapı üstüne inşa edildi.
Güç üretim ve aktarma sistemleri, sensörler, bilgisayarlar, iletişim ve hedefleme sistemlerinin tek bir sistemde entegre edilmiş olduğu Akrep II, otonom araçlara doğru geçişi hızlandıracak bir altyapı sunuyor.
ROKETSAN, roket ürün ailesinin en yeni üyelerinden olan Yatağan Roket Sistemi’ni,14’üncü Internasyonal Müdafa Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) tanıttı.
Tek piyade tarafınca mevcut bombaatar silahlarıyla kullanılabilecek şekilde tasarlanan Yatağan, meskun mahal muharebelerine; duyarlılık, menzil ve hedefe yönelmiş tahrip gücü getiriyor.
Yatağan, hafifliği ve hassasiyeti ile insansız kara, deniz ve mini insansız hava araçlarının da silahı olabilecek.
Türkiye’nin zırhlı kara aracı üreticilerinden BMC, 14. Internasyonal Müdafa Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) Oldukça Amaçlı Zırhlı Vasıta Amazon’un yeni teknolojilerle otonom sürüş kabiliyeti kazandırılan prototipini ilk kez sergiledi.
BMC’nin Sakarya Karasu Fabrikası’nın temel atma töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a tanıtılan Amazon, monokok gövdesi ve hususi V tabanıyla mayın, balistik ve el yapımı patlayıcılara karşı internasyonal standartlara koruma seviyesine haiz bulunuyor. Amazon, üstün koruma özellikleri ve geniş kullanım alanlarının yanı sıra kullanıcılarına yüksek manevra kabiliyeti sunuyor.
Günümüz meskun mahal ve asimetrik cenk ortamları için hususi olarak geliştirilen vasıta, BMC’nin yenilikçi teknolojilerini hayata geçirdiği hususi proje olarak dikkati çekiyor. Amazon 4×4 Oldukça Amaçlı Zırhlı Vasıta, insansız ve uzaktan kumandalı olarak da vazife yapabiliyor.
Son olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığının gereksinimleri dikkate alınarak, Askeri Sürücüsüz Vasıta Prototipi Projesi başlatıldı. Proje kapsamında sahada kendini kanıtlayan uzun menzile haiz Amazon’un tam otonom versiyonu sunuluyor.
Elektronik Kontrollü Sürüş Sistemi’ne ve başta gerçek zamanlı haritalama ve suni zeka ile çevre farkındalığı benzer biçimde teknolojilere haiz olan vasıta, tanımlı koşullar altında herhangi bir müdahale olmaksızın otonom sürüş gerçekleştirebilecek.
Askeri Sürücüsüz Vasıta Prototipi, opsiyonel olarak uzaktan bir operatör müdahalesi ile de vazife yapabilecek.
Vasıta, girilmesi zor ve tehlikeli yerlerde, silahlı kuvvetler için yada yardım amaçlı askeri ve sivil görevlerde risk olmaksızın kullanılabilecek.
TUSAŞ tarafınca üretilen ve Pakistan ile imzalanan ihracat sözleşmesinin peşinden Latin ABD ülkelerinin de dikkatini çeken yerli Ağır Derslik Saldırı Helikopteri ATAK’ın burun kısmında yer edinen 20 mm’lik toplar, artık Türkiye’de üretilecek.
Müdafa Endüstri Başkanlığı, ‘Cumhurbaşkanlığı İkinci 100 Günlük İcraat Programı’nda yer edinen ’20 MM Top Geliştirilmesi Projesi için TR Mekatronik Sistemler AŞ ile sözleşme imzalandı.
Projeye bakılırsa, 20 mm burun topunun tüm tehlikeli sonuç alt sistemleri ve bileşenleri yurtiçinde tasarlanacak ve 30 ay içinde prototipler üretilecek.
Seri üretime geçilmesinin peşinden sistem değişik kara, hava ve deniz platformlarından da kullanılacak.
Kendi sınıfının en etkili saldırı helikopteri olan Atak, Brezilya’da yapmış olduğu uçuşlarla beğeni topladı.
Alınan bilgiye bakılırsa, Brezilya Kara Havacılık Komutanlığının Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) tesislerinde gerçekleştirdiği Atak kontrol ve değerlendirme faaliyeti sonrası, helikopterin Brezilya’da performans sergilemesi kararlaştırıldı.
Brezilya Kara Havacılık Komutanlığı ile meydana getirilen koordinasyon sonucunda, 25-28 Mart içinde Rio de Janeiro’daki 12. LAAD Müdafa ve Güvenlik Fuarı öncesi, T129 Atak Brazil Roadshow için lüzumlu planlama yapılmış oldu.
Böylece, Sao Paulo’daki Forte Ricardo Kirk Kara Havacılık Komutanlığında 26 Mart ve Başkent’teki Brasilia Askeri İtfaiye Merkezi Operasyonel Havacılık Bölümünde 28 Mart’ta iki ayrı uçuş performansı sergilendi. Atak, aynı günün akşamı Türkiye’nin Brasilia Büyükelçiliği bahçesine indirildi.
Roadshow kapanış resepsiyonu kapsamında Büyükelçiliğin bahçesinde Atak helikopterinin statik vizyonu yapılmış oldu. Etkinliğe, üst düzey Brezilyalı askeri ve sivil yetkililer ile yabancı misyon temsilcileri katıldı. Ek olarak davetli büyükelçiler ve tüm askeri ataşelere hem TUSAŞ hem de Atak helikopteri tanıtıldı.
Taubate’de 25 Mart’ta başlamış olan roadshow çerçevesinde, Atak helikopteri 11 pilot tarafınca, 22 sorti ile ortalama 18 saat uçuş yaparak, bin 360 mil katetti.
Rio de Janeiro kentinin simgelerinden olan Kurtarıcı İsa heykeli etrafından da uçan Atak, performansıyla pilotların ve seyircileri takdirini topladı.
Aksaray atış alanında Müdafa Sanayii Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, ASELSAN ve ROKETSAN temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen atışlarda yeni bir aşama daha başarıyla gerçekleştirildi. Gelişmeyi Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir, toplumsal medya hesabı Twitter üstünden duyurdu.
Hisar-A’nın (alçak irtifa) 2021’de, Hisar-O’nun (orta irtifa) 2022’de silahlı kuvvetlere teslim edilmesi planlanıyor.
Milli Müdafa Bakanlığı Halkla İlişkiler Daire Başkanlığınca 2018 içinde ve yıl sonundan itibaren bugüne dek geçen sürede meydana gelen vakalarla ilgili bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Milli Müdafa Bakanlığı’nca hazırlanan metni okuyan Tanıtım Subayı Deniz Binbaşı Nadide Şebnem Aktop, yerli ve milli uzun menzilli hava ve roket müdafa sistemi Siper için ilk adımın atıldığını söylemiş oldu
Türk müdafa sanayisinin insansız hava aracı/silahlı insansız hava aracı (İHA/SİHA) üreticisi Baykar, araçların ve üzerlerindeki yararlı yüklerin komuta edilmiş olduğu yer denetim istasyonu için mobil çözüm geliştirdi.
Baykar, son dönemde ülke içinde ve sınır ötesinde etkin olarak kullanılan ve 66 bin saat uçuş süresine ulaşan Bayraktar TB2 ile sahada edinmiş olduğu deneyimleri sistemin geliştirilmesine yönelik kullanıyor. Baykar mühendislerinin bilfiil sahada yer alıp ortaya çıkan ihtiyaçlara anında müdahale etmesi bununla beraber yeni çözümlere de kapı aralıyor.
Müdafa sanayiinde Türkiye’nin yanı sıra 30’dan fazla ülkenin silahlı kuvvetleri ile güvenlik güçlerine hizmet veren Otokar, Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı ‘Akrep II’yi tanıttı. Sakarya’nın Arifiye ilçesindeki fabrikada basın toplantısı düzenleyen Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, son 20 yılda dünyada değişen tehditler sebebiyle silahlı devriye, bulgu ve gerektiğinde meskun mahal çatışmalarında kullanılabilecek araçlara olan ihtiyacın arttığını ve yeni nesil zırhlı vasıta ‘Akrep II’nin buradan yola çıkarak, geliştirildiğini belirtti.
Serdar Görgüç, birikim ve ileri teknoloji kullanarak, ‘Akrep II’yi geliştirdiklerini belirtip, “Kullanıcılarımızda her türlü bulgu ve gözetleme görevleri başta olmak suretiyle birçok tabanca sistemi entegrasyonuna olanak veren düşük siluetli, yüksek balistik korumalı bir zırhlı vasıta ihtiyacının geliştiğini gözlemledik. 1995’te ürün ailemize eklediğimiz, yurt içinde ve haricinde başarılar gösteren ‘Akrep’ aracımız, silueti ufak, 3 kişilik bir platformdu. Güncel beklenti ve gelecekteki tehditlere karşı haiz olduğumuz informasyon birikimimizi ve yüksek teknolojiyi kullanarak yeni nesil ‘Akrep II’yi geliştirip, ürün ailemize ekledik. ‘Akrep II’nin yüksek atış gücü, üstün koruma ve kalım kabiliyeti, yüksek hareket kabiliyeti, düşük silueti, çevikliği ile bilhassa ihracat pazarlarında başarı göstermesini bekliyoruz” dedi.
Bu yıl 14’üncü kez düzenlenecek IDEF’19 Internasyonal Müdafa Endüstri Fuarı’nda ‘Akrep II’nin ilk kez sergileneceğini, aracı hususi konfigürasyonla sunmak için çalışmaların aylardır sürdürüldüğünü kaydeden Görgüç, şu şekilde konuştu:
“Teknolojik gelişmelerden bahsederken elbet alternatif yakıtlar da gündemimizdeydi. ‘Akrep II’yi alternatif güç gruplarına da uygun olarak tasarladık. Elektrik motoru ve gelişmiş pillerle donatılan ‘Akrep II’, Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı olarak IDEF 2019’da sergilenecek. Geleneksel zırhlı araçlara kıyasla çeviklik, düşük termal iz, yüksek hız ve sessizlik avantajlarını bir arada sunan ‘Akrep II’, tüm dünyada orduların sıkıntılı isteklerini karşılayabilecek yeterlilikte bir elektrik motora haiz. Taktik performans beklentilerine de en iyi şekilde yanıt veren ‘Akrep II’, bilhassa yakıt verimliliği, hareket, kalım kabiliyeti ve entegre lojistik destek anlamında da avantajlar sunuyor. Otokar, ‘Akrep II’ ile elektrikli vasıta teknolojisinin zırhlı araçlara uygulanması yönünde eşi olmayan bir informasyon birikimi kazanmıştır. Bu gelişme, geleceğin hibrit ve otonom zırhlıları için ilk adım niteliği taşımaktadır. Hedefimiz, ‘Akrep II’nin Türkiye’nin teknoloji ihracatında öncü ürünlerden biri olmasıdır.”
Yüzde 100 yerli üretim olan OZAN, 1.5 kilodan hafifçe ve Mehmetçik’in gereksinimleri dikkate alınarak tasarlandı
‘OZAN’ı inceleyen Demir, Twitter hesabından, “TÜBİTAK BİLGEM tarafınca tamamen yerli tasarımla geliştirilen dünyanın en hafifçe mayın dedektörü ‘OZAN’ın denemesini yaptık. Güvenlik birimlerimizin uzun intikallerinde taşıma kolaylığı elde eden sistemle yanlış alarm oranı en aza indirgeniyor” açıklamasında bulunmuş oldu.
Müdafa Sanayii Başkanlığı, Tabanca Taşıyıcı Araçlar (STA) projesi kapsamında FNSS’in geliştirdiği ‘Kaplan’ aracından 4 kilometre menzile haiz Orta Menzilli Tanksavar Tabanca Sistemi (OMTAS) füzesiyle meydana getirilen ilk atışta hedefin başarıyla vurulduğunu duyurdu.
Müdafa Sanayii Başkanlığı’nın Twitter hesabından meydana getirilen açıklamada, “STA projesi kapsamında FNSS’in geliştirdiği ‘Kaplan’ aracından 4 kilometre menzile haiz OMTAS füzesiyle meydana getirilen ilk atışta hedef başarıyla vuruldu. Yıl içinde projenin kalifikasyon testleri tamamlanarak Kaplan ve Pars’ın teslimatlarına başlanacak. Toplamda 260 vasıta teslim edilecek” denildi.
ROKETSAN tarafınca geliştirilen OMTAS, kızılötesi arayıcı başlık ile karadan karaya zırhlı hedeflere karşı 4 kilometre menzile kadar kullanılabiliyor. OMTAS, atış öncesi/atış sonrası kilitlenme ile at-unut/at-güncelle özellikleriyle muharebe sahasında vazife yapabiliyor.
Yeni teknolojilerle beraber güvenlik güçlerinin gereksinimlerine yönelik sunulan ürünler de çeşitleniyor.
Hafifçe Derslik İnsansız Kara Aracı kategorisinde yer edinen, ufak boyut ve yarım kilogramın altında ağırlığa haiz TRobot, keşif-gözetleme kabiliyetleriyle dikkati çekiyor.
Meydana getirilen açıklamaya bakılırsa, TRobot adındaki bu vasıta, operasyon kamerası olarak kullanılacak.
HayZek Müdafa Müdürü Nazmi Türkeş, aracın mağara ya da kapalı alanlarda bomba, tabanca, tuzaklama olup olmadığının tespitinde kullanılabildiğini belirtti. Bu sayede güvenlik güçleri çekince arz eden bölgelere girmeden durumu denetim edebilecek.
Müdafa Sanayii Başkanlığı yönetiminde Kılıç Küp Uydusu (KILIÇSAT) ismiyle yeni bir Ar-Ge projesi başlatıldı.
Projeyle, yerli ve milli olarak geliştirilen X-Bant LNA (Low Noise Amplifier-Düşük Gürültülü Yükselteç) modülüne uzayda tarihçe kazandırılacak, seyir halindeki gemiler ile öteki kaynaklardan gösterilen AIS (Automatic Identification System-Otomatik Tanımlama Sistemi) verileri toplanarak yer istasyonuna indirilecek. Bu amaçla Alçak Dünya Yörüngesi’nde vazife meydana getirecek bir küp uydu geliştirilecek.
Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) mühendislerince tasarlanan, 2017 senesinde da seri üretimine başlanan MPT-55, yüksek atış kabiliyeti, benzerlerine bakılırsa hafifçe ve etkili bir tabanca olma özelliğiyle ön plana çıkıyor.
MPT-55, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ihtiyacına binaen emsalsiz, muharebe ortamında, gece ve gündüz, her türlü arazi ve hava şartlarında kullanılan, “gaz piston hareketli, döner başlı kilitlemeli sistem” ile çalışan bir tüfek olarak geliştirildi.
Dakikada 850 atım yapma kapasitesine haiz MPT-55’ten 2018 yılı içinde Cumhurbaşkanlığı koruma ekibine, TSK’ya, Güvenlik Genel Müdürlüğüne, MİT çalışanı ile öteki güvenlik birimlerinin envanterine 23 bin tane gönderildi.
Bilhassa meskun mahal çatışmalarında, komando birliklerinde kullanılabilecek etkili bir yeni nesil piyade tüfeği olarak şekillendirilen MPT-55, uzun (MPT-55) ve kısa namlulu (MPT-55K) olmak suretiyle iki tip tasarlandı.
30 fişek kapasiteli plastik kompozit şarjörlü ve üstüne her türlü optik sistemin takılabileceği üniversal pikatini ray sistemine haiz tüfek, 5,56×45 milimetre kalibreye haiz ve toplam ağırlığı 3 bin/3 bin 100 gram.
Yarı otomatik ve tam otomatik olmak suretiyle iki atış moduyla çalışabilen MPT-55’in etkili menzili 400, maksimum menzili ise 3 bin 600 metre.
MK-84 ve NEB genel maksat bombalarında belirli modifikasyonlar yaparak bombaları akıllı bombalara dönüştüren Duyarlı Güdüm Kiti (HGK), bir süredir kontrol aşamasındaydı.
Üretim sürecini ASELSAN’ın üstlendiği HGK, kontrol ve üretim sürecinin tamamlanması sonucunda envantere giriş yapmış oldu.
Saatte 120 kilometre hıza ulaşabilecek Ateş, yüzde 30 yan eğim, yüzde 60 tırmanabilirlik kabiliyetlerine haiz bulunuyor.
Vasıta, 100 santimetrelik sudan geçebiliyor, 45 santimetrelik dik engelleri aşabiliyor, 100 santimetrelik hendeklerden geçebiliyor.
Ateş, KBRN hava filtre sistemi, hidrolik kurtarma vinci, otomatik yangın söndürme ve infilak bastırma sistemi, bağımsız süspansiyon, diferansiyel kilitleri benzer biçimde donanımlar barındırıyor. Motor gücü 400 beygir olan vasıta, azami 700 kilometre menzile haiz bulunuyor.
Vasıta, ASELSAN’ın Acar Kara Gözetleme Radarı, Şahingözü-OD Elektro-Optik Sensör Sistemi ve Seda (Yankı) Atış Yeri Tespit Sistemi ile etkin bir sınır güvenliği sağlayacak.
Yerlilik oranı yüzde 93 olan Bayraktar TB2 için geliştirilen mobil yer denetim istasyonunda lastikten motora, kaldırma mekanizmasından elektronik donanım ve yazılıma kadar milli ürünler tercih edildi.
Baykar, mobil yer denetim istasyonu için Türkiye’de sıfırdan geliştirilip üretilen ilk kamyon motoru olan ve Endüstri ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge desteği de alan Yeni Nesil Ecotorq’un (Ecotorq Euro 6 motor, 330 beygir) kullanıldığı Ford Otosan’a ilişkin bir kamyon seçti.
Mobil yer istasyonuyla beraber bu motor da ilk kez Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girdi.
Mobil yer istasyonu, Türkiye’nin peşinden Bayraktar TB2’nin ilk kez ihraç edilmiş olduğu Katar’da da kullanılacak.
Şirket bu kapsamda “insansız hava uçakları sistemleri üslerinde” yer edinen ve İHA/SİHA’ların komuta edilmiş olduğu yer denetim istasyonunu bir kamyon üstüne konumlandırarak mobil hale getirdi.
Yer denetim istasyonunun mobil hale getirilmesiyle İHA/SİHA sistemleri hareket kabiliyeti kazanmıştır. Böylece istasyonlar, üslerdeki durağan(durgun) pozisyonlarından değişik olarak gereksinim duyulan bölgelere hızla gönderilip vazife icra edebilecek. Ihtimaller içinde tehditlere karşı da yer değişiklik yapma olanağına haiz olacak.
Kamyon kasasına entegre edilen şelter içinde yer edinen yer denetim istasyonundan İHA/SİHA ve üzerlerindeki yararlı yükler komuta denetim edilebilecek, izlenebilecek.
Yer denetim istasyonunda, İHA/SİHA’nın uçuşu sırasındaki kontrolünü, informasyon teminini ve araçlarla iletişimi elde eden elektronik yazılım ve donanım bulunuyor.
TUSAŞ ve TUSAŞ Motor Endüstri AŞ (TEI), ANKA platformlarının motor ihtiyacına çözüm sağlamak amacıyla 31 Ekim 2014’te imzaladıkları sözleşmeyle ANKA-S Motor Modifikasyon Projesi’ni başlattı. Projeyle tamamen emsalsiz olarak TEI tarafınca tasarlanıp geliştirilmesi hedeflenen PD170 motorunun hizmete girişine kadar, ANKA’nın motor gereksinimlerine çözüm hedeflendi. Böylece TEI’nin yurt içindeki insansız hava aracı motorlarına yönelik projelerine bir yenisi eklenmiş oldu.
Proje kapsamında, TUSAŞ tarafınca seçilen sivil havacılık motoru, ANKA’nın gereksinimleri doğrultusunda modifiye edilerek insansız hava aracı motoruna dönüştürüldü.
Emek harcamalar 155 beygir gücünde, 165 kilogram ağırlığında, 30 bin feet irtifada vazife yapabilen bir motora yönelik olarak yürütüldü.
Meydana getirilen modifikasyonla motorun yüksek irtifada verdiği güç ve elektrik güç üretimi artırılarak insansız hava aracında kullanımı sağlandı.
TÜBİTAK SAGE tarafınca geliştirilen ve üretimini ROKETSAN’ın yapmış olduğu yerli cruise füzesi Som’un menzili 180 kilometrenin üstünde.
Cirit Türkiye’nin roket ve roket sistemleri üreticisi ROKETSAN tarafınca geliştirildi.
Erdoğan, müdafa endüstri ve yerli teknoloji çalışmalarından bir başka emsalsiz ürününün de TÜBİTAK BİLGEM tarafınca yürütülen “Yüksek Kuvvetli Lazer Sistemi Geliştirilmesi”, kısa adıyla “Işın Projesi” bulunduğunu aktararak, canlı yayında sistemin kontrol edilmesi emrini verdi. 
 20 kilovatlık milli lazer tabanca ile 1.5 kilometre mesafedeki 3mm genişliğinde çelik hedefi tahrip edildi.
Hafifçe zırhlı/zırhsız durağan(durgun) ve hareketli hedeflere karşı yüksek hassasiyete haiz, sınıfının en uzun menzilli füzesi Cirit, ATAK helikopterlerince de kullanılmaya başlandı.
Türkiye’nin ilk yerli Kaideye Manteli Stinger‘i (KMS) olan Zıpkın, ASELSAN tarafınca üretildi. Zıpkın TSK envanterindeki yerini 20 Ekim 2004‘te almıştı.
Çağıl elektronik algılayıcı cihazların yer almış olduğu “Kayı Sınır Güvenlik Sistemi Hatay sınırında hizmet veriyor.
Türk yapımı cihazların yer almış olduğu elektronik sistem yardımıyla sınıra yaklaşan İHA, vasıta yada insanoğlu tespit edilip, komuta merkezi uyarılıyor. Sınırda kaydedilen tüm görüntüler tek merkezde toplanılıyor ve kameralar tehdit oluşturan nesneye otomatik odaklanıyor. Radar karıştırıcı cihazların da bulunmuş olduğu sistem, her türlü tehditte komuta merkezindeki güvenlik güçlerine informasyon aktarıyor.
Atış denetim sisteminde ASELSAN imzalı hususi bir yazılımın kullanıldığı Fırtına, 25 kilometre menzilli yapmış olduğu atışlarda, yakın aralıklarla attığı mermilerle hedefi üç değişik noktadan vurabilme özelliğine haiz.
Lazer güdümlü roket L-UMTAS’ın atış testleri ve milli imkanlarla üretilen Atak helikopterine entegrasyon emek harcamaları geçtiğimiz yıl başarıyla sonuçlandırıldı. UMTAS’lar Atak helikopterlerinde kullanılabiliniyor.
Türk müdafa sanayisinin önde gelen zırhlı kara aracı üreticilerinden FNSS ile Endonezyalı PT Pindad şirketi tarafınca Türkiye’de tasarlanan ve geliştirilen orta ağırlık sınıfı tank Kaplan MT, Endonezya’daki kalifikasyon testlerinden başarıyla geçerek seri üretime hazır hale geldi.
KAPLAN MT’nin Teknik Özellikleri şu şekilde…
Azami Yol Hızı: 70 km/sa
Yol Menzili: 450 km
Azami Eğilim Tırmanma: %60
Azami Yan Eğilim: %30
Dik Engel Aşma: 0,90 m
Hendek Aşma: 2,00 m
Motor:Dizel
Transmisyon: Tam Otomatik
Mürettebat: 3 (Sürücü, Nişancı ve Komutan)
Ana Tabanca: 105 mm Top
İkincil Tabanca: 7,62 mm Eş Eksenli Makinalı Tüfek
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafınca geliştirilen Hürkuş, Hava Kuvvetleri Komutanlığının eğitim ihtiyacını karşılamanın yanı sıra Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına operasyon bölgesinde yakın hava desteği sağlaması için geliştiriliyor. Bu kapsamda her iki komutanlıkla emekler devam ediyor.
Silahlandırılan Hürkuş-C uçağı için 3 değişik varyant üstüne geliştirme süreçleri devam ediyor. Buna bakılırsa, maliyet etkin ve takvim olarak teslimatı süratli olabilecek varyantlara da kullanıcılarla çalışılıyor.
İlk atış tecrübesi Konya Karapınar’da ROKETSAN’ın LUMTAS füzesiyle meydana gelen Hürkuş-C’nin yeni özellikler ve değişik cephanelerle testleri devam ediyor.
Uçağın Kahramankazan’da meydana getirilen uçuşta kendini koruma özelliği başarıyla kontrol edildi. Hürkuş, eğitim uçağı olma yanında artık silahları ve korunma sistemleriyle yakın hava desteği görevine de hazır hale gelmeye başladı.
Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir, toplumsal medya hesabından Hürkuş-C’nin son testine ilişkin, “Hürkuş eğitim uçağı olma yanında, silahları ve korunma sistemleriyle yakın hava desteği görevlerine de hazır hale geliyor.” ifadesini paylaştı.
Hürkuş-C serisinin son versiyon uçağı ortalama 5 ton ağırlığa haiz olacak ve 1,5 ton yararlı yükü taşıyabilecek.
Lazer işaretleme kabiliyetine haiz mesafe ölçerli kızıl ötesi oldukça bantlı kamerayla gündüz ve gece gözetleme yapılabilecek Hürkuş-C, gerektiğinde yerli roket ve bombalarla vazife icra edebilecek. Hürkuş-C, 35 bin feet irtifa tavanıyla 6 saate kadar havada kalabilecek.
ROKETSAN, TÜBİTAK SAGE ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna ilişkin roket ve cephaneler uçakta kullanılabilecek.
Hürkuş-C, geliştirmeler tamamlandığında kendi sınıfında dünyadaki benzer uçaklarla rekabet edebilecek ve maliyet etkinliğiyle pek oldukça ülkenin talep edeceği bir platform haline gelecek.
Tamamen yerli üretim olan Wattozz, 4 senelik çalışmaların peşinden sonunda piyasaya çıkıyor.
Albayraklar Müdafa A.Ş tarafınca geliştirilen, milli enerji silahı Wattozz barındırmış olduğu özelliklerle oldukça dikkat çekiyor.
Wattozz‘un uzaktan denetim edilebilen mermileri 10 metreye kadar kadar etkili olacağı düzenlenen etkinlik esnasında açıklandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri, askeri üs, liman, tesis ve birliklerin hava tehditlerinden korunması amacıyla değişen atış denetim ve komuta denetim altyapılarına uyumlu şekilde Hisar Füzelerini tasarladı.
Hisar Füzeleri; askeri üs, liman, tesis ve birliklerin hava tehditlerinden korunması amacı ile durağan(durgun) ve döner kanatlı uçaklara, seyir füzelerine, havadan karaya atılan füzelere ve insansız hava araçlarına karşı HİSAR-A 10 +km, HİSAR-O 16 +km menzil aralıklarında kullanılan hava müdafa füzeleridir.
KAPLAN; muharebe ağırlığına bağlı olarak 22-25 Bg/ton güç ağırlık oranında, otomatik şanzımanlı, ana muharebe tankları ile ortak hareket kabiliyetine haiz yeni nesil zırhlı muharebe aracı. Vasıta değişik alt sistemlerin entegre edilmesi suretiyle her türlü görevi yerine getirmeye olanak elde eden platform tasarımına haiz.
KAPLAN, balistik malzemelerden, balistik kaynak tekniği ile birleştirilerek yapım edilir. Beden; su sızdırmaz olup, kapaklar ve tapalar su sızdırmaz contalıdır. Güç grubu kabini ile genişletilmiş sürücü bölmesi aracın ön kısmında yer alırken; nişancı ve komutan mahalleri aracın orta bölümde bulunur.
Geriye kalan arka bölümde ise personel taşıyıcı versiyonunda 8 kişilik, tabanca kuleli versiyonun da ise 6 kişilik personel (manga) kısmı yer alır.Sürücüye, vasıta içinden dışarıyı seyretme ve çepeçevre görüş imkanı elde eden lazer korumalı cam periskoplar mevcuttur.
İleri gözetleme, anti- tank ve komuta denetim benzer biçimde hususi maksatlı görevleri yerine getirmek suretiyle tasarlanmış bir araçtır.
Vasıta tüm operasyonel gereksinimlere yanıt verecek şekilde kurgulanmıştır.
25-30 Bg/ton gücündeki vasıta 1.9 m’lik düşük bir siluete ve amfibi özelliğe haizdir. 5 kişilik mürettebatı bulunan vasıta hiçbir hazırlık gerektirmeden derin ve akıntılı suda operasyon yapabilir.
Aracın sudaki arttırılmış manevra kabiliyeti ise, arkasında konumlandırılan iki tane su jeti ile sağlanmaktadır. Vasıta, suda nokta (Pivot) dönüşü yapabilmekte ve bununla beraber arzu edildiğinde suda geri istikamete doğru hareket edebilme kabiliyetine haiz.
Pars, mayınlara ve el yapımı patlayıcılara karşı korumalı olan aracın gövdesi, balistik malzemeden üretildi. CH-47 Chinook ağır yük helikopteri dahil her türlü askeri kargo uçağı ile taşınabiliyor.
Konya’da bir yazılım şirketi, bilhassa Doğu ve Güneydoğu’da terör örgütü PKK’ya karşı savaşım veren asker ve polisin kullanabilmesi için ‘Ankerot’ adını verdiği tank görünümlü uzaktan kumandalı mini insansız vasıta üretti.
Türk ordusunun amfibik zırhlı aracı Kunduz-Azmim, hem karada hem de suda vazife yapabiliyor.
FNSS tarafınca üretilen zırhlı istihkam aracı, cenk esnasında en tehlikeli sonuç bölgelerde dahi vazife alabiliyor.
Aracın üstünde; termal kamera, sis havanları, 2 tane su jeti, iklimlendirme ve KBRN Sistemi, Balast boşaltma sistemi, dozer bıçağı içeriyor.
2 personelin kullandığı vasıta; karada saatte 45, su da ise 8.6 kilometre hız yapabiliyor. Azami 400 kilometre yol yapabilen zırhlı vasıta, nokta dönüşü de yapabiliyor.
Yüksek taktik ve teknik özelliklere haiz yeni nesil oldukça tekerlekli modüler bir vasıta olan ARMA; üstün hareket kabiliyeti, yüksek mayın ve balistik koruma ile orta ve yüksek kalibre tabanca sistemi entegrasyon opsiyonlarına haiz. Arma, en sıkıntılı arazi koşullarında bile hizmet verebilmekte.
Adını korunması yönüyle Kirpiden alan bu vasıta BMC tarafınca üretilmekte. Tasarım ve üretim amacı mayına karşı dayanıklı zırhlı personel taşıyıcı olan kirpinin başlıca kullanıcısı Türk Silahlı Kuvvetleridir.
Tulpar, A400M ile taşınabilirlik, modüler koruma yapısı, elektronik alt yapı ve düşük siluet benzer biçimde teknik ve taktik özellikleri ile geleceğin zırhlı muharebe aracı. Geniş iç hacmi, yüksek taşıma kapasitesi ve esnek mimarisi ile gelecekte ortaya çıkabilecek zırh ve vazife donanımı gereksinimlerine yanıt verebilecek genişleme kapasitesine haiz.
Otokar firmasının ürettiği bir öteki zırhlı personel taşıyıcı ise Otokal Ural. Tamamı zırh sacından üretilmiş personel kabini ile değişik tehditlere karşı sağlamış olduğu üst düzey personel korumasına ilave olarak; geniş iç hacmi ve koltuk ara mesafeleri, ergonomik tam boy koltukları, süspansiyonu ve sınıfındaki en büyük lastik ebadı yardımıyla personel konforunu da en üst seviyede tutuyor.
Otokar Cobra, Otokar şirketi tarafınca 1997 senesinde üretimine başlanan bir zırhlı personel taşıyıcı aracı. Azami 110 km hıza çıkabilen araçta bir tane 1 × 7.62 mm yada 12.7 mm makineli tüfek bulunuyor.
9 personel taşıma kapasiteli lastik tekerlekli 4×4 Cobra Zırhlı Aracın amfibik versiyonu da bulunmakta. Kazakistan Silahlı Kuvvetleri ihtiyacı için Otokar şirketi Kazakistan Engineering şirketi ile 2011 senesinde meydana getirilen antak kalma doğrultusunda ortak lisanslı üretim yapılıyor.
ASELSAN’ın Türk ordusu için hususi olarak geliştirdiği ASYA, arazide koşmayı, zıplamayı, tırmanmayı kolaylaştırıyor.
Fizyolojik yorgunluğu minimuma indiren ASYA yardımıyla sıkıntılı koşullarda askerlerimizin direnci de artırılmış oluyor.
Pendik’teki Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı İstanbul Tersanesi’nde 2005 senesinde ilk deposu yaralanan TCG Heybeliada, 27 Eylül 2008 tarihinde suya indirildi.
ASELSAN’ın Ejder Yalçın 4×4 Zırhlı Muharebe Aracı’na entegre etmiş olduğu Tanksavar Roket Atıcı Sistemi’ne ilişkin atış testleri başarıyla yapılmış oldu.
Nurol Makina’nın NMS 4X4 aracıyla ilk kez Katar’a ihraç edilen ve böylece bir ordunun envanterinde yer edinen Tanksavar Roket Atıcı Sistemi’nin geliştirilmesi, entegrasyonu ve yeni versiyonlarına ilişkin emekler sürüyor. Kullanıcı etkileşimini en aza indirecek şekilde tasarlanan sistem, bilgisayarlı atış denetim kabiliyetine haiz bulunuyor.
Sistem, modüler yapısı yardımıyla kule üstünden Kornet, Hellfire, Javelin, Shershen ve OMTAS benzer biçimde tanksavar güdümlü mermileri ateşleyebiliyor. Seçilen füzenin güdüm sistemine bakılırsa kule üstüne RF yada lazer işaretleyici yerleştirilebiliyor. Roket sayısı, kullanıcı taleplerine bakılırsa değiştirilebiliyor. Füzelere ilave olarak sisteme yakın koruma maksatlı 7,62 milimetre ve 12,7 milimetre makineli tüfekler ile 25 milimetre top entegre edilebiliyor.
ASELSAN, Tanksavar Roket Atıcı Sistemi’nin zırhlı vasıta üstündeki performansını Ejder Yalçın 4×4 Zırhlı Muharebe Aracı ile değerlendirdi. Atış testleri, Konya Karapınar’daki kontrol sahasında gerçekleştirildi. Atışlarda hedefler etkili şekilde vuruldu. Sistem testten başarıyla geçti.
Atış testine ilişkin görüntüler ise hem Ejder Yalçın’ı hem de Tanksavar Roket Atıcı Sistemi’ni envanterine katan Katar’da düzenlenen Doha Internasyonal Deniz Müdafa Fuarı ve Konferansı’nda (DIMDEX 2018) paylaşıldı.
ASELSAN’ın Müdafa Endüstri Teknolojileri AŞ ve Katar Müdafa Bakanlığına bağlı Barzan Tüm ortaklık ile kurduğu BARQ (Şimşek) ortaklığının standında Tanksavar Roket Atıcı Sistemi’nin yeni tasarımı, atış testi görüntüleri eşliğinde sergilendi. Fuardaki yeni Tanksavar Roket Atıcı Sistemi’nin merkezinde makineli tüfek, iki yanında ise ikişer tane tanksavar roket fırlatıcı içeriyor.
Türk müdafa sanayisinin önder şirketlerinden ASELSAN, Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak suretiyle tüm müşterilerine emsalsiz ürün ve sistemler sunmak için çalışmalarını sürdürüyor. 
Alınan bilgiye bakılırsa, ASELSAN uzaktan komutalı tabanca sistemi ürün ailesinin en yeni üyesi NEFER, Kazakistan’ın sıkıntılı kış koşullarında denendi.
Alan kişi testlerini başarıyla tamamlayan NEFER, atışlarda gösterdiği performans ile yetkililerden tam not aldı. 
Milli Müdafa Bakanlığı da NEFER’in Kazakistan’daki testleri başarıyla geçtiğini resmi Twitter hesabından duyurdu.
Batı yada Doğu menşeli 25/30 milimetrelik otomatik topların ve antitank füzelerinin takılabildiği, üstünde 7.62 milimetre eş eksenli silahın bulunmuş olduğu NEFER tabanca sistemi, hafifliği ve düşük silüetiyle de pazarda bir ilk olma hususi durumunu taşıyor.
Firmanın fuarda en dikkat çeken ürünlerinden KORHAN tabanca kulesi de bu sürede hazır hale getirildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığının gereksinimleri dikkate alınarak geliştirilen KORHAN’ın üretimi için gereksinim ve tedarik makamlarının kararları umut ediliyor.
ASELSAN, gelişen teknolojiler ve değişen gereksinimler doğrultusunda çalışmalarını sürdürerek yeni emsalsiz ürünlere imza atıyor. Geçen yıl İstanbul’da düzenlenen Internasyonal Müdafa Sanayii Fuarı’nda (IDEF 2017) bir takım yeni ürününü tanıtan ASELSAN, geçen sürede bu ürünlere yönelik emekler gerçekleştirmiş oldu.
KORHAN, muharebe sahası gereksinimlerini en ileri teknolojik olanaklardan yararlanarak karşılamak suretiyle geliştirdi. Yüksek ateş gücüne haiz, gelişmiş hedef tespit ve takip sistemleriyle donatılan KORHAN, kendini koruma ve çevresel farkındalık sistemleriyle kullanıcı ve sistem bekasını en üst seviyede sağlayabiliyor. 
Sistemde, ana tabanca olarak yüksek atım hızına haiz 35 milimetre top kullanılıyor. Söz mevzusu top Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafınca üretiliyor. KORHAN, herhangi bir dışa bağımlılık olmaksızın Türkiye’de üretilen 35 milimetre parçacıklı cephanesi kullanma kabiliyetine haiz bulunuyor.
Müdafa sanayisinde 30 binden fazla aracı Türkiye’nin yanı sıra 30’dan fazla dost ve bağlaşık ülkenin silahlı kuvvetleri ve güvenlik güçleri tarafınca etken olarak kullanılan Otokar, EFES-2018’de Cobra II Yük Taşıyıcı Zırhlı Aracı ilk kez sergileyecek.
Cobra II platformu üstüne geliştirilen Cobra II Yük Taşıyıcı Zırhlı Vasıta, Cobra II’nin haiz olduğu üstün arazi ve manevra kabiliyetine haiz. Vasıta, gece ve gündüz, sıkıntılı arazi ve iklim koşullarında, değişik operasyon bölgelerinde ihtiyaca yanıt verebilecek.
Cobra II Yük Taşıyıcı Zırhlı Vasıta, gelişmiş hareket kabiliyetinin yanı sıra operasyon bölgesinde vazife meydana getiren öteki araçlarla uyumlu yüksek koruma sağlayacak.
Yüksek taşıma kapasitesiyle dikkat çeken vasıta, 2,5 ton yararlı yük taşıma imkanı sunuyor.
Cobra II Yük Taşıyıcı Zırhlı Vasıta’ın üstün hareket kabiliyeti, gerek meskun mahalde gerekse kırsal alanlarda, her türlü sıkıntılı saha koşulunda hizmet verebilmesini sağlıyor. Ek olarak gerektiğinde meskun mahal operasyonlarında etken olarak da kullanılabiliyor.
Vasıta, yük taşıma amacının haricinde değişik görevler de yerine getirebiliyor. Aracın kasasına monte edilen uçaksavar silahıyla hem yakın koruma hem de beraber kendini savunabilecek ateş gücü sağlanıyor.
Aracın en büyük avantajını Cobra II ile aynı platform üstünde geliştirilmiş olması oluşturuyor. Bu sayede envanterdeki öteki Cobra II’lerle birliklere standart yedek parça kullanımı kolaylığı sağlanıyor, düşük işletme ve bakım maliyeti sunuluyor.
Kontrol atışları başarıyla meydana gelen Boran ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin lojistik ve taktik manevra kabiliyeti büyük seviyede artırılacak. Benzer sistemlere bakılırsa oldukça daha hafifçe yapısı yardımıyla helikopterle harekat bölgesine rahatça taşınabilen Boran’ın seri üretimine bu yıl sonu itibarıyla başlanması planlanıyor.
105 milimetrelik obüs sisteminin tekrardan geliştirilmesi sonucunda ortaya çıkan tabanca için eski tabanca sisteminin parçaları değiştirildi. 17 kilometreyi tesir altına alabilen tabanca, 1700 kilo ağırlığı ile Sikorsky S-70 helikopteriyle harici yük, Chinook CH-47 helikopteriyle de hem harici hem dahili yük olarak taşınabiliyor
Klasik mevzilenme prosedürlere gereksinim olmadan hedefe yönelme yapabilen tabanca kara, hava ve denizden intikal esnasında konum ve yön bilgilerini güncelleyerek –32 ile +44 aşama aralığında 8 saat kesintisiz atış yapabiliyor.
Mobil iletişim için ordumuzun hizmetine sunulacak olan Coğrafi Çözümleme Sistemi (CAS) geçtiğimiz günlerde tanıtıldı.  
Efes 2018 Tatbikatı çerçevesinde sergilenen ve şu ana dek oldukça başarı göstermiş sonuçlar alan uygulama, hemen hemen sivil kullanıma açılmadı. Geçtiğimiz yıl bir dönem sivil kullanıma oluşturulan sadece kısa bir süre sonrasında yayından kaldırılan uygulamanın yeni dönemde kullanıma açılması umut ediliyor.
Mevzuyla ilgili Baykar Teknik Müdürü olan Selçuk Bayraktar bir tweet atarak uygulamayı halka duyurdu: “Milli “Google Earth” diyebileceğimiz CAS (Milli Coğrafi Çözümleme Sistemi) ve SIHA’larımızdan yerdeki tablete canlı görüntü aktaran KUZGUN sistemi de Efes Tatbikatı’nda görevde.”
Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde meydana gelen tatbikata katılan TCG Bayraktar’ı gezen gazetecilere gemiyle ilgili informasyon verildi.
Anadolu Tersanesi’nin, yerli müdafa sanayisinin mühim bir parçası olan TCG Bayraktar, 2014 senesinde kızağa alındı ve 2017 Nisan ayında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildi.
Yüzde 72’lik millilik oranına haiz Bayraktar, tek tekneli, deplasman tipi ve tamamen çelik konstrüksiyon olarak inşa edildi. Üst binası balistik korumalı olan vapur, nükleer, biyolojik ve kimyasal saldırılar için tam personel korumasına haiz bulunuyor.
TCG Bayraktar, Türkiye’de {özel sektör} tersanelerince inşa edilen en büyük ve ileri teknolojiye haiz harp gemisi özelliği taşıyor. Sınıfında dünyanın en büyüğü olan geminin boyu 139 ve eni 19,60 metre, bir tabur asker ve 13 tank taşıyabiliyor.
Gemide 15 tonluk genel maksat helikopterinin iniş ve kalkışına olanak sağlayacak helikopter platformu içeriyor. Yükleme ve boşaltma işlemlerini sağlayabilmek amacıyla geminin üç tarafında birer kapak bulunuyor. Gemide ek olarak her biri 8 ton yük yada 40 şahıs taşıyabilen, 20+ knot sürat yapabilen 4 LCVP çıkarma aracı içeriyor.
Vapur, bin 200 ton yük yada tank, zırhlı vasıta ve öteki araçları taşıma kapasitesine haiz bulunuyor.
TCG Bayraktar, ikmal yapmadan 30 gün denizde kalabiliyor ve 5 bin deniz milinden fazla yol alabiliyor. Bayraktar, 2 metrelik sığ sulara kapak atabiliyor. Gemide yerli üretim komuta denetim sistemi ve stabilize makineli tüfek platformu ile pek oldukça elektronik ve tabanca sistemi içeriyor. Bayraktar, geniş muhabere ve elektronik imkanlarıyla komuta denetim, hareket ve lojistik vazife fonksiyonlarına katkı sağlamanın yanı sıra gerektiğinde organik afet yardım görevlerini de yerine getirebilecek kapasiteye haiz bulunuyor.
Kan testi yapabilecek seviyede sıhhi donanımı da bulunan gemide ameliyat dahi gerçekleştirilebiliyor.
EFES-2018 Birleşik Ortaklaşa Fiili Atışlı Tatbikatı’nda ilk kez kullanılan geminin görevi, bir tabur askeri 14 gün süresince ikmal amaçlı muhafaza etme ve sahile intikal ettirmek oldu.
Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirdirme Vakfı kuruluşu olan ASELSAN’ın lazer müdafa sistemleri programının son aşamasında saha testleri yapılmış oldu. LSS isminde olan sistem, arazi ve meskun mahal kullanımı için zırhlı vasıta üstüne entegre edildi.
Testlerde LSS’nin hareketli bir kara aracı üstünde istenen bölgeye hızlıca intikali, peşinden el yapımı patlayıcılara, branda, örtü benzer biçimde geçici yol engelleyicilere, hücum ya da danışma amaçlı uçan ticari drone’lara karşı etkinliği yayınlandı. LSS, altına patlayıcı madde bağlanmış ticari insansız hava aracını güvenli bir mesafede patlatmayı başardı.
Sistem yardımıyla mini insansız hava aracının kamerası da yakılarak etkisiz hale getirildi. Atım maliyeti kuruş düzeyinde olan sistem ile aracın yakıtı olduğu sürece kesintisiz atış yapılabiliyor.
Güvenlik güçlerinin kullanımına sunulan insansız araçlara bir yenisi ekleniyor. Katmerciler tarafınca geliştirilen ve ASELSAN tabanca sistemi entegre edilen Uzaktan Kumandalı Atış Platformu’nun (UKAP) ilki sahada vazife halletmeye hazır hale getirildi.
Hareket performansı ve atış kabiliyeti talepler doğrultusunda geliştirilen UKAP, son olarak hareketli atış testlerinden başarıyla geçti.
FNSS tarafınca Tabanca Taşıyıcı Vasıta  (STA)  Projesi için geliştirilen Pars 4×4 Tanksavar Aracı, Paris’teki Eurosatory Internasyonal Müdafa ve Güvenlik Fuarı’nda görücüye çıktı.
Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacını karşılamak suretiyle geliştirilen Pars 4×4’ün lansmanı için sektörün dünyadaki en mühim fuarı olarak gösterilen Eurosatory seçildi.
Fuarda, Pars 4×4 STA’nın kalifikasyon testleri için üretilen 2 prototipinden biri sergileniyor. Eurosatory ziyaretçileri, FNSS standında, kalifikasyon testlerine hazır bir aracı yakından araştırma fırsatı buluyor. Proje kapsamında üretilen 2 prototip, üretici doğrulama testlerinin peşinden gelecek aylarda kalifikasyon testlerine doğal olarak tutulacak.
Pars 4×4 STA, her türlü arazi şartında, sürati ve yüksek manevra kabiliyetiyle düşmana ilişkin tanklar ve öteki zırhlı unsurları uzak mesafeden imha edip, kısa sürede mevzi değiştirerek ikinci hedefi ateş altına alabilecek kabiliyetlere haiz olarak geliştirildi. FNSS, tecrübesi ve yenilikçi yaklaşımıyla bu sıkıntılı gereksinimleri bir arada karşılayacak, oldukça hususi bir amfibi vasıta ortaya çıkardı.
Aracın en dikkati çeken hususi durumunu, güç grubunun, aracın arkasında yer alması oluşturuyor. Bu yerleşim, soğutma ızgarası ve egzozunun da üst bölümde bulunmasıyla Pars 4×4’e, hiçbir hazırlık yapmadan suya giriş imkanı ve dolayısıyla sınıfının en üstün amfibi kabiliyetini kazandırıyor. Ek olarak Pars 4×4’ün, daha yüksek hızlıca manevra yapabilmesine de olanak sağlıyor. Sadece güç grubu arkada bulunan bir aracın haiz olabileceği tüm bu özellikler, Pars 4×4’ün, atış sonrası konumunu terk edip, tehlikeden hızlıca uzaklaşabilmesine olanak veriyor.
Türk müdafa sanayisi, hücum amacıyla kullanılan “drone”ları etkisiz hale getirmek için yeni bir çözüm geliştirdi.
Geleneksel güvenlik önlemleriyle tespit edilmeleri oldukça güç olan “drone”ların, tüm dünyada düşman unsurlar yada teröristler tarafınca danışma yada hücum amaçlı kullanımı yaygınlaşıyor.
Meteksan Müdafa, SDT ve Tamgör Elektronik, değişik alanlardaki uzmanlıklarını birleştirerek bu tür tehditlere karşı Kapan Drone Savar Sistemi’ni geliştirdi.
İHA ve SİHA’ların yazılımsal çözümler ile desteklenmesi, fizyolojik kabiliyetlerinden oldukça daha öneme haiz. Bu kapsamda mobil canlı gösterim yazılımı Kuzgun tanıtıldı.
Efes 2018 Birleşik Ortaklaşa Fiili Atışlı Tatbikatı’nda tanıtılan uygulama, Baykar Makina ve paydaşları tarafınca geliştirildi.
Bayraktar TB2’den gelen görüntüler, Kuzgun ile canlı olarak fuar alanındaki iştirakçilerin mobil cihazlarına aktarıldı.
Güvenlik ve performans testlerini başarıyla geçen Kuzgun, uçtan uca şifrelemeile görüntüleri askeri ağdan mobil web ağına güvenli şekilde aktarabiliyor.
Sistem yardımıyla bölgede bulunan askeri personel, İHA ve SİHA‘lardan gelen görüntüleri anlık olarak mobil cihazında görebilecek.
ASELSAN, dünyada hemen hemen gelişme aşamasında olan elektromanyetik fırlatma sistemlerine yönelik çalışmalarında ulaşmış olduğu noktayla dikkati çekti.
Elektromanyetik fırlatma mevzusunda 2014’ten bu yana emekler yürüten ASELSAN, geçen yıl Internasyonal Müdafa Sanayii Fuarı’nda (IDEF), Tufan Elektromanyetik Top Sistemi’ni tanıttı.
Saniyedeki hızı 2 bin-2 bin 500 metre, doğrusu ses hızının 6 katından fazla olduğu belirtilen sistemle geçen sürede atış testleri gerçekleştirildi.
Tufan’ın ön prototipiyle Konya-Karapınar’da meydana gelen atışlı testlerde cephane, ses hızının 9 katı hızla hedefe gönderildi.
Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir’in de katılmış olduğu testlerde, saniyede 3 bin metre namlu çıkış hızı sağlanarak üstün dereceli kırıldı. Bu kıymet, barut kullanan klasik silahların mermiyi atma hızının ortalama 3 katına karşılık geliyor.
Elektromanyetik fırlatma sistemleri, geleceğin hava müdafa silahı olarak gösteriliyor. Bu teknoloji kullanılarak geliştirilen ve “railgun” isminde olan silahların oldukça uzun mesafelerde etkili olması, müdafa alanında mühim bir kuvvet çarpanı olarak yer alması öngörülüyor.
Mühimmatın namludan yüksek hızla çıkması, klasik silahlara nazaran oldukça daha uzun menzillere atış yapılabilmesi anlamına geliyor. Türkiye’de geliştirilecek akıllı cephaneler ile beraber “railgun” sistemleri hem uzun menzilli kara topçu silahı hem de oldukça etkili bir hava müdafa silahı olarak kullanılabilecek.
Elektromanyetik fırlatma sistemleri yardımıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin kimyasal patlayıcı kullanılan konvansiyonel silahlara bakılırsa oldukça daha etkili tabanca sistemlerine haiz olması sağlanacak.
Türkiye, elektromanyetik fırlatma sistemleri mevzusunda yürütülen emekler yardımıyla birçok yeni teknolojikazanacak.
Bu mevzuda ABD başta olmak suretiyle Almanya, Fransa, Çin, Rusya, Cenup Kore benzer biçimde ülkelerde de emekler yürütülüyor.
ASELSAN, bu alanda geliştireceği ürünlerle dünyanın önde gelen üreticilerinden birisi haline gelmeyi hedefliyor.
Makine Mühendisliği Kısmı öğrencileri Ahmet Can Şuyun, Petek Ellialtıoğlu, Arda Karabey, Tutku Güzelcan, İlyas Kocaer, Damla Leblebicioğlu ve Berk İzgi Danış, Endüstri Odaklı Bitirme Projesi etkinliği kapsamında ROKETSAN için Dikey Atış Sistemi üstünde çalıştı.Müdafa alanında Dikey Atış Sistemi benzer biçimde ürünlerin yurt içinde geliştirilmesi hem maliyet hem de ülkenin kendi taktik gereksinimlerine uygun çözümler üretilmesi açısından ehemmiyet taşıyor.
Bilkent Üniversitesi bünyesinde bu ihtiyaçlardan yola çıkılarak, Dikey Atış Sistemi’nin prototipinin tasarlanması, geliştirilmesi ve üretilmesine çalışıldı. Bu mevzuda kapsamlı literatür emek harcaması gerçekleştirildi. Proje ekibi, mevcut ürünlerdeki sınırlılıkları ortadan kaldırmaya ve ROKETSAN’ın belirttiği gereksinimler doğrultusunda tasarımı şekillendirdi.
Proje kapsamında doğru ve süratli konumlandırma ve ateşlemeyle hedefin vurulmasını sağlayacak bir sistemin ortaya konulmasına çalışıldı. Öğrencilerden İlyas Kocaer’in verdiği bilgilere bakılırsa, ekip, minimum 3 değişik cephanesi, toplamda ise 6 cephanesi atabilecek roketatar prototipi geliştirdi.
Sistem, yatay eksende 360 aşama hareket edebiliyor ve oldukça sayıda tur atabiliyor. Tüm hareketler ateşlemeye gereksinim olmaksızın mekanik olarak gerçekleştiriliyor. Roketatarın 6 namlusu da bağımsız olarak dikey eksende 90 aşama vazife yapabiliyor. Komutlar sisteme, vasıta bilgisayarından bir arayüz üstünden gönderiliyor.
Mevcut ürünlerde hareket kısıtlılığı, değişik tipte cephaneleri atamama ya da sistemin korunmasına yönelik kısıtlılıklar bulunuyor. Geliştirilen Dikey Atış Sistemi, yatay ve dikey eksendeki geniş hareket alanı, değişik tipte cephaneler atabilmesi ve korumaya yönelik mekanizmalarıyla benzer ürünlerden üstünlükler taşıyor.
Sistem yardımıyla aynı operasyonda değişik tipteki hedeflere değişik cephaneler kullanılması mümkün olabilecek.
Ağırlığı 60 kilogram olan sistem, yatay ve dikey eksende saniyede 20 aşama hareket edebiliyor. Sistem, yüksek hareket olanaklarıyla geniş bir alanda hedeflemeye olanak veriyor. Dikey Atış Sistemi, hem kara hem de deniz platformlarında kullanılabilecek.
İlk uçuşunu başarıyla meydana getiren Türkiye’nin emsalsiz helikopterinin motor ihtiyacının yerli olarak karşılanmasına yönelik Müdafa Sanayii Başkanlığının koordinasyonunda TUSAŞ Motor Sanayii AŞ’nin (TEI) yürüttüğü projede, mühim kilometre taşlarından biri daha başarıyla aşıldı.
Alınan bilgiye bakılırsa, motorun kalbini oluşturan çekirdek motorun ön prototip imalatının tamamlanması ve ilk ateşlemenin başarıyla gerçekleştirilmesi sonrasında proje yoğun şekilde sürdürülüyor.
Turboşaft Motor Geliştirme Projesi’nin 8 senelik süresinin 1,5 senelik süreci geride kaldı. TEI, projede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a verilen söz doğrultusunda 5,5 senelik sürede gelinecek noktaya 4 yılda gelmeyi hedefliyor. T625’in yerli motorla ilk uçuşunu 2021 yılının ilk yarısında yapması amaçlanıyor. Proje kapsamındaki emekler bu hedef doğrultusunda hızlandırıldı.
Türk müdafa sanayisi, hava platformlarının hedefleme, bulgu ve gözetleme görevlerinde tehlikeli sonuç rol oynayan bir sistemi başarıyla millileştirerek güvenlik güçlerinin kullanımına sundu.Elektro-Optik Bulgu, Gözetleme ve Hedef Tespit Sistemi (Cats) HD gece/gündüz kamerası, Müdafa Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen Anka-S Projesi kapsamında yerli teknoloji imkanları en üst düzeyde kullanılarak ASELSAN tarafınca geliştirildi.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafınca uydu kontrollü insansız hava aracı Anka-S’ye entegre edilen Cats’in kabulleri 25 Eylül’de başarıyla tamamlandı ve sistem envanterdeki yerini aldı.
Geliştirme emek harcamaları kapsamında 500 saat uçuş testi meydana getirilen ve sıkıntılı çevre şartlarına uygun kalifikasyon testleri başarıyla meydana gelen Cats, kabulle beraber operasyon sahasında kullanılmaya başlandı.
Lazer işaretleme özelliğiyle öteki hava araçları ve yüklü olduğu İHA sisteminin taşımış olduğu tabanca sistemlerine hedefleme kabiliyeti de elde eden Cats, rakiplerine eşdeğer full HD görüntü verme kabiliyetine haiz bulunuyor.Cats, Türk müdafa sanayisi tarafınca üretilen hava platformlarının ihracatı açısından da ehemmiyet taşıyor. Anka-S, bu yerli yararlı yük kabiliyetiyle ihracat sahasında enerjisini daha artırarak mühim milli teknoloji adımlarından birini daha başarıyla elde etmiş oldu.
ASELSAN, dünyada sınırı olan sayıda ülkenin çalmış olduğu ve yakın geleceğin en mühim su altı silahlarından olması beklenen Hard-Kill Torpido (Torpidoya Karşı Müdafa Torpidosu) mevzusundaki çalışmalarını güvenli adımlarla sürdürüyor.
Denizaltılar ve gemiler için torpido tehdidine karşı en etkin müdafa, soft-kill (işlevsel imha) ve hard-kill (fizyolojik imha) şekillerinin beraber kullanılmasıyla sağlanıyor.
ASELSAN, bu teknolojilerin geliştirilmesine yönelik bir süredir emek harcama yürütüyor.
Şirket, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu desteğiyle yürüttüğü emekler kapsamında kısa süre içinde Torpidoya Karşı Müdafa Torpidosu Tork’un prototipini üretti ve deneyim etmeye başladı.
Tork, Türkiye’de ilk kez milli olarak geliştirilen sonar arayıcı başlığıyla meydana gelen deniz testlerini başarıyla tamamladı.
Testler kapsamında Tork, su üstü hedeflerini sonar arayıcı başlığıyla tespit edip kendi güdümüyle hedeflere başarı göstermiş şekilde yöneldi. Türkiye’de ilk kez meydana gelen bu testlerle torpido ve torpido karşı önlem alanında tehlikeli sonuç bir eşik daha geçildi.
ASELSAN’ın gemilerin torpidolara karşı savunulması amacıyla tamamen milli olarak geliştirdiği, emsalsiz donanım ve yazılıma haiz Tork ile yüksek kıymetli unsur olarak tanımlanan ve stratejik öneme haiz gemiler, denizlerde daha güvenli seyir yapma olanağına kavuşacak.
Tork, gemilere ve denizaltılara karşı atılacak akustik güdümlü/güdümsüz, tel güdümlü ve dümen suyuna güdümlü torpidoları sonar arayıcı başlığıyla bulabilecek ve gelişmiş algoritmalarıyla torpidoya en yakın mesafede infilak ederek vazife yapması imkansız hale getirecek bir fizyolojik imha (Hard-Kill) tedbiri olarak geliştirildi.
Kara Kuvvetleri Komutanlığının gereksinim duyan “yeni nesil tank avcılarının” geliştirilmesine yönelik projede ortaya çıkan araçlar ve tabanca sistemi, testlerde başarı göstermiş bir imtihan verdi.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı için geliştirilen “yeni nesil tank avcıları” atış testlerinde yüksek performans gösterdi.
STA Projesi kapsamında geliştirilen paletli ve tekerlekli araçların seri üretimlerinin 2021’de tamamlanması ve 260 aracın tamamının Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi planlanıyor.
Araçlarda FNSS tasarımı, uzaktan komutalı, insansız bir tanksavar kulesi bulunuyor. Balistik korumaya da haiz kulede, 2 tanksavar füzesi ve 1 tane 7,62 milimetre makineli tüfek içeriyor.
Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanı İsmail Demir,  Twitter hesabından yapmış olduğu paylaşımda, PUHU hakkında informasyon verdi.
Sistemin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sağlayacağı avantajlara işaret eden Demir, şunları kaydetti:”PUHU taşınabilir dinleme ve kestirme sistemleri son operasyonlarda etkin şekilde kullanılarak TSK’ya elektronik harpte mühim üstünlük sağlamış oldu. Bu süreçte PUHU’ya ek kabiliyetler kazandırılması için Ar-Ge emek harcamaları devam etti ve teknolojik ilerlemeler kaydedildi.
PUHU, artık yerli, milli yazılım ve donanımlarla drone tespit kabiliyeti kazanacak. Uzaktan komuta ve işletim özelliğine de kavuşacak sistemin vasıta üstüne entegre mobil versiyonu üretilecek. Yeni PUHU’nun ilk teslimatlarını bu yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.”
ASELSAN’ın Oldukça Maksatlı Amfibi Saldırı Gemisi TCG Anadolu için geliştirdiği PİRİ Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi’nin (KATS)  yapınak kabul testleri, Cumhurbaşkanlığı Müdafa Sanayii Başkanlığı, ARMERKOM, Sedef Tersanesi ve ASELSAN mensubunun katılımıyla firmanın Akyurt Tesisleri’nde gerçekleştirildi.
PİRİ-KATS, hizmete girdiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin en büyük platformu olacak Oldukça Maksatlı Amfibi Saldırı Gemisi TCG Anadolu’nun liman ve seyir durumunda tehdit tespiti ve takip edeni için en mühim sistemlerinden birini oluşturacak.
​PİRİ-KATS, deniz platformları için eylemsiz olarak hava ve deniz araçlarını ve füzeleri tespit ve izlemek amacıyla yüksek performanslı bir kızılötesi arama takip sistemi olarak geliştirildi. Sistem, devamlı bakan sensörleri yardımıyla tehditlere karşı aralıksız koruma sağlıyor. ​PİRİ-KATS, eşzamanlı Çift-Band IR Görüntüleme özelliği yardımıyla her hava ve tüm ışık koşullarında, büyük yükseliş görüş alanıyla da tüm tehditlere karşı tam koruma ve uyarı sistemi görevi görüyor.
Orta dalga (MW) ve uzun dalga (LW) olmak suretiyle dünyada çift bantta çalışan ilk kızılötesi arama ve takip sistemi olan PİRİ-KATS, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının gereksinimleri göz önüne alınarak, deniz platformlarına 360 aşama farkındalık sağlanması amacıyla geliştirildi ve cenk yönetim sistemine tam uyumlu bir tespit ve takip sistemi olarak vazife meydana getirecek.
PİRİ-KATS, 120 derecelik görüntünün dış pencereler yardımıyla toplanıp, optik yollar yardımıyla detektöre ulaştırılmış olduğu Sensör Birimi, bu birimin en sıkıntılı deniz koşullarında bile tespit ve takip yapabilmesi için kullanılan Stabilizasyon Birimi ve sayısal hale çevrilen görüntünün işlendiği tespit ve takip işlevlerinin yerine getirilmiş olduğu Elektronik Birim olmak suretiyle 3 ana birimden oluşuyor.
Gemiye yerleştirilen 3 sensörle 360 aşama kapsama elde eden sistem, panoramik olarak yarattığı görüntüyle değişik deniz koşullarında kullanıcıya eylemsiz şekilde tespit ve takip imkanı veriyor.
5 binden fazla alt malzemeden oluşan sistem, emsalsiz ve yerli optik tasarımı, aynı anda 150 hedefi takip edebilme benzer biçimde kabiliyetleriyle ASELSAN’ın haiz olduğu teknolojiler ve sunmuş olduğu ürünler açısından hususi bir ehemmiyet taşıyor.
Sistem, entegrasyon, devreye alma, liman ve deniz kabul testlerinin tamamlanmasıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslimi planlanan TCG Anadolu ile envantere kazandırılacak. PİRİ-KATS’ın Barbaros Sınıfı Firkateynlerin Yarı Yaşam Modernizasyonu Projesi ve İ-Sınıfı Firkateyn (MİLGEM-5) Projesi kapsamında da teslimi planlanıyor.